Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bilen anlar

Muhtazaf

Yardımcı Yönetici (Şair|Yazar)
Yönetici
Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini
bilen anlar ve o değerini bilenin yanında kıymetlidir."
Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisininseviyesini öğrenmek ister.
Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip
iri bir nesne verip: "Oğlum" der, "Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir. Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar. İlk önce bir bakkal dükkânına girer ve "Şunu kaça alırsınız?" diye sorar.
Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir;
sonra:
"Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın" der.

İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği nesneye ancak bir beş lira vermeye razı olur.
Üçüncü defa bir semerciye gider:
Semerci nesneye şöyle bir bakar, "Bu der
" benim semerlere iyi süs olur. Bundan "kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm."
En son olarak bir kuyumcuya gider.
Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce
yerinden fırlar.
"Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden
buldun?" diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder.
"Buna kaç lira
istiyorsun?
" Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?"
"Ne istiyorsan veririm."

Öğrenci, "Hayır veremem." diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:
"Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim."
Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.
Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesi karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta elindeki nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğer tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için herşeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler..
Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasını anlatır.
Bilge sorar: "Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?"
Öğrenci: "Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum, kafam karmakarışık" diye cevap verir.
Bilge hoca çok kısa cevap verir:
"Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bilen anlar ve o değerini bilenin yanında kıymetlidir."
Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden kuyumcular mutlaka vardır.
Mesele kuyumcuyu bulmaktadır...
 

MURATS44

Özel Üye
"Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bilen anlar ve o değerini bilenin yanında kıymetlidir."
Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden kuyumcular mutlaka vardır.
Mesele kuyumcuyu bulmaktadır...

Gerçeken de doğru. bir şeyin kıymetini , onun değerini bilen anlar. Önemli olan kuyumcuyu bulmaksa, olurda bulunursa bunu anlamak gerek. Herşeyin en değerli olduğu yerde mutlaka bir başka güzellikte berabernde gelir. Hikayede bir mücevherden bahsediyor ama , bunuda hayatın geneline yaymak doğru olurdu. Çok güzel mesaj vardı konuda. Emeğinize sağlık üstad. Allah ac razı olsun inşaallah...
 
Üst Alt