Evde Kal Türkiye

BULUT

Aktif Üyemiz
Yönetici
Gizemli ve  çok tehlikeli kitaplar
Gizemli ve çok tehlikeli kitaplar
Tarih boyunca yazılmış bazı kitaplar var ki , bazıları gerçek ilimlerle yazılmış, bazıları insanları bir şekilde etkileyen tekniklerle yazılmış , bazıları ise gizli ilimlerle yazılmıştır. Bazılarının öyle etkileri vardır ki ; okuyan üzerinde çok büyük bir etki yaparak onları bilinmezliğe sürükleyip tamamen kontrolsüz davranışlar sergilemesine yol açar.

Mesela Malleus Maleficarum, cadılığı ve cadıları anlatmasıyla ezoterik bir kitap olarak sırlarla dolu olduğu düşünülebilir ama dilimize Cadı Çekici olarak çevrilebilecek kitap aynı zamanda cadıların nasıl öldürüleceğini de anlatarak bir yol göstericidir. Buna benzer pek çok kitap vardır ki hem sırlar içerir hem de bazı yollar gösterir.

Mistisizm, okültizm, spiritüalizm gibi insan ruhunun gizemli dünyalarına kapı aralayan bazı kitaplardan bazıları .Tarih boyunca gizemli ilimler ile uğraşan insanların yazdığı sırlarla dolu kitaplar da hiç şüphesiz her zaman insanlığın ilgisini çekmiştir. Çekmeye de devam edecektir.

Yalnız bazı kitaplar çok özenle korunarak insanlığın eline geçmesi engellenmektedir. Şimdi bazı gizemli ve tehlikeli kitaplardan bazılarına bir göz atalım.

1. El AZİF Necronomicon (Öldüren Kitap)



“Ölülerin Çağrı Kitabı” ya da “Çıldırtan Kitap” olarak da anılır. Bilinen adıyla Al Azif Abdül El Hazret isimli Şamlı bir bedevi tarafından 699 yılında yazıldığı biliniyor. Kitabın yazımı tamamlandıktan sonra El Hazret’in vahşice parçalanmış cesedi bulunuyor. Kim tarafından nasıl öldürüldüğü muamma.

Orijinali yedi cilt olan kitapta, geleceği tahmin edebilme üzerine çeşitli teoriler yer alıyor. Nostrodamus’un Yüzlükler’indeki birçok kehanetin kaynağı bu kitap olarak gösteriliyor.



1487 tarihli, rahip Olaus Wormius imzalı Latince bir belgede, son derece tehlikeli ve okuyan insanı etkisi altına alan bir kitap olduğundan bahsediliyor. Wormius başka bir yazısında: “Kitabın çevirisi elime ulaştığında bir kısmını okudum ve ardından yaktım çünkü gerçekler çok fazla ortaya çıkıyordu. İnsanlar buna hazır değiller. Daha çok zaman gerekiyor” demiştir.

Fakat Wormius’un yaktım dediği bu çeviri, 1586 yılında Prag’da ortaya çıkar. Necronomicon’u bu kez ünlü İngiliz büyücü Dr. John Dee ve asistanı Edward Kelly ele geçirirler.

Söylentilere göre Kelly ve Dee, “necronomancy” denen ölüleri kaldırma ayinlerine kitabı bulduktan sonra başlamışlardır. Kitap daha sonra koleksiyoncu Elias Ashmole eliyle Oxford’da Bodleian Library’e gönderilir. Şu anda British Museum’da ve Vatikan’da da Necronomicon’un bir kopyasının bulunduğu biliniyor.
İlginç bir bilgi daha vereyim, kitabın Bodleian’deki çevirisi 1934 yılında kayboluyor. Adolf hitler’in okült’e (metafizik gizlere ulaşma) olan ilgisi sebebiyle bu kitabı ele geçirdiği biliniyor. İşin daha enteresan kısmı ise British Museum’daki Necronomicon çevirisi ise 1940 yılında kataloglardan silinip yeraltı depolarına kaldırıldı. Daha sonraları kraliyet mücevherleriyle beraber Galler’de özel bir şatoda saklandı.

Dünya ortak kitap arşivi, Necronomicon ile ilgili kaynakları saklamak için söz birliği ettiler.

Necronomicon’un delirtici etkisi yalnızca gözle görülür fiziki sebeplerden ötürü değildir. Bu kitapta yer alan bilgilerde “gerçeklerin çok farklı ve acımasız olmasından dolayı insanların dayatılan tüm sanal gerçeklikleri reddetmesi” ile ortaya çıkan yokluk-hiçlik hissidir. Bu sebeple piyasada bu isimle var olan kitabın Necronomicon ile ilgisiz, uydurma bir baskı olduğu söylenir.
Bu kitapla ilgili biraz daha detay ;

Necronomicon nedir? O kadar çok ismi var ki ve hakkında o kadar çok efsane oluşmuş ki, bırakın kendisini hakkında yazılanlar ciltleri dolduruyor; “Arabın Kitabı”,”Ölü İsimlerin Kitabı” veya “Ölülerin Çağrı Kitabı” ya da “Çıldırtan Kitap” kısacası bu bir mitik kitap. Yazarının adı El Hazret veya El Azif. Yani meşum yazar Şamlı bir arap. İnançlara ve de bilinenlere göre Necronomicon gerçek bir büyücünün el kitabı ve hiç şakası yok. Bazılarına göre, böyle bir kitap hiç yok, sadece Amerikalı korku yazarı Lovecroft´un hayallerinin ürünü, bazılarına göre ise var ama yerini kimse bilmiyor. Kısacası Necronomicon, tam manasıyla gizem dolu.

Necronomicon´un yedi cilt olduğu ileri sürülüyor, aslı 900 sayfanın üzerindeymiş, her cildinin 125 sayfa civarında olduğu düşünülebilir. Peki bu garip kitap nerede ve ne zaman yazıldı? Necronomicon´un MS 730´da Şam´da Abdül El Hazret tarafından yazıldığı biliniyor. Öyleyse El Hazret kimdir? Çok az bilgi var, onun çoğu da Necronomicon´un içinde; Hep yolculuk yapar çok okurmuş, İskenderiye´den Pencap´a kadar dolaşmış, onlarca dil konuşur ve öğrencilerine dünyanın her yerinden araştırıp öğrendiklerini anlatırmış. Metodları Heredot´u ve hatta Bruno´yu anımsatıyor. Nostradamus´un ünlü “Yüzlükler” inin ilk iki dörtlüğünde anlattığı metodun kaynağı uzmanlara göre Necronomicon´dan alınmıştır;

1. GECEYARISI, GİZLİ ODAMDA YANLIZ ÇALIŞIRKEN, OTURURUM ÜÇ AYAKLI PİRİNÇ SEHPADA, KÜÇÜK BİR IŞIK GELİR İNSANSIZ YERDEN, DÜŞÜNCEMİ AYDINLATIR, TALİHİMİN BOŞ YERE OLDUĞUNA İNANMIYORUM.

2. ASA ELLERİM ARASINDA, KONUŞULUR BRANCHES ORTAMINDA, SU HAREKETLENİYOR, LİMBE, ETEĞİNDEN AYAĞA, BİR BÜYÜK KORKU, İÇTEN BİR SES, FARKLI BİR TİTREME, İLAHİ IŞIK, KUTSAL HABER ARTIK YANIMDADIR.

Büyü veya daha doğru bir tanımla majikal kehanet için çağdaş araştırmacılar bilincin açılması ve güncel etkilerden kurtulabilmesi için belli uyuşturucuların kullanıldığını belirtiyorlar. Bunun bir formülü de ele geçirilmiş; “Günnük, aselbent, diktamnus, haşhaş kökleri, afyon” gibi maddeler kullanılıyormuş. Kaynak Columbia Üniversitesi´ nin inançlar ve yöntemlerle ilgili araştırma raporlarından alınma. Yani Necronomicon sadece bu yönden geleceği görebilmenin yolunu da gösteriyor veya öğretiyor. “Çılgın Arap” El Hazret´in çağının çok ötesinde olduğu da anlatılmakta, çünkü bu Necronomicon sayesinde geleceği gördükten sonra çağının dışında kalmış veya uyum sağlayamamış, ona çılgın denmesinin nedeninin altında çağına göre alışılmadık biri olması yatıyor.

]]
globes
globes
İnsanı çıldırtıyor ama nasıl?

Bir diğer kaynağa daha bakalım, Yunanlı Yeni-Platonist filozof Proclus (MS 410-485), astronomi, felsefe, matematik ve metafizik uzmanıydı ve kullandığı büyü yöntemleriyle Hekate adlı mitolojik tanrıyı görebildiğini yazıyordu. Proclus, Eski Mısır ve Kalde gizem öğretilerinden yararlanmıştı ve Proclus´un yazılı yöntemlerinin tamamen El Hazret´in eline geçtiği ve Necronomicon´a aktarıldığı da söylenmekte.

Neyse, biraz da bu garip kitabın basılı olup olmadığına veya basım tarihçesine kısa bir göz atalım.

Hiçbir Arap kaynağında Necronomicon´un çıkış bilgisi yok. Araştırmacı ve tarihçi İdris Şah, kitabı Hindistan´da Deobund´daki, Mısır El Azhar´daki ve Mekke´deki antik kitaplıklarda araştırmış ama başarılı olamadığını yazıyor. 1487 tarihli bir Latince belgede Dominikan Rahip Olaus Wormius imzasıyla Engizisyon´un ölümcül ismi Kara papaz Torquemada´nın İspanyol Yahudileri´ne zulmederken, Necronomicon´u ele geçirdiği ve İtalyanca´ya çevirttiği belirtiliyor.

Wormius´a göre, kitap son derece tehlikeli ve okuyan insanı olağanüstü etkiliyor ve aklını başından alıyor. İçindeki bazı bölümlerde Tevrat´ın Yaradılış Bölümü´ ndeki gizli ve şifreli bölümlerin açıklamalarının bulunduğu ve bunları anlamanın sonucunda insanın çıldıracağını da belirtiyor.

]]]Çıldırtan kitabın izinde..

Wormius, kitabın bir kopyasını ele geçirmiş olmalı ki, Spanheim Başrahibi Johann Tritheim´ a yollamış ama sonra Wormius ekliyor; “Çeviriyi yaktım, bu Tanrı´ya küfürdü, gerçekler çok fazla ortaya çıkıyordu, İnsanlar buna hazır değiller, daha çok zaman gerekiyor.. Ama başka kaynaklar Necronomicon´un yok olmayıp Vatikan´a yollandığını yazmaktalar. Yüzyıl kadar sonra 1586´da, Wormius´a ait kopya Prag´da ortaya çıktı. Ünlü İngiliz majisyeni Dr. John Dee ve asistanı Edward Kelly bu kez Necronomicon´u ele geçirdiler, söz edildiğine göre Dee ve Kelly “Necromancy” denen ölüleri mezarlarından kaldırma deneylerine ondan sonra başladılar. Ama bir bomba daha duyuldu, Necronomicon´da simya yoluyla altın yapma yöntemleri de vardı.

necro
necro
Dr. Dee, Necronomicon´u İngilizce´ye çevirip Manchester´de Christ´s College´e bıraktı. Sonra büyük koleksiyoncu Elias Ashmole eliyle Oxford´da Bodleian Library´de yer aldı. Ve şu anda da Londra´da British Museum´da Necronomicon´un bir kopyasının bulunduğu müze kayıtlarında yer alıyor.

Bildiğimiz herşeye aykırı..

Ne var bu korkunç kitabın içinde? Ulaştığımız kadarıyla bildiklerimize bir göz atalım;

* Tufan öncesiyle ilgili inanılmaz gerçekler vardır. El Hazret kaybolmuş geçmişin içyüzünü anlatırken, Tevrat´daki “Yaradılış” bölümüyle, mitolojik kaynaklar arasında kesin benzerlikler olmasına rağmen Tevrat bunları gizlemekte, bugüne kadar yapılan çeviriler ise kutsal kitabın aslından çok uzak. Geniş ayrıntılarla geçmişin ve dinlerin kaynağının içyüzü anlatılıyor.

* İnsan ırkı, dünyadan önce başka bir yerdeydi. Buna başka kürelerden gelme denmekte. Neo-Platonist inançlara göre anlatılan dünya benzeri yıldızlarda kendilerine özgün yaşam formları bulunmaktadır. Bu yaşam biçimlerinin özellikleri kozmik hiyerarşinin evrim çizgisiyle belirlenirler.

]]]]* Özel zamanların belirlenmesiyle ve özel semboller kullanılarak, eskilerle ilişki kuralabilir ve onlardan istenilen kozmik bilgiler alınabilir, o zaman geçmişe ve geleceğe hakim olmak mümkündür ama bu tehlikeli bir yoldur çünkü insan taşıyabileceği bilgiyi edinmeli ve bunun farkında olmalıdır.

Hitler kitaptan yararlanamadı..

Necronomicon´un bilinen kopyaları kayıp görünüyor, bazı kaynaklar Adolf Hitler´in okkült ilgisi sonucunda kitabın bir kopyasını ele geçirdiğini belirtiyorlar ama sonrası bilinen bir şey, Führer´in sonu efsaneye göre Necronomicon´dan yararlanmışa benzemiyor. Dee´nin Bodleian Müzesi´ndeki çevirisi 1934´den sonra yok oldu, belki de Hitler´e giden kopya oydu. British Museum önceleri çalınmalardan söz ediyordu ama bunun doğru olmadığı anlaşıldı, Wormius baskısı oradaydı ama nedense kataloglardan silindi ve yeraltı depolarına kaldırıldı.

Hatta bir iddiaya göre çok değerli eşyalar klasmanına alınarak 1940’larda Kraliyet mücevherleriyle beraber Galler´de özel bir şatoya saklanmıştı. Sonra tüm dünya kitaplıkları Necronomicon ile ilgili kaynakları ve belki de kopyaları saklamak için sanki söz birliği ettiler. Necronomicon´ın çıldırtması anlaşıldığı kadarıyla sanıldığı gibi değil, sadece bildiğimiz, inandığımız her şeyi reddetmesi ve gerçeklerin çok farklı ve belki de çok acımasız olması yüzünden okuyanlar şoka giriyor olabilir. Ötesi, gizemin hala sürdüğünün gerçeği, kim bilir ne zaman kadar? Herhalde, kendimizden, ne için var olduğumuzdan ve geçmişimizden korkmamayı öğrenene kadar da Necronomicon´u göremeyeceğiz.
 

BULUT

Aktif Üyemiz
Yönetici
Grimoire - Gizemli ve çok tehlikeli kitaplar

Grimoire
Grimoire
2. Grimoire

Bilinen ismiyle “Kara Büyü Kitabı”dır ve müellifi farklı olan birden fazla Grimoire mevcuttur. Bu kitapların anlaşılması oldukça zordur. Büyü kitaplarının tamamını Grimoire kategorisine dahil etmek yanlıştır. Grimoire sınıfındaki eserler, çok az kişi tarafından bilinen ölü lisanlar ile yazılır ve bilgilerin birçoğu vefkler (birbirini tamamlayan şekiller) içine gizlenir.

Tılsımlı sözler ancak işinin ehli tarafından tatbik edildiğinde olumlu netice verir. Tatbik ritüelinde tılsımı çözen büyücü, kırmızı bir mürekkeple onu bir kağıda yazar ve insan derisine sarar.

Bu tür tılsımlı kitapların büyük bölümü pentagramlardan oluşur. Ne işe yaradığını bilmediğiniz sürece hiçbir şey ifade etmez. aşağıda bahsedeceğim eserler de birer Grimoire örneğidir.

Grimoire bir büyücü için gerekli olan büyüleri barındıran bir kara büyü kitabıdır. Kitap oldukça ağırdır taşıması imkansız bile denilebilir. Bu kitabın içinde ki büyüler genellikle kullanımda olmayan lisan türleri içerir. Bu yüzden günümüzde anlaşılması bir hayli zordur, kaldı ki büyüler için lisanları bilmek çokta önemli bir ayrıcalık değil iyi bir ezber büyücünün işini görebilir. Kitabın işe yaraması için en önemli unsun inananlara göre ezberin iyi yapılması ve takip eden ayinlerin düzgün yapılması. Bazı kesimlere göre kitapta ki büyüler kırmızı mürekkep ile yazılmalıdır ve yazılanlar siyah bir zemine yada insan derisi üzerine yazılmalıdır.

Kitap yayımlandığından itibaren bir çok oynama ve ekleme yapılmıştır. İlk bilinen yayımlanışı 1493 yılında Albert Magnus tarafından yazıldı. Bundan sonra ise bir çok ekleme yapıldı. En son şekli ise Fransızca ve Latince olarak 17.Yy’da yayımlandı bu yayımın diğer yayımlardan farkı ise görselliğe hitap etmesiydi, Beringos adında ki kardeşler kitabı görseller ile süsledi. Kitabın 1990 senesine kadar satılması yasaktı. Kitap elden ele yayıldı ve kaçak olarak bir çok sağlayıcı tarafından yayımlandı. Kitabın bir çok versiyonu vardır.
 

BULUT

Aktif Üyemiz
Yönetici
Abra Merlin - Gizemli ve çok tehlikeli kitaplar

Abra Merlin
Abra Merlin
3. Abra Merlin

Geçmiş dönemin Avrupa’sında maji önemli bir konuma sahipti, maji dinlerden daha önce ortaya çıkmış bir bakıma inanış biçimidir ve bu ilimi kullanan kişilere majisyen denir başka bir deyişle büyücü. Almanya’da yaşayan dönemin ünlü majisyeni Abra Merlin kitabı yazmıştır. Kendisinin Mısırlı olduğu düşünülür. Kitap içerik olarak iblisler kralı Lucifer, Leviathan (tehlikeli bir yaratık), Magot, Asmodeus ve Ariton’un davetini içerir. Bu ruhları çağırmadan önce yazar Abra Merlin’e göre çok iyi bir ruh çağırma ritüeli düzenmelidir.

En etkili kitaplardan yani diğer versiyonlardan biri de zamanında Kral Solomon’ın yazdığına inanılan Solomon’un Anahtarı yada Büyük Anahtar ve Küçük Anahtar ya da Lemegeton olarak bilinen versiyonudur. Başka inanışlara göre ise kitap iblisler tarafından yazılıp Kral Solomon’a verilmiştir. Kral Solomon zamanın en zeki ve güçlü büyücüsü olarak anılır. İblisleri kontrol eden Kral Solomon’un bu kitaptan da yardım aldığı kaynaklarda mevcuttur.

Kitabın en ünlü versiyonlarıdır. Bilinen yada bilinmeyen bir çok versiyonu da mevcuttur. Supernatural adlı 2005 yapımı Amerikan dizisi kitaptan sıkça alıntı yapmıştır.
 

Nur Hanım

Aktif Üyemiz
Tibet Ölüler Kitabı - Gizemli ve çok tehlikeli kitaplar

Tibet Ölüler Kitabı
Tibet Ölüler Kitabı
4. Tibet Ölüler Kitabı

Hindistan ve Mısır menşeli inançların kökeni hakkında dünyanın hala çok fazla bilgisi yok, bu özelliğiyle mistik Mısır ve Budizm inançları gerçekten de ilgiye değer ve meraklı biri için çok cazip görünmekte. Bunlardan biri de benim. Fakat az çok fikrimin olmasına rağmen, bu toplumlar ve inanç sistemleri hakkında tuhaf şüphelerim var. UFO ve uzaylı fenomenleri vs. Emin olduğum tek şey ise, bu kültürler gerçekten çok güçlü bir kozmik felsefeye ve ruhsallığa sahipler. Ve bu niteliklerinin gizemini bu modern dünya şartlarında dahi saklı tutabiliyorlar.

Neyse. Fazla uzatmayalım bugünkü konumuz işte bu medeniyetlerin ortak külliyatının sadece bir parçasını teşkil eden Tibet Ölüler Kitabı. Kitabı özel kılan şey, evrensel bilgeliği yansıtması ve birçok gizemi binlerce yıl önceden deşifre etmesi.

… Ölümü takip eden ilk geçiş evresi süre itibariyle ölen kişinin manevî mertebesine bağlıdır. İnsan ne kadar vehimlere ve günlük kaygılara gömülmüş bir şekilde yaşarsa ölüm saati geldiğinde geçiş evresine dalışı o kadar ani olacaktır. Kaynaksal ışık da bir o kadar bulanık görünecektir. Ruh’un mahrem hakikatini bilme fırsatı ölenin ellerinden kaçıp gidecektir. Ancak yaşarken Işık üzerine meditasyon yapmış, bu yolda yoğun gayret göstermiş olanlar ölürken Yaratılmamış’ı hiçlikte göreceklerdir. Herşeye nüfuz eden bu bakıştır ki özgürleştirir. Ölen en yüksek aydınlanma mertebesine ulaşır ve Buda olur. […] Sadece eşya sonludur ama bir an bile kendi kimliklerini muhafaza edemezler. Eşyadan bize ulaşan suretler eşyanın hakikati değildir. Düşünülmesi dahi mümkün olmayan baş döndürücü bir hızda bir varoluş evresi ötekini takip eder. Hiç bir şey aynı kalmaz… (Tibet Ölüler Kitabı)

(Bardo Thödol) yani Batı’daki diğer adıyla “Tibet Ölüler Kitabı“. Öbür Dünyanın Atlası diyenler de mevcut. Ruhçulukla ilgilenen ve mistik okumalar yapanların bu kitaba aşina olduğunu tahmin ediyorum. Kitap, sadece ölülere hizmet etmiyor, doğmamış olanlara henüz ana rahmine düşmemiş varlığa da kılavuzluk etmeyi amaçlayan ruhani rehber niteliğinde bir kitap ve günümüzde Tibet’te ölüm törenlerinde ölen kişinin başında görevli rahipler tarafından halen okunmaktadır.

piritizm, neo spiritizm, mistisizm, okültizm hakkında okumalar yaparken rastladım bu kitaba. 8. yy’ da Hindistan’da kaleme alınmış. Kitabın içerik olarak modern spiritizm ekolü ile taşıdığı kaygılar ve uyarıları benzerlik gösteriyor. Bu arada unutmadan, kitabın bir farklı versiyonu kadim Mısır inancında da mevcut.

Ruhçuluktaki “spatyom” kavramı yerine bu kitapta “Bardo” (ara hayat, İslamiyet’teki Araf kavramı gibi) kavramı kullanılmış. Her ikisi de aynı anlama çıkmakta. Bu benzerlik bayağı manidar çünkü Türkiye’de ruhçuluk 50 yıl önce kurumsallaşmış bir ekol fakat buradan şunu anlıyoruz ki genel anlamda ruhçuluğun kökleri daha da geriye, ta 8.yy’ a kadar uzanıyor.

Kitap, Budizm’de de vurgulanan iki erdemden beslenmekte: “Bilgelik ve Merhamet” Ruhun bu dünyada ve diğer dünyaya hazırlıkta kullanacağı iki erdemdir.
Kitapta kör edici beyaz ışıktan bahsedilmekte (Bazı ölüm ötesi deneyimlerde kişiler bundan sürekli bahseder, özellikle filmlerde sıkça bahsedilen bir olayın 1200 yıl önce yazılmış bir kitapta olması garip)

Ölümden sonra 3 bardodan ve farklı bilinç alanlarından bahsedilmekte. Bu evrelerin hepsinde yaratıcı bir tanrı var. (Örneğin; Yama: Ölümün tanrısı) Bardo hayatının her bir bölümü bir sınavla ilintili, ruh bu sınavları geçerse kurtuluşa eriyor. Ve tekrar doğumla ödüllendiriliyor. Hatta anne ve babasını bile seçebiliyor.

Kitap 2500 yıllık bir felsefenin ürünü, bu yüzden karma felsefe ve reenkarnasyon önemli bir yer tutmakta.

1350 yılında bulunan metinlerin ilk baskısı 1927' de İngiltere’ de yapılmış. Kitabın ilk basımı bir çok akımı da etkilemiş, hatta bunlar arasında 1964-1968 dönemi Hippi geleneği de mevcut.

Kitap tamamen kişisel deneyimlerden oluşmakta. Bu açıdan teorik bir kitap değil.Her türlü aldatmacaya ve sınava tabi olan ruh 49 gün boyunca ölümün kıyısında gezinir.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

BULUT

Aktif Üyemiz
Yönetici
Mısır’ın Ölüler Kitabı - Gizemli ve çok tehlikeli kitaplar

Mısır’ın Ölüler Kitabı
Mısır’ın Ölüler Kitabı
5. Mısır’ın Ölüler Kitabı

Her ne kadar kitabın adı “Ölüler” olsa da en büyük sihri, yaşamdan ve zamanımızın çok ötesindeki teknolojiden haberler veriyor olması.“Ölüler Kitabı” çok büyük ve çok derin bir sır. 1758’de Cyprianus, “derinliğine ulaşılamayan gerçek kutsallığı bu kitapla tanıdım” derken, bir diğer uzman Lucien “Mısır dini, bilmecelerle doludur. konuyu iyice bilmeden ve hatta mistik deneylerden geçmeden asla küçük görmemeliyiz, ne olduğunu bilmek için bu sırları tanımak gerekiyor.” diyordu.

Bu kitap, M.Ö. 2500 yılında yazılan piramitlerdeki hiyerogliflerin ve papirüslerdeki sembollerin çözülmesiyle gün yüzüne çıktı.

Yani var olan tüm kutsal dinlerden daha önce yaşayan bir insan topluluğu söz konusu. (İlk kutsal din olarak kabul edilen Yahudilikten 1000 yıl önce) ve ortada hiç kutsal din yokken bu insanların inançlara ve ahlaki değerlere bakışı şu şekilde:

“Ölüler Kitabı”ndaki sırlar sayesinde ruh, Tanrı’nın ateşinde tutuşmaktan ve 42 yargıcın (sorgu melekleri) önüne çıkmaktan korkmayacaktır.”

Peki ölüler öteki dünyada nasıl olmalıdır, ne söylemelidir?

Tanrıların yazıcısı Thoth ve mezar koruyucusu Anubis teraziyi dikkatle izlerlerken ölü; insanlara karsı günah işlemediğini, saygılı olduğunu, tanrıları kızdıracak bir şey yapmadığını, öldürmediğini veya öldürmek için emir vermediğini, kimseye acı çektirmediğini, hırsızlık yapmadığını, hileli tartı kullanmadığını vs. söyleyerek kendini savunmalıdır.

Yani yeryüzüne gönderilen ve Tanrı’nın emirlerini içeren ilk kutsal kitaptan bin yıl önce bile mısır halkı nasıl erdemli yaşayacağını ve nasıl iyi insan olacağını biliyordu. Piramitlerde yazan bu hiyerogliflerin, kutsal kitaplardaki “iyi insan ol” emrinden ne farkı var sizce?

Mısır’ın Ölüler Kitabı
Mısır’ın Ölüler Kitabı
Üstelik dahası da var: Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde erdemli bir insan olabilmek, merdivenin en son basamağıdır. Yani ancak fiziki ihtiyaçlarını karşılayan, seven, sevilen, üreten ve bir topluma ait olduğunu hisseden insanlar erdemli olabilme üzerine kafa yorar.

M.Ö. 2500 yılından bahsediyoruz, erdemli bir insan olarak yaşamak ve erdemli bir insan olarak ölmek için Mısırlılar bu kitabı yazıyor. O zaman bu adamların bu seviyeye gelene kadar birçok konuda ilerlemiş olmaları lazım. Mesela?

Piramit kimin adına yapıldıysa, o kişi öldükten sonra mumyalanıp oraya konulur. piramit içerisindeki bu mezar odasına yılda sadece 2 kez güneş girer: Ölen kişinin doğduğu gün ve tahta çıktığı gün.

Piramitler incelenirken ilk kez keşfedilen mumyalardan radyoaktif madde ortaya çıkmış ve bu olaydan etkilenen 12 bilim adamı kansere yakalanarak yaşamını yitirmiştir. Maddenin kaynağı tespit edilememiştir.

Piramitlerin içerisinde ultra sound, radar, sonar gibi cihazların çalışmamasının nedeni günümüzde hâlâ çözülememiştir.

Piramitler aynı zamanda dev bir güneş saatidir. Piramit levhalarına düşen gölge boyları sayesinde mevsimler, aylar ve saatler tespit edilebilmektedir.

Piramitlerin yapımı esnasında işçilerin olağanüstü bir çabayla günde 10 metreküp taşı üst üste koyduklarını kabul edersek sadece “Keops” Piramidinde yer alan yaklaşık 2.5 milyon metreküp taş, 250.000 gün yani yaklaşık 664 yılda yerleştirilebiliyor.

Oysa hiyerogliflerden anlaşılacağı üzere Keops Piramidi 20 ile 30 yıl arasında bir sürede tamamlanmıştır.

Büyük Piramidin açıları, Nil Nehri Deltasını iki eşit parçaya böler. Gize’deki üç piramit bir pisagor üçgeni olacak şekilde düzenlenmişlerdir. oluşan üçgen kenarlarının birbirlerine oranı 3-4-5’dir.

Yani “Mısır’ın Ölüler Kitabı” aslında 4500 yıl önce var olmuş ve henüz çözülememiş büyük bir gizemi gözler önüne seriyor. Bu teknolojiye nasıl ulaşmışlar? Mısırlılar, papirüslere ölümden sonrasını yazmışlar da yaşarken yaptıkları ve bizim hâlâ çözemediğimiz sırları yazmamışlar mı?
 

BULUT

Aktif Üyemiz
Yönetici
Hz. Süleyman'ın Kitabı - Gizemli ve çok tehlikeli kitaplar

Hz. Süleyman'ın Kitabı
Hz. Süleyman'ın Kitabı
6. Hz. Süleyman'ın Kitabı

Bilgeliği ile ünlü olan Hz. Süleyman, yine kendisi gibi bir peygamber ve hükümdar olan Hz.Dâvûd’un oğludur. Doğaüstü güçlere sahip güçlü bir figür olarak Yahudi, Hıristiyan ve Müslümanlıkta adı geçen Süleyman, Yahudiler tarafından bir kral olarak görülse de Kur’anda bir peygamber olduğu belirtilmiştir. Kuran’ın çeşitli sureleri ve ayetlerinde Davud’a varis olan Süleyman’a kuşdili öğretilmiş, rüzgâr onun emrine verilmiş, cinler ve şeytanlar hükmü ve hizmeti altına girmiş, ona ve babası Davud’a Tanrı bilgi ihsan etmiştir.

Günümüzde British Museum’da bulunan elyazmalarına dayanan, 15. ya da 16. yüzyılda yazıldığı sanılan, kaynağı belli olmayan, ancak Kral Süleyman’a atfedilen Süleyman’ın Anahtarı (Clavicula Salomonis) adlı kitap, tarihteki en ünlü büyü kitaplarından biri. Kitapta Süleyman, ruhsal güçleri toplamayı ve kontrol altına almayı, ruhlar aleminden gizli sorulara yanıtlar bulmayı; aşk, para ya da başarı gibi özel istekleri elde etmek için yapılması gerekenleri, doğru zaman, yer ve ayrıntılı teknikleri tarif ederek anlatıyor.

Kitap, müzedeki elyazmalarından yedisine dayanarak 1854-1918 yılları arasında yaşamış, gizli ilimler konusunda uzman ve Altın Şafak Hermetik Cemiyeti’nin kurucusu olan S. Liddell MacGregor Mathers tarafından İngilizce’ye çevrilmiştir. Önsözünde, Yahudi tarihçi Josephus’un, Kral Süleyman’ın okült uygulamalarda deneyimli olduğunu onayladığını belirterek; kendisinin de bu maji sisteminin Kral Süleyman’a atfedilmesinden kuşkulanmak için hiçbir nedeni olmadığını söylüyor. Kitap şu sözlerle başlıyor:

“Bugün herkes biliyor ki, çok eski çağlarda Kral Süleyman (Solomon) sahip olduğu bilgileri bir meleğin bilgece öğretilerinden esinlenerek edindi… Hayatının sonuna yaklaştığında, oğlu Roboam’a hayatı boyunca sahip olduğu tüm bilgeliği içeren bir vasiyatname bıraktı. Onun ardından aynı bilgiyi kazanmaya çalışan Hahamlar, ağaç kabuklarına işlenmesine sebep oldukları bu vasiyatnameye “Testament the Clavicle” veya “Süleyman’ın Anahtarı” adını vermişlerdir. Tılsım olarak kullanılan beş köşeli yıldızlar (pentacles) İbrani harfleriyle bakır plakalar üzerine yazılmış, böylece o bilge kralın yaptırdığı tapınakta özenle korunabilmişlerdir.”

NOT
Hz.Süleyman Kur'ân-ı Kerimde geçen peygamberlerden biridir. Başka dinlerdekiler bilge kişi dese de bizler için Peygamberdir. Kur'ân-ı Kerim en doğru kaynaktır.

Günümüzde Hz.Süleyman (a.s.) 'a ait bu kitap bulunamamıştır. Bu kitabın Mescid-i Aksa'nın altında gömülü olduğuna inanan israilliler Mescid-i Aks'nın altını kazarak bu kitaba ulaşıp tüm dünyayı kontrolleri altına alacaklarına inanmaktadırlar. Böyle bir kitap varsa bile yahudilerin elinde dünya için büyük bir felaket olacaktır. Bulmaları da imkansız.

İslam Dini için kutsal bir mekan olan Mescid-i Aksa'nın altını komple oyarak bu kitabı aradıkları gibi burayı yıkarak Süleyman Mabedi yapma düşüncesinde olan insanlar bu kitabı bulsalar acaba ne olur ?

Kendi peygamberini öldüren lanetlenmiş bir ırk olarak geçmişte olduğu gibi günümüzde de dünyaya bela olmaya devam etmektedirler. Allah cc bu ırkı lanetlemişken kendilerini üstün bir ırk olarak görüp , Rabbimizin kendilerine birşeyler vaad ettiğine inanan bu zavalılar acaba hangi özelliklerine karşılık Rabbimizin vaatlerine layık oldular?

“Süleyman’ın Anahtarı” (“Key of Solomon- Clavicula Salomonis”) Birinci bölüm ”Büyük Anahtar” ve 5 kitaptan oluşan Legemeton denilen ikinci bölüm ve bunun Süleyman’ın Küçük Anahtarı denilen bölümü Goetia sırlar bakımından önemlidir. En gizemli bölümü de burasıdır. Armadel’de bahsedilen 72 melek’e karşılık burada 72 karanlık güç vardır. “Süleyman’ın Anahtarı” şu satırlarla başlıyor:

“Davut’un oğlu, İsrail’in kralı Süleyman dedi ki: Anahtar’ımızın başlangıcı Tanrı’dan korkmak, ona inanmak, pişmanlık dolu bir kalple ona yalvarmak, niyetlendiğimiz her iş için ondan yardım istemek ve tam bir adanmışlıkla onun için çalışmaktır; böylece Tanrı bize doğru yolu gösterir. Bu yüzden büyü sanatı ve biliminin bilgisini elde etmek isteyen, saatlerin ve günlerin uygun zamanını ve ayın doğru halini beklemelidir.”Kitabın girişinde bu amaçla 3 tane ayrıntılı tablo yer alıyor. İlk tabloda günün hangi saatinde hangi gök cisminin etkili olduğu 24 saat esasına göre veriliyor.

İkinci tablo, saatlerin büyülü isimleri ve onları yöneten meleklerin isimlerini içeriyor. Üçüncü ve son tabloda ise her gök cismine atfedilen melekler, metaller, günler ve renkler açıklanıyor. İki ana bölümden oluşan “Süleyman’ın Anahtarı” kitabından doğru şekilde yararlanabilmek için her büyünün, amacına uygun şekilde, doğru saatte, günde ve yerde yapılmasının çok önemli olduğu iddia ediliyor. Bu kitabı kullanan kişi çeşitli duaları okumak ve günahlarından arınmak, temiz ve amaca uygun kıyafetler giymek zorunda.

Tüm koşullar yerine getirildikten sonra ne tür büyülerin yapılabileceği yazıyor. Çalınmış eşyaları bulmak, görünmez olmak, âşık olunan kişinin rüyasına girmek, istenen kişiyi kendine âşık etmek, saygı ve itibar görmek, kişilerin birbirinden nefret etmesini sağlamak, her türlü soruya yanıt bulmak amacıyla yapılan büyüler yer alıyor.

Süleyman’ın Anahtarı kitabındaki en dikkat çekici büyüler, genellikle boyunda taşınan ve büyü yapmada kullanılan bir tür tılsım olan “Pentacle”lar. Türkçe’de tam karşılığı olmayan, benzerlikten dolayı beş köşeli yıldız “Pentagram”la karıştırılan “Pentacle” parşömen, kâğıt ya da metalden yapılıyor. Üzerine gizli enerjileri açığa çıkaran semboller çiziliyor. “Süleyman’ın Anahtarı” kitabının ilk bölümünün sonunda, “toprağa, havaya, suya ve ateşe ait kötü ruhları korkutmak, onların boyun eğmesini sağlamak” için kullanılan “pentacle” ayrıntılı şekilde belirtiliyor.

Ruhların bu tılsımları gördüğünde hayretle donakalacağı, korkacağı ve kullananın iradesine kesinlikle karşı çıkamayacağı söyleniyor. Bu “pentacle”ların hangi gök cismine ait oldukları, renkleri ve sıraları şöyle tarif ediliyor.

1. Satürn’e ait yedi pentacle: Siyah,
2. Jüpiter’e ait yedi pentacle: Mavi,
3. Mars’a ait yedi pentacle: Kırmızı,
4. Güneş’e ait yedi pentacle: Sarı,
5. Venüs’e ait beş pentacle: Yeşil,
6. Merkür’e ait beş pentacle: Karışık renkler,
7. Aya ait altı pentacle: Gümüş.

Ve işte farklı amaçlara hizmet eden bazı pentacle örnekleri ve işe yaradıkları alanlar.Ana Pentacle tüm ruhları toplamak için kullanılıyor ve “hepsi sizin emirleriniz altına girecektir” deniyor. Satürn’e ait yedinci pentacle Deprem yaratmak için kullanılıyorr, çünkü bundan etkilenen meleklerin tüm evreni sallayacak gücü var.

Kral Süleyman’a atfedilen “Süleyman’ın Anahtarı” (“Key of Solomon- Clavicula Salomonis”) kitabı, kaynağı meçhul olsa da, kendinden sonra yazılan birçok büyü kitabına kaynak oluşturdu. Bunlardan en ünlüsü, aynı kitapla karıştırılan “Lesser Key of Solomon-Lemegeton Clavicula Salomonis” yani, “Süleyman’ın Küçük Anahtarı.” 17. yüzyılda yazıldığı tahmin edilen yine Süleyman’ın yazdığı iddia edilen kitapta Yahudi ve Müslüman gizemcilerinin etkileri görülüyor. Kitapta, okuyan kişinin dilediğini yaptırması için gerekli olan ruhların isimleri ve onları nasıl uyandırıp yöneteceği anlatılıyor. Tüm bunlar için gerekli malzemelerin kullanılması ve uygulanması şart olan ritüeller de etraflıca anlatılıyor.

Kitap Ars Goetia, Ars Theurgia Goetia, Ars Paulina, Ars Almadel ve Ars Notoria olarak beş bölümden oluşuyor. İbranice anlamı Sırların Bekçisi olan Başmelek Raziel’in Kitabı bir büyü ve sihir kitabıdır. Kendisi cennette Tanrı’nın tahtının yakınında durduğu için, orada olan her şeyi öğrenmekte ve konular hakkındaki tartışmalara şahit olmaktadır. Adem ve Hava’ya kendi özel ‘Bilgi Kitabı’nı verdikten sonra, onlar şeytana kendilerini kaptırmış ve yasaklanan Bilgi Ağacı’nın meyvesinden yiyerek günah işlemişlerdir.

Raziel’e bağlı olan melekler onların cennette işledikleri bu günahtan nedeniyle öylesine hayal kırıklığına uğramışlardır ki, Raziel’in onlara verdiği kitabı çalıp, Okyanus’un derinliklerine fırlatmışlardır. Tanrı bu yüzden Raziel’e kızmamıştır fakat kitabın denizin dibinden, Rahav adlı melek tarafından çıkartılıp Adem’a geri verilmesini sağlamıştı. Rivayete göre bu kitap daha sonra nesilden nesile aktarılarak, Hanok’un eline geçmiştir. Başmelek Rafael, Hanok’tan sonra onu torunu Nuh Peygambere vermiştir. O da bu kitaptaki gizemli bilgiler sayesinde Tufan’dan önce gemisini inşa etmiştir. Raziel’in kitabı daha sonra Hz.Süleyman’a geçmiştir.

Süleyman’ın Anahtarı’yla ilgili şüphelerden biriyse Ortaçağ Avrupa’sında Grimoire olarak bilinen Kara Büyü reçetelerinin olduğu kitapların çokça yazılıp alınıp satılmış olmasıdır. Bunların çoğu şan, şöhret, mevki, para, aşk, şehvet, düşmana zarar vermek gibi konularda başarı vaat eden kara büyü kitaplarıydı. Bir taraftan yandan büyücünün oruçlar ve riyazetler uygulamaları, İsa, Meryem Anaya, Azizlere, Tanrıya uzun dualar, haykırışlar sunmaları ön görürken diğer yandan çelişkili olarak şeytan, ifritler ve cinler ordusu çağrılıp büyücünün en nefsi isteklerini yerine getirmek üzerine celp ve çağrılar uygulanıyordu. Grimoire’lar satmak üzere düzenlenmişti ve oradan buradan alıntılar yapılır tahrifatlar uygulanıp çarpıtılıyordu.

Yazarları papalara, peygamberlere addediliyordu. Ancak her ne kadar grimoire’ler zaman zaman Süleyman’ın Anahtarından alıntılar yapmışsalar, Süleyman’ın Anahtarı bu sınıflandırmaya girmiyor. Kökeni ne olursa olsun, kutsal metinleri andıran yetkin ve zengin bir dilde yazılmış ve Yahudi kökenlidir ve hıristiyanlıkla ilgisi yoktur.

Hz. Süleyman’ın bir diğer önemli yönü, Siyon dağına inşa ettirdiği Süleyman Tapınağı olarak bilinen yapıdır. Babası Hz. Davud öneminde aynı yerde sadece bir çadır vardı ve bu çadırda Ahid sandığı bulunuyordu. Hz. Süleyman’a Allah tarafından verilmiş bir takım mucizeler bulunmaktadır. Kur’ân, öncelikle Hz. Süleyman’ın asla kâfir olmadığını (el-Bakara, 2/102) vurgulamakta ve Allah’ın ona vahyettiğini açıklamıştır. Rüzgârın Hz. Süleyman’ın emrine verildiği, erimiş bakır madenlerinin onun için nehir gibi akıtıldığı, cinlerden bir bölümünün onun emrinde çalıştığı (es-Sebe’, 34/12), Hz. Süleyman’ın hidayet ve nübüvvete kavuştuğu, adaleti uygulama konusunda babasını dahi geçtiği (el-Enbiya, 21/78,79); kendisine ilim verildiği (en-Neml, 27/15); kuşların dilini anladığı (en-Neml, 27/16); cinlerden, insanlardan ve kuşlardan ordular topladığı (en-Neml, 27/17) bildirilmektedir.

Süleymanın Mühründe Ne Yazıyor?

Bazı Kabalistlere göre, Kral Davut ve Kral Süleyman Kabalacı majikal sanatlar ile mucizeler gerçekleştirebiliyordu. Pentagram (beş köşeli yıldız) Süleyman’ın Mührü ve Heksagram (Altı köşeli yıldız) Davut’un kalkanı olarak bilinirdi. Mühr-i Süleyman, Süleyman Peygamber’in yüzüğüne verilen isimdir. Bu aynı zamanda onun mührüdür. Rivâyetlere göre bu yüzüğün üzerinde İsmi A’zam lafzı yazılı olduğu için Hz. Süleyman bütün mahlûkata hükmetmiştir. Bir gün onu bir dev’e çaldırınca gücünü ve saltanatını kaybetmiş, yıllar sonra bulunca da idareyi yeniden eline almıştır. İlk insan Adem Peygamber yeryüzüne gönderildiğinde kendisine Cebrail tarafından bir yüzük verilmişti.

Adem Peygamber vefat edince yüzük Cebrail tarafından yeniden geldiği yere cennete götürüldü. Bir gün Cebrail Davud Peygamber’e geldi ve elindeki yüzükle birlikte 10 tane soru verdi. “Bu 10 soruyu çocuklarına sor ve içlerinden her kim soruların tamamına doğru yanıt verirse yüzüğü ona ver,” dedi. Bunun üzerine Davud Peygamber bir meydanda halkını topladı ve onların önünde Cebrail’in kendine söylediklerini söyledi. Sırayla büyük oğlundan başlayarak çocuklarına soruları sordu. Çocuklardan hiç birisi sorulara doğru cevap veremediler. Son olarak çocuklardan en küçüğü Süleyman’ı çağırdı ve soruları ona da sormaya başladı. Süleyman sorulara bir bir doğru cevap verirken diğer taraftan her cevabıyla birlikte gülümsüyordu. Tüm sorulara doğru cevap veren Süleyman’ı Davud Peygamber tebrik ettikten sonra kızdı ve “ciddi bir konuda halkın önünde neden ciddiyetten uzak davranıyor ve gülüyorsun” dedi. Süleyman ise, “babacığım özür dilerim, amacım sizi üzmek veya ciddiyetsizlik yapmak değildi ancak siz her soru sorduğunuzda şurada duran karınca bana cevapları söylüyordu ve ben de ona gülümsüyordum,” dedi. Bunun üzerine Davud Peygamber kalktı ve yüzüğü oğluna verdi.

Bu öyle bir yüzüktür ki sayılı kişi ve meleklerin bildiği Tanrı’nın gizli ismini (İsmi Azam duası) saklar. Tanrının bilinmeyen adı yaratma ve hükmetme özellikleri içerir. Elbette bu tür bir efsane güç düşkünü insanların başını döndürmeye yeter. Kimi bilgilere göre Adem’in taşıdığı bir yüzüktür ve cennetten çıkarılırken onu Arşta bırakmıştır. Cebrail daha sonra bu yüzüğü Tanrı’nın isteğiyle Hz. Süleyman’a getirmiştir. Abdülbaki Gölpınarlı, Mevlana’nın Divan’ının açıklamalar bölümüne şunları yazmıştır: “Yel, tahtını sabahleyin bir aylık, akşamleyin bir aylık yere götürürdü. Bakır madeni ona karşı sel gibi akardı; cinler, kaleler ve havuzlar gibi büyük çanaklar, sağlam ve yerinden kalkmaz kazanlar yaparlar, emrinden çıkanlar azaba uğrardı. Süleyman Peygamber’e ön ayaklarından birini büküp tırnağını yere dayayan cins atlar arz edildiği, onun gün batıncaya kadar bunları seyrettiği, sonra yelelerini taramaya, boyunlarını okşamaya koyulduğu da Kuran’da anlatılır. Süleyman’ın Rabbinden, kendisinden sonra kimseye nasip olmayacak bir saltanat dilediği de anlatılır. Süleyman’ın bir yüzüğü olduğu, bu yüzükte İsmi-i Azam’ın, yani Allah’ın adlarından en büyüğünün kazılı olduğu, cinlere ve hayvanlara bu adın etkisiyle hükmettiği de rivayet edilmiştir.

 
Son düzenleme:

Nur Hanım

Aktif Üyemiz
Kenz'ül Havas - Gizemli ve çok tehlikeli kitaplar

Kenz'ül Havas
Kenz'ül Havas
7. Kenz'ül Havas

Kenzül havas nedir?

Kenzül havas, Arapça bir ifade olup Türkçe karşılığı “gizli ilimler hazinesi”dir. Büyü yapma, insanları etkileme, karakter analizi yapma, cinleri emir altına alma, zamanda ve mekanda yolculuklar yapma, gelecekten haber verme gibi akla gelebilecek her türlü gizli ilim hakkında bilgi veren kaynaklardır.

Kenzül havas ilmi ile hangi tür uygulamalar yapılmaktadır?

Kenzül havas aslında İslam öncesi batıl geleneklerin İslami bir kılıfa büründürülerek yansıtılmasıdır. Her ne kadar İslami kaynakları kullansalar da İslami öz ile bir alakaları yoktur.

Kenzül havas ile yapılan şer uygulamaların bir kısmı şöyle sıralanabilir:

- Her türlü cin, hüddam ve şeytanların görevlendirilip çalıştırılması
- Soğutma ve ayırma büyüleri
- Muskalar hazırlama ve özel yaşama müdahale etme
- Vefk yazıları ile insanları etkileme
- Hipnoz ve telkin gibi taktiklerle dini argümanları birleştirerek insanları aldatma
- Her türlü falcılık
- Şifa verme adı altında bazen sağlığa ciddi zararlar veren arkaik metotlar uygulama

Kenzül Havas ilk defa nerede ve nasıl ortaya çıkmıştır?

Kenzül havasın ilk ortaya çıktığı yer İbrani (Yahudi) toplumudur. Yahudilerin sembollere dayanan “Kabala geleneği”, karmaşık yapısı ve olağanüstü güçlere yönelişi ile tüm dünyada her türlü büyünün temelini oluşturmuştur. Ayrıca Süryani gelenekleri ile Arami kaynakları da kenzül havasın ortaya çıkışında etkili olmuştur.

Kenzül havasın ilk çıkış noktası İslami geleneklere dayanmaz. Bu ilim İslam’ın ilk dönemlerinde hiç taraftar bulamamıştır. Çünkü hem Hz. Muhammed hem de onun yanında yetişen sahabeler bu tarz batıl uygulamalara çok sert tepkiler göstermişlerdir. Ancak peygamberin vefatından sonra bu ilimle uğraşanlar yavaş yavaş İslam dünyasını etkilemeye başladılar. 1300’lü yıllardan sonra ise kenzül havas tüm İslam aleminde maalesef hem yazılı hem de sözlü olarak büyük bir gelişme göstermiştir.

Kenzül havas İslam dinine göre caiz midir?

Kuran-ı Kerim’de Felak ve Maide surelerinde büyünün her türü kesin bir dille yasaklanmıştır. Hz. Peygamber de pek çok hadisi şerifinde büyünün şer bir uygulama olduğu ve müminlerin uzak durması gerektiğini ifade buyurmuştur.

Ulemanın büyük alimleri her tür büyü uygulamasının caiz olmadığını ifade ederek büyüyü “7 büyük günah”tan biri kabul etmişlerdir. Günümüzde çeşitli sitelerde ve basında kenzül havas tekrar popüler hale gelse de önemli din alimleri yaptıkları çeşitli konuşmalarla bu ilmin dine muhalif bir alan olduğunu beyan etmektedirler.

Kenzül havas ilmi ile “Kenzül Havas kitabı” arasında bir ilgi var mıdır?

Kenzül havas bir kavramın ismidir ve her türlü gizli ilmi karşılar. Ancak bu kavram kadar meşhur olmuş bir kitabın da ismi “Kenzül Havas”tır. Bu eserin konusu gizli ilimlerdir. Kitap o kadar ünlenmiştir ki kenzül havas denince herkesin aklına bu kitap gelmektedir.

Kenzül Havas kitabının yazarı Seyyid Süleyman El-Hüseyini adlı yazardır. Osmanlının son döneminde yaşayan sanatçı hakkında kesin bilgiler yoktur. Ancak eğitimli bir çevreden gelen ve birkaç dili akıcı biçimde konuşabilen, yetenekli bir yazar olduğuna dair bilgiler mevcuttur.

Kenzül Havas toplam 4 cilt kitaptan oluşur. Günümüzde bile en çok satan büyü kitaplarından biridir. Yazarın “Rüya Tabirleri” adlı bir eseri daha vardır.

Kenzül havas ilminin ilk piri kabul edilen “Buni” kimdir?

Buni adlı yazar 14.yüzyılda Cezayir’de yaşamıştır. Bu yazar Eski Mısır ve Yahudi geleneklerini çok iyi bilmektedir. Ayrıca medreselerde ciddi bir eğitimden geçmiştir ve İslami ilimlere de hakimdir.

Buni, kenzül havas ilmi konusunda ilk yazılan kitap olan “Şemsül Maarif-i Kübra” adlı eserin yazarıdır. Bu kitapta pek çok büyü, muska, cin görevlendirme ve ruhsal yapıyı değiştiren uygulamaya dair bilgi verilmiştir. Eserin Türkçesi bulunmamaktadır. Ancak Arapça baskıları Türkiye’de pek çok kütüphanede mevcuttur.

Korkunç bir iddia: vahiyle indiği iddia edilen “Celcelütiye kitabı”

Celcelütiye, Süryanice bir kelimedir ve “çok güzel söylenmiş söz” anlamında gelmektedir. Uzun bir şiirin adıdır. Bu uzun şiir bazen küçük bir kitapçık halinde de hazırlanmıştır.

İddiaya göre Hz. Cebrail tarafından vahiy yoluyla getirilen ve Hz. Ali’ye teslim edilen kitabın adıdır. Dili Süryanicedir. Tamamı ebced hesabı ile yazılmıştır. Bu kitapçıktaki bilgiler ile her türlü gizli gücün denetim altına alındığı iddiası vardır.

Bu kitabın Hz. Süleyman’ın hazinesinin en değerli parçası olduğu ve Hz. Ali’nin eline ganimet olarak geçtiği iddiası da bulunmaktadır.

Ne yazık ki bazı din alimleri de celcelütiye için “vahiy” tabirini kullanmış ve bu kitapta geçen sözleri “dua” niyetiyle okumuşlardır. Oysa Kuran dışında bir vahiy olmadığını bilmek ve Kuran dışındaki her türlü kaynağın “söz”den öteye geçmediğinin bilincinde olmak gerekir.

“Cinlerin Esrarı” adlı kitapta anlatılanlar gerçekliği yansıtmakta mıdır?

Bu eser İmam Şibli tarafından yazılmıştır. Dayanak noktası daha çok Kuran ve hadislerdir. Diğer gizli ilim kitaplarına göre daha titiz hazırlanmıştır ve içindeki bilgilerin büyük bir kısmına itibar edilebilir.

Cinlerin Esrarı kitabı sahih bilgiler içermesine rağmen sadece birkaç konuya değinmiştir ve gizli ilimler ile ilgili pek çok meseleye değinmemiştir. Bu yönüyle “güvenilir fakat eksik” bir kaynak olarak değerlendirilmektedir.

Kenzül havas ilminin modern versiyonu: “Gizli İlimler Hazinesi kitabı”

Latin harfleri ile yazılan ve kenzül havas ilminin modern versiyonu olarak bilinen en önemli kitap Mustafa İloğlu tarafından yazılan “Gizli İlimler Hazinesi” adlı eserdir. Bu kitapta bugüne kadar yapılmış tüm havas ilmi çalışmaları bir araya getirilmiştir. Eser çok fazla ilgi görmüş ve kitabın pek çok baskısı yapılmıştır.

Büyü yaptırmak mı dua etmek mi?

Büyü ile dua birbirinin muadili (eşdeğeri) kabul edilemez. Çünkü büyü dinen caiz olmayan, şer bir uygulama iken dua etmek nurani bir yoldur. Bu bakımdan dua etmenin emin yolu varken büyü yapmak gibi karanlık yollara tevessül etmemek gerekmektedir.

Yazımızı noktalamadan önce önemli bir dua kitabı tavsiye etmek istiyoruz. Son zamanlarda çıkan “Her Kapıyı Açan Anahtar Dualar” adlı eser en geniş kapsamlı ve en güvenilir dua kitabı olma özelliği taşıyor.
 
Üst Alt