Bİtkİlerdekİ uÇucu yaĞ harİkasi

ceylannur

Yeni Üyemiz
BİTKİLERDEKİ UÇUCU YAĞ HARİKASI

Hafif bir rüzgârın esintisiyle yaprakları dalgalanan fesleğenden etrafa yayılan koku, bir avuç adaçayı yaprağındaki enfes koku veya bir tutam melisanın limon kokusu ve daha yüzlerce koku… Sayılan aromatik bitkilerin tarif edilemez güzellikteki kokularının nasıl meydana geldiğini hiç düşündünüz mü? Bu kokuların kaynağı, bitkilerdeki uçucu yağlardır ve ancak mikroskopla görülebilecek kadar küçük bir alanda bu kokular üretilmektedir. Bu kokuların güzelliği farklı şekillerde dile getirilmekte, Söz Sultanı (Sallallahu aleyhi vessellem) tarafından da ‘ALLAH-u Zülcelal cenneti yarattığı zaman onu (güzel) fesleğen kokusu ile kuşattı, fesleğeni de kına (kokusu) ile çepeçevre kuşattı’ (Tezkireti'l Kurtubi, s. 342/619) şekliyle ayrı bir şekilde aktarılmaktadır. Benzer şekilde O, (Sallallahu aleyhi vessellem) "Bana, (dünyanızdan) koku ve kadın sevdirildi. Gözümün nuru ise namazda kılındı." [(Nesai, İşretu'n-Nisa 1, (7, 61)], "Üç şey reddedilmez: Minder, yağ ve koku." [Tirmizi, Edeb 37, (2791)]
"Kime tib ikram edilirse onu reddetmesin. Çünkü, o güzel koku verir ve taşıması da kolaydır." [(Müslim, Elfaz 20, (2263); Ebu Davud, Tereccül 6, (4172); Nesai, Zinet 75, (8, 189)], "Sizden birine reyhan sunulduğu takdirde onu reddetmesin, zira o cennetten çıkmadır." [Tirmizi, Edeb 37, (2792)] gibi beyanlarıyla da güzel kokuya verdiği önemi göstermiştir/göstermektedir.

Uçucu yağların içeriği

Hangi yöntemle olursa olsun elde ettiğimiz uçucu yağın bir damlasını bir kâğıt üzerine koyduğumuzda, arkasında hiçbir iz bırakmadan uçup gittiğini görürüz. İşte uçucu olmayan nitelikteki sabit yağlardan bu hususiyetleriyle ayrılmalarından dolayı bu yağlara ‘uçucu yağ’ denilmektedir. Şimdi ALLAH’ın (Celle Celaluhu) üstün ilmine ve kudretine daha yakından şahit olmak için uçup giden bir damla yağın kimyevi yapısını biraz daha yakından inceleyelim.

Uçucu yağlar bitki türüne, çevre şartlarına, iklim ve toprak şartlarına, uygulanan kültürel işlemlere, hasat zamanına ve hasattan sonraki damıtma işlemine kadarki muhafazaya bağlı olarak seviyeleri değişebilen organik maddelerin bir karışımıdır. Bugüne kadar uçucu yağlarda 2000’den fazla kimyevi bileşen olduğu tespit edilmiştir. Bu bileşenlerin en mühimleri terpenler, oksijenli terpenoit türevler ve benzenoit yapıdaki bileşenlerdir. Bunlara ek olarak azot ve kükürt içeren bileşikleri de uçucu yağların yapısında görmek mümkündür. Bir uçucu yağı en küçük özelliğine kadar taklit etmek ve onu yeniden formüle etmek mümkün değildir. Bitkilerden elde edilen bu uçucu yağları teşekkül eden kimyevi bileşenlerin özel olarak tasarlandığı kulluğa memur her insan tarafından hatırdan dur edilmemeli ve Kainatın Sahibi’nin bir nimeti olduğu gözden ırak düşünülmemelidir.

Bu yağların oluşumu da gerçekten insanı hayrette bırakacak şekilde gerçekleşmekte ve tesadüf rüzgarlarıyla debelenip duran insanların itibarını darbelemektedir. Uçucu yağ asitlerinin sentezlenmesi safhasında kimya laboratuarlarındakilere benzeyen bir takım olaylar şekillenmektedir. Bitkinin kabuk kısmına yakın olan salgı bezlerine çeşitli kimyevi maddeler taşınır ve bu kimyevi maddeler belirli miktarlarda salgı bezlerindeki enzimler tarafından bir araya getirilir. Salgı bezlerinin kimyager benzeri görevleri neticesinde çok farklı kokular şekillenir. Çok enteresandır ki kimya mühendisleri salgı bezlerinin fonksiyonlarını taklit ederek parfüm, deodorant gibi güzel kokular üretmeye çalışırlar. Akıl, eğitim ve teknoloji sahibi insan, gözle görülemeyecek kadar küçük ve şuursuz atomlardan oluşan bir salgı bezini taklit ederek, ortaya bir güzellik çıkarmaya çalışmaktadır.

Uçucu Yağların Görevleri

Bitkilerden elde edilen uçucu yağlar insanlar tarafından değişik maksatlarla kullanılmaktadır. Çoğu kere sıvı ve hoş kokulu olduklarından parfüm yapımında ve kozmetik sanayisinde değerlendirilen uçucu yağlar ilaç ve gıda sanayi ile bitkilerle gerçekleştirilen tedavilerde oldukça mühim bir yere sahiptirler. Uçucu yağların insanlar üzerindeki tesirleri değişiklik arz etmektedir. Bir kısım uçucu yağların beyinde bazı sistemleri harekete geçirerek kalp atışına, kan basıncına, solunuma, hafızaya ve bazı hormonlara tesir ettiği bilinmektedir. Son yıllarda antibiyotiğe karşı direnç gösteren hastalıklardaki artıştan dolayı bu hastalıklarla mücadelede yeni ilaçların araştırılmasına yönelik çalışmalar büyük bir gereklilik arz etmektedir. Bu açıdan bitkilerdeki uçucu yağlar büyük bir öneme sahiptir ve birçok araştırmacı tarafından antimikrobiyal ajanlar olarak kabul edilmişlerdir. Uçucu yağların antibakteriyel ve antifungal hususiyetlerinden başka antiviral aktivitelere de sahip olduğu bildirilmektedir. Bitkilerden elde edilen her bir bileşenin farklı fonksiyonları vardır. Tıbbi adaçayı olarak bilinen Salvia officinalis’in toprak üstü aksamından (sap ve yapraklar) elde edilen uçucu yağın ihtiva ettiği ‘thujone’ nedeniyle, aşırı miktarda adaçayı tüketiminin insan sağlığı için menfi tesirlere neden olabileceği bilinmektedir. Ancak thujone antibakteriyel tesir eden bir bileşendir. Adaçayı uçucu yağının Sarcina spp., Staphylococcus aureus, Bacillus subtilis gibi bakterilere karşı sergilemiş olduğu antibakteriyel aktivite diğer bazı bileşenlerle birlikte thujone’dan kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte, tarçın, karanfil, kimyon, dereotu, nane, biberiye, çörekotu ve daha niceleri tarafından elde edilen uçucu yağların farklı bakterilerin gelişmesini engellediği yapılan bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Peki, bitkiler bu kimyevi maddeleri nasıl üretir ve depolarlar? İnsan sağlığı açısından hangi kokuların faydalı olacağını nasıl belirlemektedir? Elbette, bitkilerdeki tüm bu hususiyetleri yaratan, alemlerin Rabbi olan Yüce ALLAH'tır. Eşsiz kokuları vasıta kılarak insanoğlunun dikkatlerini kendisinin üzerine çekmekte ve ‘asıl tasarruf sahibi benim’ demektedir.

Yiyeceklerin lezzetini almamızda da uçucu yağların önemli vazifeleri olabilmektedir. Mesela, pişen bir kakaolu kekin cazip bulunmasının sebebi, etrafa yayılan kakao ve vanilya kokusudur. Aynı şekilde ızgarada pişen etten, portakaldan, domatesten, kahveden ya da bir başka yiyecek ve içecekten zevk almamızdaki sebeplerden biri de bu yiyecek ve içeceklerdeki kokudur. Diğer bir konuda bitki kokularının insanlar ve hayvanlar için tehlike niteliğinde uyarıcı hususiyet taşımalarıdır. Genel olarak, tehlikeli veya zararlı maddeler kötü kokmaktadır. Maydanoz, zehirli olan baldırana görünüş olarak çok benzemektedir. Fakat kokuları birbirlerinden tamamen farklıdır. Maydanozun kendine has bir kokusu, baldıranın ise son derece rahatsız edici, kötü bir kokusu vardır. Bu sistem olmasaydı, baldıranı maydanoz zannederek yiyebilir veya zehirli bir kimyevi terkibi meyve suyu sanarak içebilirdik !

Esrarengiz haberleşme

Araştırmacıların yaptıkları çalışmalarda, bu yağların bitkilerdeki görevleri değişiklik gösterebilmekte ve bu görevler eşliğinde bitkiler Vareden’in varlığını ve sanatlarını mırıldanmaktadır. Bitkiler tarafından sentezlenen uçucu yağlar düşmanlarını caydırmak veya cezbetmek için kullanılmaktadır. Bazı böcekler bitkilerle beslenmektedir. Bu tür böceklerin ana besin kaynağı olan bitkiler, menfi tesirler şekillendirebilecek böceklerin yaklaştığını anlar ve kendileri için zararlı olan bu böcekler ile beslenen etçil böcekleri çağıran uçucu yağ asitlerini üretirler. Benzer nitelikteki uçucu yağ asitleri komsu bitkiler tarafından da algılanır ve kendi savunmalarını ayarlamaları konusunda onlara adeta tetikte olmaları gerektiğini bildirir. Aklı ve şuuru olmayan bir bitki, çeşitli kimyevi maddeler salgılayarak çevresi ile irtibat kurabileceğini nereden bilmektedir? Bitkilerin zararlı böcekleri tanımaları, kendilerini korumak amacıyla imdatlarına yetişecek faydalı nitelikteki böcekleri, sentezlenen uçucu yağ asitleri ile haberdar etmeleri ve hatta komşu bitkileri uyarmaları onların şuursuz kimliklerine bağlanamaz. Bitkilerin üremesi sırasında ise bunun tam tersi bir durum söz konusu olmaktadır. Uçucu yağlar çiçekten çiçeğe polenleri taşıyan böcekler için vazgeçilmezlerdendir. Bu durum özellikle gece çiçek açan bitkilerde böcekleri çekmek için çiçek renginden ya da seklinden daha tesirlidir. Koku neticesinde koku salan bitkide lezzetli bir nektar deposunun var olduğu anlaşılır ve böcek ilgili bitkiye doğru yönelir. Fikirlerini mercek altında alabilen düşünce zengini her insan üretilen bu yağların haberleşme maksatlı kullanılmasını Yaradan’ın ‘hafiz isminin tecellisi olarak düşünmelidir.
 
Üst Alt