Hüseyni kıyamın Zeynebi yüzü ....

Muhtazaf

Yardımcı Yönetici (Şair|Yazar)
Yönetici
Hüseyni kıyamın Zeynebi yüzü ....

Hz. Hüseyin’in kıyamını etraflıca anlamak ve idrak edebilmek için Hz. Zeyneb’i ve onun tebliğlerini, hakikatin açığa çıkması için canhıraş mücadelesini anlatmadan geçmek, gerçeği yarı yarıya örtmek demek olur.
Hz. Hüseyin neyse Hz. Zeyneb de odur. Aynı davanın duayenleri, mücahidi mücahideleri ve fedaileridir.

Hz. Zeyneb, kardeşinin sorumlu olduğu kulluk ile kendisinin de sorumlu olduğunu biliyordu.
İlahi davada cinsiyet ayrımcılığı yoktur.
Kadın olsun erkek olsun Rabbin mesaj ve ilkelerini yaşamak ve yaşatmakla yükümlü olduğunun bilincindeydi.
Bu yüzden kardeşinden ayrılmadı.
Mücadelenin her safhasında onun yanındaydı.

Çünkü onlar Peygamber ailesiydi, hikmet ve iman üzereydiler.
Zillet içinde haksızlık ve adaletsizliklere sessiz kalamazlardı. Onlar peygamberin terbiyesinden geçmişlerdi.
Asıl namus ve şerefi ALLAH’ın dinini hakkıyla yaşamakta görüyorlardı.
Bu yüzden ağır bedeller ödemeyi göze alıp ümmetin yolunda sönmeyen ışıklar oldular.
Her asırda yollarını kaybedenler onların nuruyla hakka yöneldiler.

Zeyneb ve Hüseyin, ALLAH’ın Kur’anda verdiği mesaja tabi olup, gereğini tüm hayatlarıyla yaşadılar.
Hz. Zeyneb, aile bilincinin nasıl oluşturulması gerektiğinin en güzel örneği oldu.
Eş ve çocuk eğitimini ihmal eden günümüz hanımlarına bir örnek, bir ekoldür O…
imanlı, bilinçli bir aile kararlı ve Hakkın şahidi olarak her bedeli göze alır.
Ve bakıyoruz ki, Hz. Hüseyin ve Hz. Zeyneb ailelerini bu zorlu hayata hazırlamış eğitmişlerdi.
Tüm aile zalim ve kâfir düzene karşı ayaktaydı.

Kerbela’da bir kadın var ki, sorumluluğunu çok iyi kavramış.
Aile üyelerinin çocuklarının, kardeşinin, kardeş çocuklarının tek tek hunharca öldürülüşüne şahit bir kadın!
Böyleyken hak yoldan ayrılmayan, İslam’ın izzetini önceleyen, Müslümanlara nasıl davranmalarını anlatan ve kendisi ilk örnek olandı o…
Bugün kadınlarımız rollerini ne kadar önemsiyorlar?
Dinlerinin mesajını ne kadar sahipleniyorlar?
Yazık ki sosyal konulardan uzak olan, toplumu yönlendirmekten uzak olan, duruşu belli olmayan, kararını veremeyen, bilinçsiz kadınlarımız, ALLAH’ın bu konuda soracağı hesaba hazırlar mı?
Hiç zannetmiyorum…
Bugün Hz. Zeyneb’in rolünü anlayabilen ve günümüzde örnek alan kaç kadın vardır?
Belki yoktur diyemeyiz, ama sayıları bir elin parmakları kadardır ne yazık ki!
Günümüz kadınları arasında, İslam adına ailesi katledilmiş olsa da hala konuşmaya, haykırmaya devam edebilecek kaç kişi bulunur acaba?
Yoksa psikolojileri bozulup bunalıma mı girerlerdi?

Hz. Zeyneb, babası, abisi gibi geleceğin Müslümanlarına nasıl durmaları gerektiğini gösteriyor.
Çünkü taa o zamandan ümmetin gelecek kaygısını taşıyorlardı onlar.
Hz. Zeynep zalim Yezid’in yüzüne haykırırken, bugün kadınlarımıza susmak layık görülmüş.
Kadın sesi haramdır diye hakikatlerin anlatılmasına engel konulmuş.
Oysaki Hz. Zeyneb, tesettürü çiğnenmiş, esir alınmış olduğu halde Kufe’ye götürülürken zalim sultana “hak sözü” söylemekten korkmuyordu!
Tesettürü parçalanmış olsa da, başı dik, bakışları keskin, kararlı, kendisini özgür ve temiz, emin ve doğru yolda olduğunun bilinciyle dimdik duruyordu.

Çünkü O utanılacak bir şey yapmamıştı.
Tesettürünü kendi atmamıştı, zalimler tarafından parçalanmıştı!
O asla utanılacak ve pişmanlık duyulacak bir şey yapmamıştı.
Asıl utanacak ve pişman olacaklar Peygamber ailesine kıyanlar, Müslümanlara zulüm yapanlar, dünya sevgisiyle alçalmış, saltanat heveslileridir.
Rabbin emirlerini çiğneyen, Peygamberin emanetine ihanet edenler utanmalıydı.
O, tüm acı ve dehşete rağmen doğru yoldan ayrılmıyor, direniyor ve haykırıyordu.
Bunları yapmakla kalmıyor, merhamet ve adaletle İslam yolunun yolcularını (ehl-i Beyti) yetiştiriyordu.
Onun tesettürü iradesi dışında açılmış parçalanmıştı.

Oysa bugünün Müslüman kadını kendi iradesiyle tesettürden soyunuyor!
Aradaki iman farkına bakın! Nerede Peygamber ailesinin sebatı, nerede Peygambere uyduğunu iddia eden Müslümanların sebatı?


O, küfre meydan okudu.
O, Rabbin rızasına odaklandı!
O, her şeye rağmen İslam dedi.
O, İslam için ağır bedeller ödedi.
O, tüm çağlardaki mümin kadınlara örnek oldu!
O, bütün müminleri etrafında topladı. Savrulmalarını önledi.
O, Hüseyin’i kaybetti ama binlerce Hüseyin yetiştirdi!

Onlar birbirlerini tamamladılar.
Zeynep, Hüseyin’in bıraktığı yerden mücadeleyi sürdürdüğünün bilincindeydi.
Haykırışlarıyla, hutbeleriyle, yırtılmış hicabıyla, utanmadan, başını hep onurla dimdik tutarak, mesajın yüzyıllar boyunca canlı kalmasına vesile oldu. Olayların tüm dehşetine rağmen aklını yitirmedi, psikolojisini bozmadı!
Kardeşinin öldürülüşüne, kardeşinin çocuklarının ve kendi çocuklarının katledilişine şahit olmuştu!
Buna rağmen sinmedi, batıla boyun eğmedi.
Diyebiliriz ki, Zeynep olmasaydı kıyam akim kalacaktı.
Zeynep, kendisine taziyeye gelenlere olanları tüm çıplaklığı ve dehşetiyle anlatmış, susmamıştır.
Oluşan fırsatları kaçırmadı, tebliğ etti.
O toplumsal örgütlenmeyi ve bilinçlenmeyi sağlamıştır.
Rolünü iyi kavramış ve gereğini fazlasıyla yerine getirmiştir.
İslam uğruna hala duruşunu, safını belirlememiş olanlara örnek oldu.
Hakkı batıldan ayırdı.
Kimseye bir mazeret bırakmadı.

Onlar sadece kendi aileleri için mi bu çilelere zulümlere katlandılar?
Elbette ki hayır!
İslam ümmetinin geleceğini güvence altına alıp, tüm sapmalardan koruyacak ölçüyü koymak için mücadele ettiler.
Onlar, ümmetin geleceğini ipotek altına almaya azmetmiş İslam maskeli zalimlerden nasıl korunulacağını öğrettiler.
Safları ayrıştırdılar, kararsızlara karar, hedefsizlere hedef, çekingenlere cesaret aşıladılar!
Hedefleri yüce, metotları yüce, sonuçları da ümmet açısından yücedir.

Zamanımız Müslüman erkek ve kadınları da Hüseyin ve Zeynep gibi birbirlerini bütünlemedikçe “ümmet” dirilemez!
Zeynep gibi tüm acılara, dehşet dolu günlere rağmen ümidi kaybetmeden direnmedikçe de diriliş mümkün olamaz!
Yılgınlık, isyan, boyun eğmişlik yoktur, Hüseyin ve Zeynep’in mektebinde!
Eğer erkeklerimiz Hüseyin olsa yanında Zeynep’i bitecektir.
Tersini de söyleyebiliriz.

Onların izinden gitme azminde olan bizler de “zillet müminlerden uzaktır”düsturuyla, zulme, haksızlığa ve adaletsizliğe, sapmışlığa, nefse uymaya set çekmeliyiz.
Hüseyinvari, Zeynepvari bir bilinç ve dirilikle hayatımızı devam ettirip sonlandıralım inşALLAH!
Alıntı
 
Üst Alt