Bir özürlü Annesi!

Muhtazaf

Yardımcı Yönetici (Şair|Yazar)
Yönetici

engelli-cocuk-ogretmen-610x225.jpg

Bir annenin duyguları!
Bebeğim olacaktı, heyecanlıydım.
Doğduğunda dünyalar benim oldu.
Allah’ın bir hediyesiydi.
Günler ne zaman geçecek ne zaman anneciğim diyecek ve ne zaman sohbet edecektik.

Oğlum 3 yaşlarına geldi fakat hala düzgün cümle kuramıyordu, tek kelime ile isteklerini söylüyor, parmağı ile gösteriyordu.
Arkadaş aramıyor, olunca da oynamıyordu.
Bir de en önemlisi büyük tuvalet ihtiyacını söyleyemiyordu.
Bir gün doktora gittik ve tanı, OTİSTİK.

Dünyam yıkıldı, ne idi otistik?
İyileşecek mi, ne kadar zamanda.....?
Doktor,
“Her ay, aylık seanslara gelsin, oyun ile konuşmayı öğreteceğiz.” dedi.
Her ay gittiğimde iyileşti mi diye soruyordum.
Meğer asla iyileşmezmiş, ancak eğitimle biraz daha açılırmış.

Kahroluyordum.
Yüzüne baktıkça içim eriyordu, ciğerlerimden sanki duman çıkıyordu, gecelerim, uykularım bölünmüştü artık.

Doktorların tavsiyelerine uyuyor, bol bol soru soruyordum.
Kendi iç dünyasından çıkartıp, insanlara karışması için aklıma ne geliyorsa yapıyordum.
Gardrobun içini yüklük yapmıştım.
Yorganların üzerine çıkıp orada oynamayı çok seviyordu.
Ben de onun yanına gittim, yorganların üzerine oturdum.
Çok hoşuna gitti.
Ben de burayı koz olarak kullandım.
Sayıları, sen ve ben sıfatlarını burada çalıştık, şarkılar söyledik, ortak nokta bulmaya çalıştım.
Sonraları o da benim dünyama karışmaya başladı.

Ona karşıdan karşıya geçmesini öğretiyordum.
1 senede öğrendi.
Ama ona güvenmem gene de 3 seneyi buldu.
Okumayı yazmayı ise 4 yılda öğrendi.

Ne yapalım Otistik böyle işte.
Her şeyi çok yavaş öğreniyor.
En basit sayılar, 4 tane ana rengi bile seneler sonra öğrenebiliyor.
Anne deyişi kaç sene sonraydı.
Sadece parmağıyla “bunu istiyo” derdi.
Hep ağlardım.
Sabır, sabır, sabır.
Hiçbir şeye sabretmek bu kadar ağır olamazdı.
Çünkü düzgün bir cümleyi kurmak seneler alıyordu.
Bazen ağlardı, “Ne oldu oğlum?” derdim, anlatamazdı garibim.
Çünkü algılama ve anlatmada gerilik vardı.
Duygularını içine saklardı, anlatsa boşalacaktı.
Ve elbette ama hissedipte söyleyememek, anlayıpta anlatamamak çok acı olmalıydı.
Arkadaşlarından geri olduğunu da hissediyordu.

Bu sefer yaşı büyüdükçe ben, kendim için değil, onun kendisine üzüldüğü için üzülmeye başladım.

Anaokuluna bile altı bağlanıyor diye kabul edilmezdi.
Kabul etseler de, bir kenarda yer işgal ederdi.
Bir keresinde müsamereye sokmamıştı öğretmeni ve onu çok iyi anlamış ve hissetmişti.
O gece çok ağlamıştı ve sonra tik bile başlamıştı.

İlkokulda idare ediyorlardı.
3. sınıfı bitirmişti ki (varlığı sınıfta idi) özel sınıf açıldı, bu tür özürlü, ağır öğrenen çocuklar için.
Hemen o okula yazdırdık.
O sene okumayı yazmayı, toplama - çıkarmayı öğrendi.
Özel eğitim merkezleri de açıldı.
Oraya da devam ederek sözeli biraz daha gelişti.
İşin en güzel yanı ise, öğretmenini çok sevdi.
Böylelikle hem derslerini, hem konuşmasını ilerletti.
Bir faydası daha oldu.
Bu özel sınıf öğretmenini çok sevmesi sebep olacak herhalde, büyük ihtiyacını artık tuvalette yapıyor.

3 yıl anaokulu ve 5 yıl da ilköğretim olmak üzere 8 yıldır oğlumu okullara taşıyorum.
Düşünsenize bir anne çocuğunu 1. sınıfta okula götürür, ben 8 yıllık ilköğretim süresince yollardayım.
İşte ben ve benim gibi özürlü annelerinin çilesi ve sabrı.
Şuna inanın ki 1 özürlü çocuk büyütene kadar 4-5 normal çocuk büyütülür.
Çünkü 2 tane daha oğlum oldu ve onları da büyüttüm.

Ama, masum melek onlar.
Hiçbir suçu, hiçbir günahı yok.
Ellerinden gelen de yok.
Kendileri isterler mi böyle olmak?
Arkadaşları “deli” dediklerinde anlamıyorlar mı sanıyorlar.
Yavrum benim!
Sen iyi ol, kendini idare edecek kadar geliştir.
Ben hiç önemli değilim.
Ömrüm, hizmetim sana feda olsun.
Gün gelir belki bir gün çaresi bulunur.

Kim ne derse desin özürlü anneleri ÖZELDİR.
İçten duaları, vefaları, cefaları, sabırları, özverileri ve bitmek bilmeyen sevgi ve merhametleriyle YILIN ANNELERİ.

Ben kendimi ve özürlü anneleri, “YILIN ANNELERİ” ilan ediyorum.

SABIR ey anneler!

SABIR ey masum yavrular!

Bu dünyada değil, Cennette mutluluk var.

Bir gün gelir de Allah bana sorarsa, benim için ne yaptın?
Ömrünü nerede, tükettin?
Ben de:
“Senin bana verdiğin emaneti korudum, ona hizmet ettim, onun güçlüklerine sabrettim” diyeceğim.
Bir özürlü Annesi!
Alıntı.

 
Üst Alt