İslam, İslam adına söylenen yanlışlardan münezzehtir

BULUT

Aktif Üyemiz
Yönetici
İslam, İslam adına söylenen yanlışlardan münezzehtir
İslam, İslam adına söylenen yanlışlardan münezzehtir
Yüce Allah’ın hak dini İslam kıyamete dek baki kalacak, Allah katında da muteber tek ve son dindir. Tamdır, iyi ve güzeli esas alır, sadedir, anlaşılması ve hayata yansıtılması kolaydır. İslam, huzur, barış ve esenlik için sadece Allah’a teslimiyet demektir.

Allah’ın dini değişmez, fıtratı (yaratışı) değişmez, sünnettullahı (ölçü ve kaideleri) değişmez, hududullahı (sınırları) değişmez. Kur’an, Allah korumasındaki tartışma üstü ve nihai kutsal kaynaktır, Hz. Peygamber din adına tartışma üstü tek kişidir.

İslam’ın tek kaynağı Kur’an ve Kur’an’dan beslenen sahih hadislerdir ki Hz. Peygamber de dini Kur’an’dan öğrenmiştir yani Kur’an hilafına bir şey demesi ve yapması mümkün değildir.

O halde İslam, yanlışlardan, noksanlardan, vahyedildiği çağa indirgenmekten, reforma tabi tutulmaktan münezzehtir.

Müslüman ise dine tabi olan, dinin kurallarına uymaya söz verendir.

Her müslüman dini gücü ve isteği istikametinde farklı yaşar, diyanet (veya şeriat) denen yorumları farklı şekilde kabullenir ve müslümanlık iddiasını bu kabullerine göre yapar. Dinde hata ve kusur yokken kişinin kulluk ve ibadetlerinde hata ve kusur olmaması mümkün değildir.

İçtihat ve tecdit, mezheplerin-tarikatlerin teşkili, farzlar dışındaki vacip ve sünnetlerin tatbiki, hatta ibadet şekillerindeki farklılıklar hep bu yorumlardan doğar ve çoğu zaman yorumlar arası farklar vardır.

Dahası bu farklar öyle zamanlar olur ki tamamen ters bir mahiyete gelebilir ve hatta dinin kendisiyle de çatışabilir. (Din hayat ve insanla asla çatışmaz, çatışan diyanet yani insanlarca getirilen yorumlardır.) Cihadın teröre yakınlaşması, necm, aynı suça verilen farklı cezaların şiddet katsayılarındaki farklılık hep bu yüzdendir.

Bu farklar nedeniyle aynı zamanda ötekileştirme ve ötekileşme yaşanır ki maalesef her bir mezhep (veya tarikat) işi diğerini din dışı saymaya kadar götürür. Müslüman dünyaya dışarıdan bakan birisi İslam’ın yaşayan hali ve örneği olarak elbette İslam ülkelerindeki hayata bakacak, kıyafetten söze, ahlaktanamele kadar bu örnekler üzerinden İslam’a not verecektir.

Yazık ki ahir zamanda Müslüman dünyanın yaşadığı İslam, Kur’an’daki İslam asla değildir!

Böyle olunca da o dışarıdan bakan kimse İslam’ı kötü ve çirkin olarak görmekte, ilkel ve batıl olarak tanımlamakta, korkmakta, terör ile eşitlemekte, müslümanları akıldan uzak, pis ve cahil bir düşman mevkine yerleştirmektedir. Bu ise o bakan kimseyi hem İslam’a düşman etmekte, hem İslam alemini hedefe oturtmakta böylece de kan ve göz yaşına sebep olmaktadır.

İslam, bizzat müslümanların elinden kendisini tanıtamamakta aksine kötü reklam edilmektedir.

Bu durumda suç dinin midir? dinin içinde olduğunu iddia edenlerin mi?

İslam, İslam adına yapılan yanlışlardan münezzehtir çünkü Kur’an mihverinden uzaklaşan, hurafelere boğulan, parçalanan, şirk ve küfre yakınlaşan, aldatmaya meyillenen, çağdaşlaşmayı yanlış anlayan, emevi zulmü ile rotasından çıkan, takva ve tevhide sırt dönen sokaklardaki din İslam değildir, başka bir şeydir.

Dışarıdan bakan birisine İslam’ı tanıtacaksak evvela bu gördüklerinin İslam olmadığını anlatmak boynumuzun borcudur. O bakana göstereceğimiz adres ise Kur’an olmalıdır.

Mesele tüm dünyanın müslüman olması değil, müslümanların müslüman olabilmesidir. Acıdır ama hakikat böyledir.

İğneyi kendimize batırmaz isek din zarar görecek,İslam aleminin acıları bitmeyecektir. Kullar kendilerini Kur’an ile hesaba çekmedikleri için de toplumların hali bir türlü değişmeyecek ve İslam felsefi bir hayalden öte gidemeyecektir.

İnsanlarca yapılan çağın zorunlu yorumları demek olan içtihat ve belli dönemlerde zorunlu olarak ve kökten yorum getirmek-ıslah etmek demek olan tecdit yapılmadığı, bazılarınca bu yollar en baştan kapatıldığı için, İslam on dört asır öncesine mahkum edildiğindendir ki modern çağ ile arasında devasa fark vardır, ilericiliğin önünü tıkamaktadır, aklı kenara koymaktadır.

Oysa, Kur’an gelişmeyi, güzeli, refahı, kardeşliği, kainatın sırlarına ermek için ilim üretmeyi şart koşar. Bunları yapmak yerine hala kıyafet, sünnet ve orucu bozan şeylerle meşgul olanlar, gezegenlerin yörüngesini bildiren Kur’an’a elbette dost değildir. Televizyon ekranlarında hala abdesti bozan halleri anlatanlar iki denizin birleşmesini anlatmıyorsa, hücrelerden semaya, çiçeklerden gözlerin pikseline kadar örneklendirmiyorsa İslam köşeye sıkıştırılmış ve tarihe hapsedilmiş demektir.

Bu batıl ve zincirlenmiş haliyle İslam’ın sokaklarda yaşayan hali, gerçek İslam’ı temsil etmekten uzaktır.

Sayısız yanlış ve fark ise din içinde birden çok din doğurmuş ve cihat mesela teröre, zekat azıcık sadakaya, hırsızlık özgürlüğe endekslenmiştir. İşte dışarıdan bakan göz bu yanlışları görmekte ve son din İslam’a tabi olmaktan bu nedenle korkmaktadır. Vebal ise bizedir. İslam, İslam adına yapılan yanlışlardan münezzehtir ama bizler, o yanlışlardan mesulüz.

O halde en baştan kulun kendisini hesaba çekmesi, Kur’an ile ıslah olması, sonra dışarıdan bakanlara yaşadıklarımıza değil, Kur’an’daki İslam’a bakmasının söylenmesi lazım olandır. Çünkü İslam, tam, noksansız, kolay ve sadedir, evrenseldir, tüm dünya insanlığı içindir. Yanlış olan bizleriz.
 
Üst Alt