2 mesajdan 1 ile 2 arası gösteriliyor

Öyle çok pazarlik ettim ki seninle ey rabbim..

Sen çağırınca, kendime ayırdığım vakitlerden çalındığını düşündüm. Ezan okununca, sevdiklerimle geçirdiğim zamanların azalmasından korktum. Vakit girince, içim "cız" etti hep. Odamdan uzaklaştım,bıraktım işimi,bozdum keyfimi; öylece namaza durdum. Ayak diredim, "az sonra kılsam da olur!" dedim "Az sonra"larım "çok sonralar"a döndü, geç kaldım,geç kalmaktan utanmadım. Sonunda ayaklarımı sürüye sürüye vardım huzuruna. Pazarlığımı vaktin daralmışlığını bahane ederek yeniden ileri...

  1. #1

    Üyelik tarihi
    Apr 2015
    Nereden
    İSTANBUL
    Mesajlar
    1.857
    Thanks
    1.612
    Beğenilmiş
    629

    Standart Öyle çok pazarlik ettim ki seninle ey rabbim..

    Sen çağırınca,
    kendime ayırdığım vakitlerden çalındığını düşündüm.
    Ezan okununca, sevdiklerimle geçirdiğim zamanların azalmasından korktum.
    Vakit girince, içim "cız" etti hep.
    Odamdan uzaklaştım,bıraktım işimi,bozdum keyfimi;
    öylece namaza durdum. Ayak diredim, "az sonra kılsam da olur!" dedim
    "Az sonra"larım "çok sonralar"a döndü, geç kaldım,geç kalmaktan utanmadım.
    Sonunda ayaklarımı sürüye sürüye vardım huzuruna.
    Pazarlığımı vaktin daralmışlığını bahane ederek yeniden ileri sürdüm.
    Kaçıyordu namaz ya; o yüzden çabucak kıldım, selam verdim,
    hemen kalktım, rahatladım.
    Oysa rahatlığı Sana borçluyum.
    Ağrımayan her bir dişim kadar huzur borçluyum Sana.
    Damarlarımın her bir noktasında pıhtılaşmayan kanım kadar
    sükûnet borçluyum Sana.
    Tenimin kaşınmayan her bir noktası kadar rahatlık borçluyum Sana.
    Dişlerim ağrıyacak olsa her biri için harcayacağım zaman Senin.
    Kanım pıhtılaşıp damarlarım tıkanacak olsa,
    her defasında ızdırap ve korkuyla geçireceğim saatlerin hepsi Senin.
    Tenim her noktasında yırtılacakmış gibi acıyacak olsa
    kendi kendime dar geleceğim huzursuz günler Senin.

    Gün oldu; usandım. Sabrımı tükettim; tükendim.
    Kendimi yontmaya heveslendim. Benden istediğin zamanı çok gördüm.
    Benden istediğini, benim için istediğini bile bile,
    huzurunda huzursuz durdum.
    Fazla buldum namazın rekâtlarını; kısaltmak için bahaneler aradım.
    Günümü delik deşik etmeni, işimin arasına kesintiler sokmanı,
    hayatımın ortasına duraklar koymanı, uykumu bölmeni lüzumsuz gördüm.
    "Beni bana bırak'larla durdum huzuruna;
    içim başka bir yerlerin türküsünü söylerken,
    ben seccadende, belki sadece bedenimle, mıhlı kaldım.
    Oysa Sen, dileseydin dar edebilirdin zamanı bana!
    Bir uçurumun dibine savrulmuş bir arabada çaresizce
    Sana yalvartıyor olabilirdin beni.
    Korkulu bir savaşın orta yerinde ateş ve kan kusan bombaların altında
    günümü de, işimi de, uykumu da,
    hatta rüyalarımı da delik deşik etmelerini takdir edebilirdin.
    Düşmeyen bombalar kadar,
    uçuruma savrulmayan arabalar kadar genişlik borçluyum Sana.

    İçten pazarlıktı benimkisi. Öyle içten ki kendime bile söyleyemedim.
    Gözlerimle birlikte gönlümü de secdene kilitlemeyi çok gördüm.
    Kendimi sıfırlamayı,benliğimi hiçe indirgemeyi beceremedim.
    Ensemde kaderin sıcacık nefesini hissedecek o teslimiyetin vadisine inemedim.
    Acelem vardı; alnımı koyduğum gibi kaldırdım seccadeden.
    Bütün benliğimle aşağı inemedim.
    İşim vardı, secdemi işime zaman kazandım.
    Secdeye kalbimi de sığdırmaya çalışmadım.
    Uykum vardı,secdemi sığ bırakıp uykumu derinleştirdim.

    İtirafımdır: Bencilliğimi de sırtıma alıp rükûlarda eritemedim.
    Bedenim eğilirken huzurunda,
    "emrolunduğum gibi dosdoğru olma"nın ağırlığını sırtıma almayı erteledim.
    "Sırası değil'di; "hele dur; sonra da olurdu.
    En Sevgili'ni (s.a.v.) bir gecede ihtiyarlatan emri üzerime alınmadım.

    Sen dileseydin, çocuğumun cılız nabızlarının eşliğinde,
    loş ve neşesiz bir yoğun bakım odasında,
    gözümü de gönlümü de, umutsuzca, çaresizce, ürpertiyle,
    korkuyla bir monitörün ekranına kilitleyebilirdin.
    Dileseydin, yeryüzünün sükûnetini bir anda kesip,
    küçücük bir duvar kıpırtısının gölgesinde,
    mini mini bir sarsıntının beklentisi içinde saçlarıma aklar düşürebilirdin.

    İçten pazarlık mı denir buna? Sen bilirsin Seninle ettiğim pazarlığı.
    Kendime sakladığım ve hatta kendimden de sakladığım sır bu.
    Dilime bile değdirmekten korktuğum,
    ağzıma almaktan utandığım öyle bir sır işte.
    Fısıldaması bile acı veriyor ya...
    Meselâ, uzayınca Fatiha, uzayınca sûre,
    heceler sanki özgürlüğe giden yolu taşlar gibi kestikçe,
    "bitmez şimdi bu namaz!" dediğim çok oldu.
    Ama içimden. Kimseler duymadı.
    Bir Sen duydun beni ey Rabbim. Sırrımı bir Sen bildin.
    Kendimi lüzumsuz hissederken seccadenin üzerinde,
    dudağım anlamına yetişemediğim kelimeler için oynarken,
    Sen beni söylediğimden fazlasıyla duydun,
    söyleyemediğimi de, dile getiremediğimi de bildin.
    Ruhumu alıp uzaklara gittiğim halde, bir bedenimi bıraktığım halde huzurunda,
    kovmadın beni, yakınlığında tuttun.

    İtirafımdır; öyle anlatıldığı gibi özleyebilmeyi beceremedim henüz namazı...
    "Aradan çıkarmaya çalıştığım" oldu namazı.
    Geçiştirdim namazı. Bir "sorun"du çözdüm, hallettim.
    Selam verip sonra yaşamaya başladım...
    Yaşamayı namazın içinde aramalıydım.
    Namazı yaşamanın içine sızdırmalıydım oysa. Bilemedim.
    Kafa tuttum, ayak diredim, pazarlık ettim;
    ama Sen utandırmadın, yine yine yine huzuruna aldın beni.
    Her secdede rahmetinle okşadın alnımı.
    Her rükûda "aferinler" fısıldadın gönlüme.
    Her vakitte yeni bir sayfanın aklığına çağırdın ruhumu.
    Yüzüme vurmadın. Azarlamadın. Aşağılamadın.
    Hepten umut kesmedin benden. Yok saymadın.Utandırmadın.
    Pazarlık ettiğimi Seninle bir Sen bildin ey Rabbim.
    Kimselere söylemedin.
    Sırdaşım Sensin, bir Sana açabilirim içimi,
    bir Senin beni
    ayıplamandan korkmam.
    Ben işte böyleyim;
    yine "bana ait"lerin hesabındayım.
    Başka kime söyleyeyim?
    Başka kimin anlayışından medet umayım?
    AFFET BENİ ALLAHIM


    senai demirci....
    Muhtazaf (11.04.2018),MURATS44 (17.06.2017) Nur Hanım'ın bu ( Konu | Yorum ) 'una Teşekkür etti...
    Konu VuSLaT tarafından (11.04.2018 Saat 21:22 ) değiştirilmiştir.
    Öyle çok pazarlik ettim ki seninle ey rabbim.. Cömertlikte ve yardım etmede akarsu gibi ol, Şefkat ve merhamette güneş gibi ol,
    Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol, Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,
    Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol, Hoşgörürlülükte deniz gibi ol,
    Ya olduğun gibi görün, Ya göründüğün gibi ol...

    Hz.Mevlana

  2. #2

    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden
    Nerden bilecenn
    Yaş
    32
    Mesajlar
    54.834
    Thanks
    418
    Beğenilmiş
    1.095

    Standart Cevap: Öyle çok pazarlik ettim ki seninle ey rabbim..

    Emeğine sağlık canım,,,COK tesekkür ederim...yazarın adını ben yazdım...
    Muhtazaf (11.04.2018),Nur Hanım (11.04.2018) VuSLaT'ın bu ( Konu | Yorum ) 'una Teşekkür etti...
    Benimle konuştu Rabb'im!
    ''Elestü bi Rabbiküm?'' dedi,
    Sonra bir kalp koydu göğüs kafesime,Vur dedi...
    Her düştüğümde kaldırdı,Üzülme olur! dedi..
    Hayatın koşturmacasına kapıldım,
    Ayağıma taş değdirdi, Yavaşla dur! dedi...
    Ne zaman ki bir haksızlık görsem,
    ''Adaletim var, yerini bulur!'' dedi.
    Eğer davanda haklıysan,
    ''Korkma ve dik dur!'' dedi.....RABBİMM dedim....Kulum dedi....

    Öyle çok pazarlik ettim ki seninle ey rabbim..

Cevap Yaz Yeni Konu aç

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)