Türk Devletlerinin Hükümdarlık Alametleri

BULUT

Aktif Üyemiz
Yönetici
#1
Türk Devletlerinin Hükümdarlık Alametleri
Türk Devletlerinin Hükümdarlık Alametleri
Türk Devletleri'nde sultanların bir takım hükümdarlık alametleri vardır. Selçuk Devleti'ndeki hükümdarlık alametleri...

Devlet liderlerinin, sultanların, padişahların, kağanların, hanların tarihte bir takım hükümdarlık alametleri vardı. Bu alametler sembolik olsalarda hükümdara işaret eder ve bu alametlerden birinin bile eksik olması durumunda hükümdarın meşruluğu sorgulanır hale gelirdi.

HÜKÜMDARLIK VE HAKİMİYET ALAMETLERİ

MANEVİ HÜKÜMDARLIK ALAMETLERİ

HUTBE : Hükümdarlık alametlerinden başlıcalarından birisidir. Cuma ve bayram namazlarında hatip tarafından okunan dini öğütlere denir. Tabiyet altına alınan devletlerin hükümdarları tabi olduklarını belli etmek için hakim oldukları bölgelerde Selçuklu Sultanları’nın adını ve lakaplarını hutbelerde kendi adlarından ve lakaplarından önce okutmuşlardır. Eğer vassal bir hükümdar tabi olduğu hükümdarın adını ve lakabını hutbede kendi adından önce okutmazsa bu isyan etmek anlamına gelirdi.

UNVAN, LAKAP, KÜNYE : Hükümdarlık alametlerinden biride ünvan ve lakaplardır. Bir kısım ünvan ve lakaplar sadece sultanlara verilirdi. Hanedana mensup kişilere melikler diğer askeri ve sivil erkana da ünvan verilse dahi bunlar sultanın kullandığı unvanlardan olamazdı.

UNVAN : Genellikle halife tarafından verilirlerdi. Örneğin Es-Sultan’ül Muazzam Şahenşah

LAKAP : Sonu ed-din, ed-devle ve ed-mille gibi kelimelerdi.

KÜNYE : Ebu takısıyla başlar (baba demektir) Örneğin: Ebu muzaffer, Ebu Talip

Selçuklu  Sikkesi
Selçuklu Sikkesi
MADDİ HÜKÜMDARLIK ALAMETLERİ

SİKKE : Hutbeden sonra hükümdarı hükümdar yapan simgelerden biridir. Tahta çıkan hükümdarın ilk işlerinden biri üzerinde adının, ünvan ve lakaplarının yazdığı parayı darp etmektir. Bu şekilde hükümdarlık ve hakimiyet ilan ediliyordu. Diğer yandan vassal hükümdarlar ve meliklerde tıpkı hutbede olduğu gbı sikkede de önce halifenin sonra tabi olduğu hükümdarın, sonra da kendi ad, ünvan ve lakaplarını yazarak sikkeyi darp ederlerdi. Aksı taktirde bu da isyan demekti.

Selçuklular’da ilk altın sikke Tuğrul Bey zamanında darp edilmiştir. Ayrıca istisnalar dışında bütün Selçuklu paralarının üstünde Oğuz hakimiyetinin sembolu olan OK ve YAY bulunurdu.

TEVKI : Aslında Arapça olan ‘tevkı’ kelimesi bir şeyi vakt ettirme, tesir icaze etme gibi manalara gelmekteydi. İslam Devletleri’nde ise resmi yazışmalarda mühür mutenadıfı olarak kullanılmıştır. Tuğrul Bey’den sonra Selçuklu Hükümdarları İslam geleneğine uyarak bir dua cümlesinden ibaret olan tevki kullanmışlardır.



TUĞRA : Türkçe bir kelime olan TUĞRA ise Oğuz Hakanları’ndan tutun Selçuklu Sultanları’na, oradan da Osmanlı Padişahları’na kadar işaret ve yazılı alamet olarak görülmektedir. Hükümdarın adına vesikanın üst tarafında besmele üzerine kalın uçlu kalemle yazılan isim, lakaplar ve dua cümlesinden ibaret olan tuğra Tuğrul Bey’den bu yana mevcuttur. Tuğrul Bey’in tuğrası ok ve yaydan ibarettir.

Tuğrul Bey’den sonra Selçuklu Hükümdarları İslam geleneğine uyarak bir dua cümlesinden ibaret olan tevki kullanmışlardır. Mesela Sultan Sencer’in alameti; altta tuğra kasvı üstte ‘’Bismillah Tevekkeltu Alallah’’ dua cümlesinden ibaretti. Böylece Selçuklu Tuğrası’nın; damga, hükümdarın tevki, ismi ve lakabından oluştuğunu görüyoruz.

TIRAZ : Tıraz aslında Selçuklular’a Abbasiler’den intikal etmiştir. Tıraz üzerinde sultanın ad, ünvan, lakaplarının işlenmiş olduğu değerli kumaştan yapılmış, tırazhane denilen yerde imal edilen giysilerdi.



HİLAT : Üzerinde padişahın isimlerinin, ünvanlarının yazdığı elbisenin adı tırazdır. Bu elbiseler eğer hükümdar tarafından vassal hükümdarlara hediye edilirlerse bunlar HİLAT olurlardı. Bazen de HILAT’ı tamamlayan aksesuarlar, kılıç, kemer, ok, yüzük gibi aksesuarlar verilirdi.



ÇETR : İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın ifadesiyle bir mızrak üzerine havada küçük bir kubbe şeklinde açılan saltanat şemsiyesidir. ÇETR atlas ya da altın işlemeli sırma bir kadifeden yapılmıştır. ÇETR’de hükümdarın ünvan ve alameti (işareti) yazardı. ÇETR’i hükümdarın atının biraz gerisinde ÇETİRCİ tutardı. ÇETR’in varlığı savaş sırasında sultanın durumunu ve konumunu gösterirdi. ÇETR’i yerinde göremeyen asker bozgun olduğu hissine kapılırdı.



GAŞİYE: Eğer örtüsü anlamına gelmektedir. değerli kumaşalardan imal edilirdi. Hükümdarın adının ve lakabının üzerine işlenen örtüsü tören sırasında sultanın atının önünde yaya olarak taşırlardı.Bu törenlerde bazen isyan etme ihtimali olan saygısız vassalları dizginlemek için yapılan bir gurur kırma hareketiydi.



NEVBET : Bando mızıka takımıdır.Bu takım sultanın kapısının önünde beş vakit nevbet çalardı. Eyaletlere gönderilmiş melikler ve vassal hükümdarlar günde 3 vakit nevbet çaldırırlardı. 5 vakit çaldırmak isyan etme anlamına gelmekteydi. Bando takımında davul, borazan, ney vb. gibi çalgı aletleri bulunurdu.



OTAĞ (SALTANAT ÇADIRI) : En az saray kadar önemlidir. Hükümdarın ikamet alanıdır. Bu çadır kaynaklarda SIRADIK, SERAPERDE, NEVBETİ gibi isimlerle anılır. Hazinenin saklandığı bu çadırın kurulması sefere çıkma anlamındaydı. Çadır kurulduktan sonra ordu çadırın etrafında toplanmaya başlardı. Ayrıca çadırın kurulduğu yer seferin yapılacağı yönü gösterirdi.



TABİLİK ALAMETLERİ

1-) Hutbelerde tabi olduğu hükümdarın adını zikretmek.
2-) Kapısında 3 vakit nevbet çaldırmak (5 vakit çaldırırsa bu hareket isyan sayılırdı.)
3-) Tabi olduğu hükümdarın adını paralarda belirtmek.
4-) Tabi olduğu hükümdara vergi vermek.
5-) Tabi olduğu devlete gerektiğinde asker yardımında bulunmak.
 

Facebook

Üst Alt