Evde Kal Türkiye

Osmanlı İmparatorluğu tarihi

MURATS44

Özel Üye


Osmanlı İmparatorluğu tarihi


Ana dönemler
Kuruluş Dönemi
Yükselme Dönemi
Duraklama Dönemi
Gerileme Dönemi
Dağılma Dönemi

Özel dönemler
Fetret Devri
Köprülüler
Kutsal İttifak Savaşları
Lâle Devri
Rus Savaşları
Nizam-ı Cedid
Tanzimat
Birinci Meşrutiyet
İkinci Meşrutiyet
 

MURATS44

Özel Üye
Osmanlı İmparatorluğu Kuruluş Dönemi

Osmanlı İmparatorluğu Kuruluş Dönemi (1299 (?) - 1453), Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan Konstanniyye'nin fethine (29 Mayıs 1453) kadar devam ettiği kabul edilen dönem.

Beylik öncesi dönem
Moğol saldırıları sonucu Kayı soyundan Kaya Alp'in oğlu Süleyman Şah, Horasan'dan 50.000 kişi ile Erzincan ve Ahlat yakınlarına 1224 yılında gelerek buraya yerleşmiştir. Yedi yıl sonra bu boy Fırat Nehri yatağını izleyerek Halep üzerinden Horasan'a dönmek istedi; ancak Caber Kalesi önlerinde Süleyman Şah atıyla suya düşerek öldü. Bu olay, onun emrindeki ailelerin dağılmasına yol açtı. Bazı aiӀeӀer Suriye'de kaldı, bazı aileler ise Anadolu içlerine ilerledi.
Süleyman Şah'ın dört oğlu vardı; Sungur Tekin, Gündoğdu, Dündar ve Ertuğrul. Bunlardan ilk ikisi Horasan'a döndü, diğer ikisi ise yanlarında yaklaşık 400 aile ile Erzurum civarına gitti ve Sürmeli Çukur Ovası'na yerleşti. Bunlardan bir bölük ise Pasin Ovası'na yerleşti.
Dündar ve Ertuğrul, emrindeki ailelerӀe batıya ilerlerken iki ordunun savaşına rastladı. Bu iki ordudan güçsüz olarak gördüklerine yardım etmeye karar verdiler. Bu karar onların ileriki yaşamlarını oldukça etkiledi; çünkü güçsüz olup onların yardımıyla savaşı kazanan taraf Anadolu Selçuklu ordusu, düşman ise bir Moğol ordusuydu. Ertuğrul, bu yardımı sayesinde Selçuklu sultanı III. Alaeddin Keykubat ile tanıştı ve onu koruyucu olarak tanıyıp elini öptü. Sultan da ona hediye olarak Domaniç ve Ermeni dağlarını yaylak, Söğüt yakınlarındaki ovayı da kışlak olarak verdi.
Ertuğrul'un ailesi oraya vardığında Kütahya'nın kuzeyindeki Karacahisar mevkiinde Rumlar yaşıyordu. Ertuğrul bu Rumlar tarafından rahatsız edilince Alaaddin'den sefer için izin istedi ve sefer yapıp bölgeyi aldı. Zafer haberini Eskişehir'de alan III. Alaeddin Keykubat, Eskişehir'in adını "Sultanönü"'ye çevirdi ve Ertuğrul Gazi'ye verdi
Ertuğrul Gazi'nin ise üç oğlu vardı; Osman, Gündüzalp ve Savcı. Bunlardan en büyüğü olan Osman, 1258 yılında doğdu. Bizans tekfurlarına karşı seferlerde bulundu ve bir savaşçı olarak nam saldı.

Beyliğin kuruluşu ve genişlemesi

Osman Gazi

Babasının ölümü üzerine 1281'de aşiretin başına geçen Osman Gazi, 1284'te Bizanslılara ait olan Kulaca Hisar'ı ele geçirdi. İlerleyen yıllarda fetihlerine devam etti; 1288'de Karacahisar'ı, 1298'de Bilecik'i fethetti. 1299'da, III. Alaeddin Keykubad'ın kaçmak zorunda kalması ile Anadolu Selçuklu Devleti yöneticisiz kaldı. Bunun üzerine aynı yıl bağımsızlığını ilan etti. (Bu tarih, birçok tarihçi tarafından beyliğin kuruluşu olarak nitelendirildi fakat Halil İnalcık, kuruluşun 1302 yılında gerçekleşen Koyunhisar Muharebesi ile gerçekleştiğini öne sürdü.) 1301'de Yenişehir'i ele geçirdi ve 1302'de Bizans ile yapılan ilk silahlı çarpışma olarak bilinen Koyunhisar Muharebesi'ni kazandı. 1321'de Mudanya ele geçirildi; 1326'da, Bursa Kuşatması sırasında vefat etti. Şehir, vefatından sonra fethedildi. Yerine, oğlu Orhan Bey geçti.

Osman Gazi, Anadolu'da faaliyet gösteren meslek teşkilatı Ahiler'in desteğini aldı ve teşkilatın lideri Şeyh Edebali'nin kızı ile evlendi. Ayrıca diğer Türk beylikleri ile mücadeleden kaçındı ve sınırlarını Bizans toprakları yönünde genişletti.

Beylikten devlete geçiş ve kurumsallaşma

Orhan Gazi
Orhan Gazi, beyliğin başına geçmeden önce Yarhisar tekfurunun kızı Holofira ile evlendi; 1326'da babasının ölümü ile beyliğin başına geçti ve aynı yıl Bursa'yı fethederek başkent yaptı. İlerleyen yıllarda İznik'i kuşattı fakat Bizans İmparatoru III. Andronikos'un karşı saldırıya geçmesi üzerine kuşatmayı kaldırdı. İki taraf, 1329'da Maltepe Muharebesi'nde karşılaştı; savaşın kazananı Osmanlılar oldu ve böylece Kocaeli Yarımadası'nın fethi tamamlanarak Bizans'ın Anadolu toprakları ile bağlantısı kesildi. 1331'de İznik, 1337'de İzmit ele geçirildi. 1345 yılına gelindiğinde Karesioğulları Beyliği, Osmanlı topraklarına katıldı. Beyliğin alınması ile Anadolu Türk siyasi birliğinin sağlanması yolundaki ilk adım atıldı ve Osmanlı, Karesioğulları'nın donanmasından yararlandı. Ayrıca beyliğin konumu sayesinde Rumeli'ye geçiş kolaylaştı. Orhan Gazi, 1346'da Yannis Kantakuzenos'un kızı ile evlendi ve 1347'de Bizans tahtına geçmesini sağladı. Bizans'a, Balkan devletleri ile yaptığı savaşlarda asker yardımında bulundu. Yardımların karşılığı olarak kendisine 1353'te Gelibolu Yarımadası'ndaki Çimpe Kalesi verildi. Böylece Osmanlılar, Rumeli'deki ilk topraklarını kazandılar.

Orhan Gazi, beyliği devlet haline getirdi ve teşkilatlanma çalışmalarına önem verdi. Saltanatı sırasında, ilk Osmanlı medresesini İznik'te açtı; yaya ve müsellem ordusunu kurdu. İlk Divan'ı topladı ve vezirlik makamını oluşturdu. İlk kadı ve subaşı atamalarını yaptı. 1362'da vefat etmesinin üzerine, tahta I. Murad geçti.

I. Murad

Murad Hüdevandigâr olarakta bilinen I. Murad, tahta geçmeden önce 1350'li yıllarda ağabeyi Süleyman ile birlikte Rumeli'de gerçekleştirilen bazı akınlara katıldı. Saltanatı boyunca sınırlarını Balkan topraklarında ilerletmeye özen gösterdi, bunun yanı sıra Anadolu'daki komşu Türk beyliklerinden bazılarının topraklarına çeşitli yollarla sahip oldu. 1363'te Bizans ile yaptığı Sazlıdere Muharebesi sonrasında Edirne'yi fethetti. Hemen ardından Filibe ve Gümülcine'yi hakimiyeti altına alarak Bizans'ın Sırp ve Bulgar devletleri ile var olan kara bağlantısını kesti. Fetihlerden rahatsız olan Papa V. Urbanus, bir Haçlı birliği oluşturdu. Osmanlı ordusu ile Haçlı birliği arasında 1364'te yapılan Sırpsındığı Muharebesi, kesin Osmanlı zaferi ile sonuçlandı. Zafer sonucunda Meriç Irmağı tamamen hakimiyet altına alındı ve Balkanlarda ilerlemek daha kolay bir hale geldi.
Haçlıların Balkanlardaki Osmanlı ilerlemesini durdurma çabaları, Çirmen Muharebesi ile devam etti. Sırpsındığı'nın intikamını almak isteyen Sırplar ile 1371'de savaşan Osmanlılar, bir kez daha zafer elde ettiler. Böylece Makedonya'nın fethine ortam hazırlandı; Bulgar kralı, Sırp prensleri ve Bizans Osmanlı üstünlüğünü kabul etti. İlerleyen yıllarda oğlu Bayezid'i, Germiyanoğulları beyi Süleyman Şah'ın kızı ile evlendirdi. Böylece çeyiz yolu ile Kütahya, Simav, Tavşanlı ve Emet'i hakimiyeti altına aldı. Hamitoğulları'ndan para karşılığında Akşehir, Yalvaç, Beyşehir, Seydişehir ve Isparta'yı satın aldı. Böylece Karamanoğulları ile sınır komşusu oldu. Anadolu'da bu faaliyetler sürerken Balkanlar yönündeki genişleme devam etti. 1386'da Sırplarla yapılan Ploşnik Muharebesi'nde Osmanlı birlikleri başarısız oldu. Bunun üzerine Balkan devletleri yeni bir Haçlı ordusu oluşturdu. İki ordu 1389'da I. Kosova Muharebesi'nde karşılaştı. Savaş, Osmanlı galibiyetiyle sonuçlandı fakat I. Murad, Sırp Miloš Obilić tarafından şehit edildi.

Murad Hüdevandigâr, saltanatı sırasında var olan "Devlet hükümdar ve ailesinin ortak malıdır." anlayışını "Devlet hükümdar ve oğullarının ortak malıdır." anlayışı ile değiştirdi. Böylece taht kavgalarını azaltmayı amaçladı. Kurumsallaşmaya önem verdi; başkenti Edirne'ye taşıdı ve Yeniçeri Ocağı'nı kurdu. Ülkeyi ilk kez eyaletlere ayırarak Rumeli Eyaleti'ni oluşturdu.

I. Bayezid
Osmanlılar ile başta Karamanoğulları olmak üzere,Anadolu Türkmen beylikleri arasındaki mücadele, I.Murad'ın oğlu Yıldırım Bayezid(I. Bayezid (1360-1403)döneminde,tüm beyliklerin ortadan kalkması ve beyliklerinin Osmanlı topraklarına katılmasıyla sonuçlandı.Bu dönemde Osmanlılar,Türkmen beyliklerinin topraklarından başka,Kadı Burhanettin'in mülkü sayılan Sivas,Kayseri,Malatya ve Elbistan'ı da ele geçirmeyi başardılar;böylece Osmanlı sınırı doğuda Fırat'a kadar genişledi.

Ankara Savaşı ve Fetret Devri

Ancak bu durum,Osmanlılar'ı toprakları ellerinden alınan beylerin sığındığı Timur'la karşı karşıya getirdi.Osmanlı yönetimine geçen Anadolu Türkmen beyliklerinin asker ve yöneticileri henüz büyük ölçüde eski beylerine bağlılıklarını koruyorlardı.Bunlar Ankara Savaşı(1402)sırasında Timur ordusunda bulunan eski beylerinin yanına geçtiler.Bu hem Ankara Savaşı'nda Osmanlıların yenilmesine, hem de 14.yy'da kurulmuş olan Anadolu siyâsi birliğinin dağılmasına neden oldu. Osmanlılar, Anadolu'nun siyâsi birliğini yeniden ancak 15.yy'ın ikinci yarısında, II. Mehmed döneminde kurabildiler.
Ankara Savaşı'nda Osmanlıların uğradığı ağır yenilgi, yalnız Anadolu'daki siyâsi birliğin parçalanmasına neden olmakla kalmadı, Osmanlı Devleti'nin kendi içinde de parçalanmalara yol açtı. Yıldırım Bayezid'in oğulları Süleyman Çelebi, İsa Çelebi, Musa Çelebi, Mehmed Çelebi, Osmanlı tahtına sahip olabilmek için birbirleriyle mücadeleye giriştiler. "Fetret Devri" adı verilen ve 1413'e kadar süren bu taht kavgası dönemi, Mehmed Çelebi'nin (I. Mehmed) (1413 - 1421) kardeşlerini ortadan kaldırıp, Osmanlı Devleti'nin birliğini yeniden sağlamasıyla sona erdi. Ankara Savaşı'ndan sonra dikkati çeken en önemli özelliklerden biri, Anadolu'daki eski Türkmen beyliklerinin yeniden kurulmasına, Osmanlı Devleti'nin de Bayezid'in oğulları arasında parçalanmasına karşın Balkan uluslarının Osmanlı yönetiminden kurtulmak için girişimde bulunmamalarıdır. Bunun da nedeni büyük ölçüde, Osmanlı düzeninin, özellikle mîri toprak düzeninin, Balkan derebeylik düzeninden daha iyi, daha ileri bir düzen olması ve Balkan halklarının büyük ölçüde bu düzenden hoşnut olmalarıdır.
Ankara Savaşı'ndaki ağır yenilgi, Osmanlı gelişmesini yarım yüzyıl kadar geciktirmiş oldu. Ancak Osmanlı Devleti, bir devleti tümüyle tarih sahnesinden silebilecek kadar büyük ve önemli olan bu sarsıntıyı atlatabildi; yarım yüzyıllık bir gecikmeyle de olsa yeniden gelişme ve büyüme yoluna girdi.

II. Murad

1451'de II. Murad (1421 - 1444, 1446 - 1451) ölüp de yerine oğlu Fatih Sultan Mehmed (1444 - 1446, 1451 - 1481) ikinci kez padişah olduğunda, artık Osmanlı Devleti, Ankara Savaşı'nın tüm sarsıntılarını atlatmış ve kuruluş dönemini tamamlamış bir devlet idi. II. Mehmed, atalarının birçok defa girişip de başaramadıkları İstanbul'u alma emelini gerçekleştirebilecek kadar kendini güçlü hissediyordu. Fetihle Osmanlı Devleti, artık bir imparatorluk olacaktı.
 

MURATS44

Özel Üye
Osmanlı İmparatorluğu yükselme dönemi

Osmanlı İmparatorluğu yükselme dönemi

Osmanlı İmparatorluğu Yükselme Dönemi ya da Olgunluk Dönemi (29 Mayıs 1453 - 11/12 Eylül 1683) Osmanlı İmparatorluğunun kuruluş döneminden sonra geldiği kabul edilen dönem. İstanbul'un Fethi ile başladığı kabul edilen bu olgunluk döneminin genellikle II. Viyana Kuşatması'na kadar devam ettiği kabul edilir. Katip Çelebi, imparatorluğun bu döneminin 1593'te Celalilerin ortaya çıkmasına kadar sürdüğünü belirtirken, Naima 1683'teki Viyana bozgununu bu dönemin bitişi ve yeni bir dönemin başlangıcı olarak ilan eder. Naima'nın İbn-i Haldun'un tarih anlayışına göre yapmış olduğu bölümlendirme sonraki dönem Osmanlı tarihçileri tarafından da benimsenmiştir.

İmparatorluk bu dönemde tüm kuzey Afrikaya yayılmış, Doğu Avrupa'nın önemli kısmını kontrol altına alarak, Viyana kapılarına dayanmıştır. Doğuda ise yeniden ortaya çıkan Safevi Devleti ile savaşmıştır. Bu dönemi imparatorluğun duraklama dönemi izler.

Yayılma ve doruk noktası (1453–1566)

II. Mehmed (1451-1481)

İstanbul'un 1453'teki fethinden sonra tüm Yunanistan birkaç yıl içinde kontrol altına alındı. Rodos, Girit ve Kıbrıs gibi önemli adalar bunun dışındaydı. Rodos'ta Hospitalier şövalyeleri 16. yüzyılına başına değin tutunabildiler. Kıbrıs 16. yüzyıla kadar, Girit ise 17. yüzyıla kadar Venediklilerin kontrolünde kaldı. Trabzon da 1461 yılında düşünce bağımsız hiçbir Rum devleti kalmamış oldu. Kısa süre içinde Tuna'nın güneyindeki Slav devletler de ortadan kaldırıldı. Son direniş İskender Bey adı verilen Georges Castriota'nın birkaç yıl sürdürmeyi başarabildiği Arnavutluk'taki direniş oldu. Böylece imparatorluğun Avrupa yakasında hiçbir çatlak kalmadı.

Osmanlılar, Adriyatik kıyılarında, Venedik dalmaçyası sınırlarında görülmeye başladılar ve 1480 yılından itibaren bir Osmanlı gücünün Otranto'ya ayak bastığı görülür. Ancak Orta Avrupa'daki Osmanlı ilerleyişi bir dizi yerel sorunla karşılaştı. Osmanlı'nın bu sorunlarla başetme yolu yerel özerklikler tanımaktı, ancak devletin gücü yerel idareyi doğrudan üstlenebilecek noktaya geldiğinde Slav prensliklerinin özerklikleri derhal ortadan kaldırılıyordu. Giderek Karadeniz de bir Osmanlı gölüne dönülmeye başladı.

II. Mehmet, yeniçeri ordusunu aşama aşama yeniden düzenledi. Ordunu silahlarını yeniledi, sayısını artırdı ve merkezi kontrolünü güçlendirdi. İstanbul'un fethinden sonra dikkatini Anadolu'ya yöneltti. II. Mehmet'ten 50 yıl önce Sultan I. Bayezid Anadolu'yu önemli ölçüde politik bir birlik haline getirmeyi başarmıştı ancak, 1402'deki Ankara Savaşı'ndan sonra bu birlik yeniden dağılmıştı. Bu yüzden Türklerin kontrolündeki diğer Anadolu beylikleri ile Rum Trabzon İmparatorluğu'nu topraklarına katmak ve Kırım Hanlığı ile ittifak yapmayı amaçladı. Bu hedefinde başarılı oldu ve Anadolu'daki diğer beylikler üzerinde Osmanlı kontrolünü sağladı.
İmparatorluğun Asya cephesindeki sorunlar Avrupa cephesinden daha derindi. Gerçi Anadolu'daki hiçbir beylik Osmanlı ile boy ölçüşebilecek güçte değildi ama dinsel ve etnik duyguların öne çıktığı başka sorunlar vardı. İran, Azerbaycan ve Ermenistan'da politik bir güç haline gelen Akkoyunlular bir sorun oldu. Asya Türkmenleri, kendilerinden uzakta Balkan sınırlarında doğmuş Osmanlı'ya nazaran kendilerini Akkoyunlulara daha yakın hissediyorlardı. Ayrıca Türkmen oymakların hemen hepsi Şii olmasının da rolü önemliydi. Fatih, Akkoyunluların hükümdarı Uzun Hasan'ı Otlukbeli savaşında bozguna uğrattı. Ancak tarikatların ve sufilerin büyük saygınlığa sahip olduğu bu halklar arasında bir süre sonra, Erdebil'de doğan yeni bir Şii hanedanı kolan Safevi devleti kurulacaktı.Oral Sander'e göre II. Mehmet döneminin siyasi tarih açısından en önemli özelliği "milletler sistemi"nin geliştirilmesidir.İstanbul'un fethinden sonra Avrupa'daki baskılardan kaçan çok sayıda Yahudi bir müslüman devletin hükümranlığı altına sığındı. Ayrıca hıristiyan ve diğer dinlerden topluluklar kendi dinsel önderlerinin yönetimi altında merkezi otoriteye karşı bir tür özerklik elde etmişlerdi. Kendi yasalarını ve yaşam biçimlerini koruyan "milletler" olarak varlıklarını sürdürebildiler. Diğer "milletler"den olanlar belki fethedilmiş bir halk olarak birinci sınıf yurttaş sayılmasalar da, varolan sınırlamalara rağmen benliklerini sürdürme ve barış içinde yaşama hakkına sahiptiler. Zamanla müslümanların fazla itibar etmediği ticaret alanına da el atarak zenginliklerini artırdılar. Böyle bir yönetim anlayışı, o dönem Avrupa'sındaki diğer çok-uluslu devletlerde görülmemektedir.

II. Bayezid (1481-1512)

II. Bayezid, babasının aksine barışsever eğilimli idi. Buna karşın Avrupa diplomasisinin manevralarına girmek zorunda kalmıştır. II. Bayezid yeni haçlı seferlerini engelleyebilmek için babasının başlattığı deniz gücü kurma çabasını devam ettirdi. Bunun sonunda İtalya'daki şehir devletleri birbirlerine karşı koz olarak Osmanlı'nın desteğini sağlamaya çalışacaklardır. Venedikle girilen deniz savaşlarında Akdeniz'deki Venedik deniz üstünlüğü sona erdirildi. Artık Osmanlı denizcileri Batı Akdeniz'de de seferlere girişeceklerdir.

II. Bayezid, imparatorluğun ticari ve ekonomik ilişkilerinin gelişmesini teşvik etmiş ve İtalyan kent devletleriyle karlı ticari ilişkilere girmiştir. 15. yüzyılın sonundan başlayarak, İspanya'dan sürülen Yahudiler'i Osmanlı topraklarına kabul etmiştir.

Yavuz Sultan Selim (1512-1520)

Babası II. Bayezid'in tahtına oldukça sorunlu şekilde, hatta bir tür darbe ile oturan I. Selim önce kardeşleri Şehzade Ahmet ve Şehzade Korkut tehditlerinden kurtuldu ve sonra yeniden yükselen Safevi devleti tehdidini bertaraf etmeye girişti. Şah İsmail'in üzerine yürüyerek onu 1514'te Çaldıran'da bozguna uğrattı ve sonra Tebriz’e kadar ilerledi. Dönüşünde Dulkadiroğulları Beyliği ile Turnadağ Muharebesi yapıldı(1515). Bunu gören Ramazanoğulları Beyliği savaşmadan teslim oldu ve Anadoluda Türk birliği sağlandı. Devletin Doğu Anadolu yüksek bölgesini de içerecek biçimde genişlemesi doğudan gelebilecek (Timur saldırısı gibi) bir saldırıya karşı ülkenin savunmasını kolaylaştırıyordu.

Çaldıran seferinden hemen sonra gündeme gelen Mısır seferi ve burada Memlukların yönetimine son verilmesi ile Sultan Selim halifeliğin Osmanlı sülalesine geçmesini sağlamış oldu. Kutsal emanetlerin İstanbul'a getirilmesi, Mekke, Medine gibi kutsal kentlerin ve Hicaz haç yolunun denetimi de artık Osmanlı imparatorluğu tarafından yapılır oldu. Böylece Osmanlı, artık tüm İslam dünyasının koruyucusu olduğunu göstermişti.Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566)

Kanunî Sultân Süleyman, Yavuz döneminde duraklayan Batı’ya karşı gazâ siyâsetini yeniden yürürlüğe koydu. Belgrad’ın zaptı (1521) Orta Avrupa’da; Rodos’un zaptı (1522) ise Akdeniz’deki etkinlikleri için Osmanlı Devleti’ne elverişli bir konum kazandırdı. Macar ordusunu Mohaç’ta yok eden (1526) Kanunî Sultân Süleyman, Macaristan’ın başkenti Buda’ya (Budin) girdi ve Macaristan'ı Zapolya'nın krallığında himâyesine aldı. Mohaç Şavaşı (Meydan Muharebesi) tarihin en kısa süren şavaşıdır. Bu, Osmanlı Devleti’ni Macaristan egemenliği için Habsburglar’la karşı karşıya getirdi. Kanuni, Zapolya’yı korumak için 1529’da Viyana’nın kuşatılmasıyla sonuçlanan seferi, 1532'de de Alman Seferi'ni yaptı. 1541’de ise Osmanlı egemenliğindeki Macaristan topraklarını bir Osmanlı eyaleti (Budin Eyaleti) yaparak ilhâk etti; ölen Zapolya’nın oğluna, kendisine bağlı olması koşuluyla Erdel Prensliği’ni verdi. 1543’teki Macaristan seferi sırasında ise Estergon Kalesi’ni zapt etti. 1534 de piri reis himayesindeki cezayir Osmanlılara geçti. 1551 de trablusgarb ı turgut reis komutasındaki donanma ile aldı.
II. Selim (1566-1574)

II. Selim,tahta çıktığında ilk seferini Yemen'e yaptı. Yavuz Sultan Selim döneminde alınamayan Yemen onun döneminde alındı (1568). Yemen'den sonra Cenevizlilerden Sakız Adası alınarak boğazların güvenliği sağlanmış oldu. Döneminde sadece tek bir veziriazam atamıştır. Bu veziriazam Sokullu Mehmed Paşa idi. II. Selim, yönetimi kızı Esmehan Sultan'ın kocası olan Sokullu Mehmed Paşa'ya bırakarak çok isabetli bir karar vermiştir. Osmanlı Devleti, II. Selim döneminde de gücünü korumuştur. Sakız Adası'ndan sonra Tunus, Endonezya, Astrahan, Kıbrıs gibi toprakları da imparatorluğa katmıştır. İnebahtı Deniz Savaşı'nda ise Osmanlı ordusu büyük bir yenilgiye uğratılmıştır. Kanuni]] döneminde Don-Volga nehirleri arasında bir kanal açılmış ancak kesin bir sonuca ulaşılamamıştır. II. Selim döneminde Sokullu Mehmed Paşa sayesinde bu nehirler arasında bir kanal açılarak boğazlar güvenliği sağlanmıştır. Süveyş Kanal Projesi de diğer bir kanal projesidir.
Güney Azerbaycan seferi

Kanuni döneminde önemli mücadele alanlarından biri de Azerbaycan oldu. Yavuz Sultan Selim zamanında Azerbaycan’a karşı kazanılan Çaldıran zaferine, Osmanlı ordularının Tebriz’e kadar ilerlemesine ve tüm Doğu Anadolu’nun Osmanlı egemenliğine geçmesine karşın Sefeviler ile kesin bir barış antlaşması imzalanmamıştı. Gerek Sefeviler, gerekse Osmanlı İmparatorluğu, birbirlerine kuşku ile bakıyorlardı. Güney Azerbaycan, Anadolu’yu ele geçirme planlarından vazgeçmediği gibi, Osmanlılar da Hint Okyanusu’na kuzeyden açılan iki körfezden biri olan Basra Körfezi'ne açılan Irak topraklarını ele geçirme emelleri besliyorlardı. Bu arada iki devlet arasında sınır olayları da eksik değildi; bir takım sınır görevlileri durmadan taraf değiştirmekteydiler. Bütün bu olaylar bir araya gelince 1533'te Sadrazam İbrahim Paşa, Sefevi seferiyle görevlendirildi, arkasından da padişah Safevi seferine çıktı (1534). "Irakeyn Seferi"denilen bu seferin en önemli ve kalıcı etkisi Bağdat dahil olmak üzere Irak topraklarının Osmanlılar’ın eline geçmesi oldu (1535). Böylece Hint Okyanusu'na açılan önemli körfezlerin ikisi de Osmanlılar'ın eline geçmiş oldu. Güney Azerbaycan savaşları 1555’teki Amasya Antlaşması ile sona erdi; antlaşma sonucu Azerbaycan ile merkezi Tebriz, bir kısım Doğu Anadolu toprakları Osmanlılar'ın eline geçti. Bu barış 1576 yılına kadar sürdü.

Hint Deniz Seferleri (1538-1669)

Akdeniz'de Osmanlılar'la Hıristiyan Akdeniz devletleri arasında her iki taraf için de yıpratıcı deniz savaşları yapılırken, Osmanlı Devleti, 1538'den başlayarak Hint Okyanusu’nda Portekizliler ile mücadeleye girişti. Osmanlı Devleti’nin Hint Okyanusu için mücadelesi 1669’a kadar sürdü. Bu süre içinde birkaç kez Hindistan’a, bir kez de Sumatra Adası’na donanma gönderildi; Yemen, Habeşistan ve bazı Afrika ülkeleri Osmanlı Devleti’ne katıldı. Hint Okyanusu'nda Portekizlilere karşı bazı deniz başarıları elde edildi ise de, Osmanlılar Hint Okyanusu’nda kesin bir üstünlük sağlayamadılar. Osmanlılar’ın Hint Okyanusu’ndaki başarısızlığı daha sonra hem Osmanlı Devleti hem de tüm doğu ulusları için son derece olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Osmanlı donanması nın okyanus şartlarına uygun olmaması, Hint deniz seferlerine gereken önemin verilmemesi ayrıca Gucerat hükümdarlarının Osmanlılar'a yardım etmemesi başarısızlığın diğer nedenlerindendir.
İsyanlar ve yeniden canlanma (1566–1683)

Kanuni'den sonra tahta geçen padişahların çoğu devlet işlerine fazla bir ilgi göstermemişlerdir. Devlet işleri bu dönemde Sokullu (görev süresi 1565-1579) ve Köprülüler (görev süreleri 1656-1683) gibi yetenekli sadrazamların eline geçmiş ve zayıf padişahlar ve güçlü sadrazamlar dönemi başlamıştır. Bu dönemde tahta gelen birçok sultan zaten çocuk yaşta idi. I. Ahmet (1604-1617) ve II. Osman (1618-1621) iktidara geldiklerinde 14 yaşında idiler; IV. Murat (1623-1640) 12, IV. Mehmed (1648-1687) ise 7 yaşındaydı. Bu durumda naiplik devreye giriyor ve kadınların büyük rol oynadığı bu durum bir dizi karışıklığa yol açıyordu. Bu sultanların kadınlara ve içkiye düşkünlükleri de dikkat çeker boyutta idi. Örneğin III. Murad 102 kez baba oldu ve sonra da sara hastalığına tutuldu. I. İbrahim cinsel saplantılar içindeydi ve düpedüz deliydi, sonunda da boğularak öldürüldü. Bu sultanlar, çoğu kez yeteneksizdiler. Saraydan çıkmıyor, hiçbir işe el sürmüyorlar, bizzat adalet dağıtmıyorlar, ne vezirlerini ne diğer yöneticileri denetlemiyorlardı. Kanuni'den sonra sadece III. Mehmet ve II. Osman birer sefere çıktı. İçlerinde ordunun başına geçen ve savaş adamı niteliğini hakeden sadece IV. Murat idi. Yeniçeriler de artık sultanlara saygı duymaz oldular ve ilk kez bir sultanı II. Osman'ı tahttan indirip öldürerek, yerine bir zavallıyı, I. Mustafa'yı tahta geçirdiler.

#SultanTahtta olduğu dönem
1III. Murad1574-1595
2III. Mehmed1595-1603
3I. Ahmed1603-1617
3I. Mustafa1617-1618
4II. Osman1618-1622
5I. Mustafa1622-1623
6IV. Murad1623-1640
7I. Mustafa1622-1623

 

MURATS44

Özel Üye
Osmanlı İmparatorluğu duraklama dönemi

Osmanlı'da Duraklama Dönemi, Sokullu Mehmet Paşa'nın ölmesiyle başlamıştır. Deneyimsiz kişilerin tahta geçmesi ile merkezi yönetimin bozulması sonucu, devlet yönetiminde otoritenin sarsılması, halkın devlete olan güveninin azalmasına ve iç isyanların çıkmasına neden olmuştur. Özellikle yeniçeriler padişaha karşı gelmekteydi ve yeniçerilerde 'Ocak, devlet içindir.' anlayışı yerine 'Devlet, ocak içindir.' anlayışı gelişmiştir.[SUP][/SUP]Avusturya ve İran seferleri sonucu oluşan ekonomik sıkıntılar, tımar sisteminin bozulması ve nüfus artışının yarattığı sosyal hayattaki sıkıntılar ve çağın gerisinde kalınması ile eğitim alanındaki bozulmalar sonucu devlet duraklama dönemine girmiştir. Coğrafi keşiflerle ticaret yollarının önem kaybetmesi, sık padişah değişmeleriyle çok verilen cülus bahşisi ve yeniçerilerin artmasıyla verilen ulufe miktarının da artması Osmanlı ekonomisini yıpratmıştır.

Celali ayaklanmaları, Osmanlı toprak düzenini büyük ölçüde değiştirmiş, ağır vergiler yüzünden ya da “Büyük Kaçgun” sırasında yerlerinden olan çiftçilerin toprakları mültezimlerin ya da yerel yöneticilerin eline geçmiştir. Vergiler yüzünden borca giren köylüler, işledikleri toprakları sonunda tefecilere kaptırdılar. Osmanlı toprak düzeninin belkemiği olan tımar sistemi bozuldu. Büyük nüfus hareketleri ortaya çıktı ve kentlere büyük göçler oldu. Tarımsal üretim azaldı ve kıtlık tarım ürünleri fiyatlarının yükselmesine yol açtı. On binlerce insan yaşamını yitirdi ve pek çok yerleşim yeri yıkıma uğradı. Osmanlıda eğitim(ilmiye)nin bozulması da Osmanlıyı geriletmiştir. Avrupadaki gelişmeleri (Rönesans, Reform) Osmanlı'nın takip etmemesi Osmanlı için bir dezavantaj olmuştur.
 

MURATS44

Özel Üye
Osmanlı İmparatorluğu dağılma dönemi

Bu dönem 1792 Yaş Antlaşması ile başlayıp 1922'de Osmanlı Devleti'nin yıkılışına kadar devam eden dönemdir. Osmanlı Devleti Avrupalı devletlerin kendi aralarındaki çıkar çatışmalarından yararlanıp denge politikası izleyerek varlığını korumaya çalışmıştır. Osmanlı Devleti'ne, bu dönemde Avrupalı Devletlerce "Hasta Adam" lakabı konulmuştur. Osmanlı, Balkanlarda çıkan isyanlar ve uzun süren Rus savaşları ile iyice yıpranmış ve devlet yönetiminde ıslahata yönelik çalışmalar yapılmışsa da pek başarılı olunamamıştır. 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı Osmanlı Devleti ile Rusya arasında birçok cephelerde savaşılmış bir savaştır. Napolyon, Bonapart'ın önderliği altındaki Fransa'nın Avrupa'da başlattığı savaşların arka planında yer aldı.
Savaşın nedeni, Rusların Sırp isyanını desteklemesi ve Balkan Milletlerini kışkırtması ve Rusya'nın Eflak ve Boğdan'da isyanlar çıkartması

  • İngiltere'nin Osmanlı Devleti'ni uyarması - İngiltere'nin önce Çanakkale, daha sonra İskenderiye'yi vurması (İngiliz-Osmanlı Savaşı).
  • Bu sırada Fransa'nın Rusya ile anlaşması - İngiltere ile Osmanlı Devleti arasında Kale-i Sultaniye (Çanakkale) Antlaşması'nın imzalaması (1809)
  • Daha sonra Napolyon'un Moskova Seferi'ne çıkması ancak Rusya barış istedi.
  • Bükreş antlaşması imzalandı. Sırplara ilk ayrıcalıklar verildi.
  • Besarabya, Rusya'da kaldı.
  • Eflak ve Boğdan, Osmanlı Devleti'nde kaldı.
  • Prut Nehri sınır oldu.

II. Mahmut döneminde Askeri alanda yapılan reformlar


  • Alemdar Mustafa Paşa, Nizam-ı Cedit ordusunun yerine Sekban-ı Cedit Ordusu'nu kurdu
  • II. Mahmut Alemdar Mustafa Paşanın öldürülmesi üzerine Sekban-ı Cedit'in yerine Eşkinci Ocağı kurdu
  • 1826'da Yeniçeri Ocağı'nı kaldırarak yerine Asakir-i Mensurei Muhammediye ordusu kuruldu. Bu olayın adı Vakay-i Hayriye (Hayırlı Olay)'dir
  • Yeni kurulan Asakir-i Mansure-i Muhammediye Ordusu tümen, tabur, bölük gibi birliklere ayrıldı
  • Ordunun reformu için Prusya'dan subaylar getirildi. Avrupa'ya subaylar gönderildi
Abdülmecid Dönemi (1839-1861)

Londra Konferansı (1840)


  • Mısır Valiliği,babadan oğula geçmek üzere Mehmet Ali Paşa'ya verilecek, fakat hukuki yönden
Osmanlı'ya bağlı kalacak .

  • Mısırda vergiler padişah adına toplanacak, dörtte biri İstanbul'a gönderilecek.
  • Suriye, Adana ve Girit Osmanlı'ya geri verilecek.
Bu anlaşmayla Mısır iç işlerinde serbest, dış işlerinde Osmanlı'ya bağlı imtiyazlı bir eyalet haline geldi.

Londra Konferansı (1841)

Hünkâr İskelesi Antlaşması'nın süresi bitince Londra'da bir konferans toplandı. Toplantıya İngiltere, Rusya, Fransa, Avusturya-Macaristan, Prusya ve Osmanlı Devleti katıldı. Londra'da imzalanan Boğazlar Sözleşmesi'ne göre;

  • Boğazlar Osmanlı Devleti'nin olacak, ancak Osmanlı barış halindeyken boğazlar bütün savaş gemilerine kapatılacaktı.
  • Bu sözleşme ile boğazlar,devletlerarası bir statü kazandı.
  • Osmanlının boğazlar üzerindeki hükümranlık haklarına kısıtlama getirilmiştir.
  • Rusya boğazlar üzerindeki üstünlüğünü kaybederken, Fransa ve İngiltere Akdenizdeki güvenliklerini
arttırmışlardır.

Tanzimat Fermanı (3 Kasım 1839)

Tanzimat fermanı'nın amacı; Osmanlı uyruğunda bulunan bütün vatandaşlara eşit haklar vererek Avrupa Devletleri'nin Osmanlıların içişlerine karışmasını önlemek, Azınlıklar ve Avrupa üzerinde olumlu bir etki yaparak Avrupalı Devletlerin desteğini sağlamak ve imparatorluğu yeniden toparlamaktı.


  • Avrupalı Devletlerin iç işlerimize karışmasına engel olmak.
  • Mısır ve Boğazlar konusunda Avrupalı Devletlerin desteğini kazanmak.
  • Devleti ve toplumu demokratik bir yapıya kavuşturmak.
  • Azınlık isyanlarını önleme isteği.
Bu nedenlerden dolayı 3 Kasım 1839'da Tanzimat Fermanı (Gülhane Hattı Hümayun) ilan edildi.

Tanzimant Fermanının İçerdiği Esaslar


  • Müslüman ve Hiristiyan bütün halkın namus,ırz,can ve mal güvenliğinin sağlanması.
  • Askerliğin düzenli bir şekle sokulması.
  • Vergilerin düzenli bir yönteme göre belirlenmesi ve toplanması


Kırım Savaşı (1853-1856)

Sebepleri;

  1. Rusya'nın Osmanlı Devleti üzerindeki emelleri
  2. Kutsal Yerler Meselesi: Rusya İstanbul'a bir elçi göndererek Ortodoks kilisesinin kutsal yerlerle ilgili isteklerinin onaylanmasını istemiş, Ancak bu isteği Osmanlı İmparatorluğu reddetmiştir.
  3. Rusya'nın 1848 İhtilallerinin Avrupa'da meydana getirdiği karışıklıklardan yararlanmak istemesi
Bu sebeplerden dolayı savaş, Osmanlı Devleti ile Rusya arasında 1853'de başladı. Osmanlı donanması Sinop'ta Ruslar tarafından yakıldı. 1854'te İngiltere ve Fransa, Osmanlı Devleti'nin yanında yer aldı. Sivastopol kalesi kuşatılarak alındı. Yenilen Rusya ile Paris Antlaşması imzalandı.(1856)
Kırım Savaşında İngiltere, Fransa, Sardunya ve Piyomento, Osmanlı Devleti'nin yanında savaşa girdi. Avusturya ise Eflak ve Boğdan'ı işgal ederek destek verdi. Osmanlı Devleti ilk dış borcu Kırım savaşı sırasında İngiltere'den aldı.(1854) Osmanlı Devleti Paris anlaşması sırasında Avrupalı devletlerin tam desteğini kazanmak için azınlıklara geniş haklar tanıyan Islahat Fermanı'nı ilan etti.

Islahat Fermanı (1856)

Paris Antlaşması görüşmeleri sürerken Islahat Fermanı ilan edilmişti (1856). Bu fermanla ilgili bir madde Paris Antlaşması'nda da yer aldı. Islahat Fermanı kaynağını ve ortaya çıkış nedenini yabancı devletlerden almaktadır. Bu fermanın esasları Fransa'nın ısrarı ile Avusturya, İngiltere ve Fransa tarafından belirlenmiştir. Osmanlı Devleti, Paris antlaşması şartlarını lehine çevirmek için bu fermanı ilan etmiştir.

  1. Din ve mezhep hürriyeti sağlanarak azınlıklara okul, kilise ve hastane açma hakkı verilecek
  2. Azınlık ve yabancılara küçük düşürücü sözler söylenmeyecek
  3. Azınlıklar da bütün devlet memurluklarına girebilecek
  4. Askerlik işleri yeniden düzenlenecek, azınlıklardan askerlik için bedel kabul edilecek
  5. Vergi sistemi yeniden düzenlenecek. İltizam usulü kaldırılacak
  6. Herkes inancına göre yemin edecek, karma mahkemeler kurulacak


Abdülaziz Dönemi(1861-1876)

Bu dönemde, Rusya'nın Balkanlarda panslavizm idealini yaymaya başlamasıyla isyanlar başlamıştır. Sırp, Karadağ, Bosna-Hersek, Romen (Eflak ve Boğdan) ve Bulgar isyanları ortaya çıkarak "Balkan Bunalımı"na zemin hazırlandı ve Girit'teki Rumlar ayaklanarak Yunanistan'a bağlanmak istediler. Avrupalıların duruma müdahalesiyle Osmanlı Devleti Halepa Fermanı'nı ilan etmiş ve Giritlilere vergi muafiyeti getirilmiştir. Mısır Hıdivi İsmail Paşa'nın gayretleri ve Fransa'nın desteğiyle 1869'da Süveyş Kanalı açılmış, böylece coğrafi keşiflerle önemini yitiren Mısır ve Akdeniz yeniden canlanmıştır. Bu durum Avrupalı devletlerin Mısır'a sahip olma arzunu artırmıştır.

Beylerbeyi ve Çırağan sarayları yapılmıştır. Avrupalı Devletler azınlıklarla ilgili ağır istek ve tehditlerden oluşan Berlin Memorandumu'nu ilan ettiler. Avrupa'da önemli gelişmeler görülmüş, İtalya(1870), ve Almanya(1871) siyasi birliklerini tamamlayarak siyasi güç olarak ortaya çıktılar.

V. Murat Dönemi

V. Murat Abdülaziz'in tahttan indirilmesi sonucu padişah oldu.(1876) Ancak sağlığının yerinde olmadığı görüldü. Bu durum karşısında başta Mithat Paşa olmak üzere önde gelen devlet adamları toplam 93 gün tahtta kalan V. Murat'ı tahttan indirerek Meşrutiyeti ilan etme sözü veren II. Abdülhamit'i tahta çıkardılar.

II. Abdülhamit Dönemi (1876-1909)

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi)

Savaşın nedeni, İstanbul (Tersane) ve Londra Konferansı kararlarının Osmanlı tarafından kabul edilmemesi ve Rusya'nın Panslavist politikası ve sıcak denizlere inme çabasıdır.
Rusya ilk olarak, Osmanlı'dan balkanlarda ıslahat yapmasını istemiştir. Çünkü Rusya da içinde bulunduğu karışıklıklar dolayısıyla olası bir savaştan çekinmekteydi. Ancak Osmanlı savaş çıkacağını bile bile bu istekleri reddetmiştir. Çünkü Islahat Fermanı nedeniyle, kamuoyu tarafından reformlara büyük bir tepki vardı. Rusya tüm bu sebeplerden dolayı Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti. Savaş, Doğu ve Batı cephesi olarak ikiye ayrılmıştı.Batı cephesinde, Plevne'ye kadar ilerleyen Rus kuvvetlerini, Gazi Osman Paşa durdurdu. Ancak kaledeki kıtlık dolayısıyla, taarruzu deneyen Osman Paşa başarılı olamadı.
Ruslar doğuda Erzurum'a kadar ilerlediler. Rus ordusu Aziziye Tabyalarında Şehit Halil Başkan Paşa tarafından durduruldu. Ancak ağır kış şartlarına dayanamayan Osmanlı kuvvetleri, Rus ordular karşısında tutunamadı. Ruslar batıda Edirne ve doğuda Kars'a kadar girdiler.Sonuç olarak da, iki taraf arasında Ayestafanos Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma Rusya'ya sıcak denizlere inme konusunda Balkan ve Doğu koridorunu açmıştır. Bu durum Avrupa devletlerin tepkisine neden olmuş, Rusya yeni bir savaşı göze alamadığından Berlin'de bir kongre toplanmasını kabul etmiştir. Bu antlaşma yürürlüğe girmemiş, bunun yerine Berlin antlaşması imzalanmıştır. Osmanlı Devleti'nin imzalayıp da uygulamaya konulmayan iki antlaşma Ayestefanos ve Sevrdir.

Berlin Kongresi ve Antlaşması (1878)

Bu sırada İngiltere, Osmanlı Devleti'ne Kıbrıs'ın kendisine bir üs olarak verilmesi durumunda kongrede Osmanlı Devleti'ni savunacağını söyledi. Osmanlı İngiltere'nin bu isteğini kabul etmek zorunda kaldı.
Bu antlaşma ile Osmanlı'nın dağılma süreci hızlandı. İngiltere de Osmanlı topraklarının parçalanmasına katıldı. Bu yüzden Osmanlının dış politikasında İngiltere'den boşalan yeri Almanya almaya başladı. Ermeni meselesi ilk defa uluslararası bir antlaşmada yer almış, Ermeni Meselesi Ermenilerin değil Osmanlı'yı parçalamak isteyen devletlerin meselesi olarak ortaya çıkmıştır. Osmanlı'nın 19. yy.da en çok toprak kaybettiği antlaşmadır. Anlaşmadan en karlı çıkan, Bosna-Hersek üzerinde haklar elde eden Avusturya ve Kıbrıs'ı üs olarak alan İngiltere'dir.

V. Mehmet Reşad Dönemi (1909-1918)

Trablusgarp Savaşı (1911)

20. yüzyılın başında Kuzey Afrika'da sadece Trablusgarp Osmanlı egemenliğinde kalmıştı. (Daha önce Cezayir'i ve Tunus'u ve Fas'ı Fransızlar işgal etmiş, Mısır'ı da İngilizler işgal etmişti).
İtalya'nın gelişen sanayisi için hammadde ve pazar arayışı, bunun içinde Osmanlının elindeki Trablusgarp'a asker çıkarmaları.
Trablusgarp'ı ele geçirmekte zorlanan İtalyanlar Oniki Ada ve Rodos'u işgal ettiler. Bu sırada Balkan Savaşı patlak verince Osmanlı Devleti barış imzalamak zorunda kaldı. İtalyanlarla Uşi (Ouchy)Antlaşması imzalandı.(1911) Antlaşmaya göre Osmanlının kuzey afrikadaki son toprağı olan Trablusgarp ve Bingazi İtalya'ya bırakıldı.

Balkan Savaşları

Rusya'nın Panslavist politikası ve sıcak denizlere inme düşüncesi doğrultusunda Balkan Devletlerini Osmanlıya karşı kışkırtması sonucu çıkmıştır.
İngiltere, Osmanlı-Almanya yakınlaşmasından rahatsızlık duyuyordu. Çünkü Almanya, hem Avrupa'nın güçlü bir devleti hem de İngiltere'nin sömürgelerine göz diken bir tavırda idi. İngiltere, Almanya tehlikesine karşı daha zayıf durumda olan Rusya'yı kullanmaya karar verdi.

I. Balkan Savaşı

Osmanlı'nın Trablusgarp'ta savaşıyor olmasini firsat olarak gorduler ve Rusların kışkırtmasıyla Sırbistan, Yunanistan, Karadağ ve Bulgaristan aralarında anlaşarak Osmanlı Devleti'ne savaş açtılar.

  • Osmanlı Ordusunun bir bölümü savaştan önce terhis edilmişti. Bu duruma bir de subaylar arasındaki siyasi çekişmeler eklenince Osmanlı Devleti bütün cephelerde yenildi.
  • Makedonya, Batı Trakya, Edirne ve Kırklareli işgal edildi. Arnavutluk bağımsızlığını ilan etti.
Sonuçta, Balkanların yeni haritasını belirlemek amacıyla Londra Konferansı toplandı.(1912) Londra Konferansında Osmanlı Devleti Midye-Enez çizgisi'nin batısında kalan topraklarını kaybetti. (Makedonya, Batı Trakya, Edirne, Kırklareli). Ayrıca Bozcada ve Gökçeada Midilli sakız sisam ahikerya ve ipsara limni bozbaba semadirek dışındaki Ege adaları Yunanistan'a geçti.

II. Balkan Savaşı

I. Balkan savaşında en çok toprağı Bulgaristan almıştı. Bu durumdan memnun olmayan Yunanistan, Sırbıstan, Karadağ ve Romanya Bulgaristan'a savaş açtılar. Bu durumdan faydalanan Osmanlı Devleti de savaşa girerek Edirne ve Kırklareli'yi Bulgarlardan geri aldı.

Osmanlı Devleti Bulgaristan ile İstanbul Antalaşması'nı, Yunanistan ile Atina Anlaşmalarını imzaladı.(1913) İstanbul ve Atina Antlaşmalarında Bulgaristan ve Yunanistanda yaşayan Türklere "Azınlık" statüsü verildi. Balkan Savaşlarından sonra Talat, Cemal ve Enver Paşaların devlet idaresindeki etkinliği arttı.
Ottoman Loan certificate 1933


I. Dünya Savaşı (1914-1918)

Almanya ve İtalya'nın gelişen sanayileri için hammadde ve pazara ihtiyaç duymaları, bu nedenle İngiltere ve Fransanın sömürgelerine göz dikmeleri, Fransanın 1871'de kaybettiği Alsas-Loren Bölgesini Almanlardan geri almak istemesi, Avusturya-Macaristan imparatorluğu'nun Rusların Panslavist politikasından rahatsız olması gibi nedenlerden dolayı yapılmışltır.
İtalya savaş başladıktan sonra grup değiştirerek, İtilaf Devletleri'nin yanında savaşa katılmıştır.
Avusturya-Macaristan Veliahtı Saraybosna'da bir Sırplı tarafından öldürüldü. Bunun üzerine Avusturya Sırbistan'a savaş ilan etti, Rusya Sırbistan'ın yanında yer aldı. Fransa Rusya'yı destekledi. Almanya ve İngiltere'nin de katılmasıyla savaş genişledi. Osmanlı Devleti burada ittifak grubundaydı ve o gruptaki yenilen devletlerden oldu.
 
Üst Alt