İki Cami Arasında Aşk

cenah41

Aktif Üyemiz
#1



Tarihe karşı ilgisi olanlar çok iyi bilirler; Kanuni Sultan Süleyman biricik kızı Mihrimah için İstanbul’da iki adet cami yaptırmıştır. Mimar Sinan gibi büyük bir ustanın eseri olan bu iki cami ve yapılış aşaması hakkında az kişinin bilgisi vardır. 1 yıl önce Sunay Akın‘ın bir kitabında okuduğum bu hikaye şimdi roman olarak daha geniş bir biçimde anlatılmış. Konunun aslını kitaptan okumak ve hikayeyi daha iyi anlamak keyifli olacaktır. Zira ben hikayeyi bildiğim halde bu hafta sonu kitabı satın alıp, okumayı planlıyorum. Ancak biraz özet geçmek istersek;

Osmanlı’nın cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman‘ın büyük aşkı ve nikahlı eşi olan Hürrem Sultan‘ın bir kız çocuğu Dünya’ya gelir. Muhteşem Süleyman; aşklarının meyvesi bu güzel kız çocuğuna Mihrimah adını verir. Mihr-ü Mah Farsça da Güneş ve Ay demektir.

Mihrimah büyüyüp, evlenecek yaşa geldiğinde iki taliplisi çıkmıştır. Bunlardan bir tanesi Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa iken diğeri eserleri ile gönlümüzü fethetmiş Mimar Sinan‘dır.

Hürrem Sultan’ın iktidar hırsı, siyasi emelleri nedeniyle Mihrimah Sultan, Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa ile evlendirilmiştir. Ancak Mimar Sinan, Mihrimah Sultan’a büyük bir tutku ile aşıktır.

Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı için cami yaptıracağını duyduğu zaman bu işe talip olur ya da Padişah tarafından kendisi görevlendirilir.

Bu görevi aldığı için çok mutlu olan Sinan; büyük aşkı için en güzel eserlerinden bir tanesini meydana getirmeyi hedefler.

İstanbul’un en güzel yerlerinden bir tanesi olan Üsküdar’da bir cami inşaatına başlanır. İnşaat 8 yılda tamamlanmıştır. Mimar Sinan aşkının bütün güzelliklerini cami inşaatına yansıtmıştır. Bugün bile, Üsküdar’da bulunan Mihrimah Sultan Camisine baktığınız zaman, eteklerini giymiş bir kadın silueti görürsünüz. Mimar Sinan bu caminin inşaatında Ayasofya’nın mimarisinden de etkilenmiştir. Zira Ayasofya’da bir aşkın ürünü olarak inşa edilmiştir.

Üsküdar’daki caminin inşaatını tamamlayan Mimar Sinan, Edirnekapı’da da bir cami inşa etmeye başlar. Bu caminin de adı Mihrimah Sultan Camisi‘dir.

Bugün pek az kişinin bildiği bir sır bu iki caminin üzerinde gizlidir. Başta da söylediğim gibi; Mihr-ü Mah Farsça da Güneş ve Ay demektir. İstanbul’a her sabah güneş bir Mihrimah Sultan Cami’sinin üzerinden doğarken, akşam saatlerinde diğerinin üzerinden batmaktadır. Koca Sinan böylelikle bizlere; aşkını her gün ve yüzyıllar boyunca anlatmaktadır.

Ancak hikayenin daha ilginç ve tüyleri diken diken eden kısmı ise şu şekildedir;

21 Mart gece ile gündüzün birbirine eşit olduğu gündür. 21 Mart gününde gün batımı sırasında Edirnekapı’da bulunan caminin tek minaresinin arkasından güneş batarken aynı anda Üsküdar’daki caminin minareleri arasında ay doğmaktadır.

Peki bu kadarı yeter mi? Hayır yetmez! Şimdi tüylerinizi diken diken edecek ayrıntı sırada;

21 Mart Mihrimah Sultan’ın doğum günüdür…

Bu nasıl bir aşktır? Bu nasıl bir hesaplamadır?

Bu muhteşem hikayeyi buradan okumak yetmez elbette. Daha ayrıntılısını okumak için mutlaka kitabı edinin ve soluksuz okuyun.


arkadaşlar kitap tavsiyemdir. normalde bir kitabı en az 1 haftada bitiririm ama buna bir başladım bitirmeden bırakamadım.
 

Facebook

Üst Alt