Hz.Mevlana (Divan-ı kebir)

nefsimutmainne

Aktif Üyemiz
110. Gönle yabancı olan, gönlün dilinden anlamayan, bu kafir bedene ne oldu?

Müfte'ilün, Müfte'ilün, Pa'ilat (c. I, 256)

• Her şeyi sen lütfedersin. Şıraya da, kadehe de, meyhaneye de zevki neş'eyi sen verirsin.

• Nergis gibi mahmur olan, gözleri mest edersin. Sonra o inci tanesi gibi olan güzeli onun önüne çeker, getirirsin.

• Senın büyüklüğünden, senin gücünden başka kim şu deli divane gönle sabır Yerebilir; kararlı kılar, karar bağışlar?

•Ey sakî! Gönle yabancı olan, gönlün dilinden anlamayan, şu kafir bedeni Mansur şarabı ile mest et de yola getir!

•Arslan gibi güçlü kuvvetli olan şaraba ne oldu ki. böyle bir şeytanî, kafir bedeni yola getiremiyor, ondan korkuyor?

• Aklı başında olan yüzlerce gönlü mest ederek yola getirdiği halde, bu şeytan beden karşısında şarabın gönlüne neden korku düştü?
 

nefsimutmainne

Aktif Üyemiz
111. Dünyada kaza ve kader tarafından yaralanmayan kimse yoktur!

Fa'ilatün, Fa'ilatün, Fa'ilat
(c.I, 178)

• Sen hiç aklına kaza ve kaderi getirmiyordun. Bunlardan gaflette idin. Fakat ne yazık ki kaza ve kader silahlanndan yaralandın.

• Sonunda böyle ansızın ne oldu? Başına ne geldi? îşte kaza ve kaderin işi hep böyledir.

• Sen dünyada daima gülen, kaza ve kader dikeninden yaralanmayan, ağlamayan bir gül gördün mü?

• Dünyada kaza ve kaderin eline düşmeyen, onun mahbusu olmayan, kaza ve kader tarafından yaralanmayan daima parlayan bir baht yoktur!

" Şeyh Sadî hazretlerinin şu beyti Mevlana hazretlerinin beytinin açıklanması gibi:

"Bu dünyada herkes kendi durumuna göre bir mihnete tutulmuştur. Hiç kimseye dört başı mur olma, mutluluk beratı verilmemiştir."

• Hiç kimse hırsızlamaca bir günlük zevki tatmamıştır ki sonunda kaza ve kader onu kaza darağacına asmasın.

• Kaza ve kaderin oyunlarına karşı hiç kimsenin hilesi fayda etmez.

• Haberleri olmadan dostlar başımıza gelecek kaza ve kadere hizmet ederler Kaza ve kadere canlarını feda ederler.

• Ceviz kınldı; can gibi olan içi gitti, kaza ve kaderin ambarında helvalara karıştı.

 

nefsimutmainne

Aktif Üyemiz
112. Ey ayağıma batan gam dikenlerini çıkaran, beni zorluklardan,
sıkıntılardan kurtaran aziz varlık!

Fa'ilatiin, Fa'ilatün, Fa'ilat
(c. I, 177)

• Ey benim gönlümde sırlardan bahseden! Ey yarattığı kullarına sahip çıkan! Onlara işler, vazifeler hazırlayan!

• Ey hayali ile dertli gönüllere dert ortağı olan! Onları neşelendiren! Ey güzelliği ile gül bahçelerini güzelleştiren, renklendiren! Gülleri güldüren, onlara kokular veren, çeşitli renkler bağışlayan!

• Ey neş'eler dağıtan cömert el! Ey defalarca bu miskinin elinden tutan merhametli varlık!

• Ey eli inci denizine benzeyen aziz varlık! Ey ayağıma batan gam dikenlerini çıkaran! Beni zorluklardan, sıkıntılardan kurtaran!

• îki dünyada sana karşı nedir? O'nun hadsiz, hesapsız, sonsuz ambarlarından düşmüş bir tek buğday tanesi.

• Dünyayı besleyip, yetiştiren lütuf güneşi, her zerreye, her şeye lütuflarda bulunmuştur. Yalnız kuşlara, kelebeklere, balıklara güzel renkler bağışlamamış. yılanlara bile süslü gömlekler giydirmiştir.

 

nefsimutmainne

Aktif Üyemiz
113. Aşıklar ve akıllılar!

Fa'ilatün, Fa'ilatün, Fa'ilat
(c.I, 172)

• Aşıkların arasına, akıllı biri gelmesin. Bilhassa bizim gönül verdiğimiz o güzelin aşıklarından uzak dursun!

• Akıllılar, aşıklardan uzak olsun. Külhan kokusu, seher vaktinde esen sabah rüzgarından uzaklara gitsin.

• Eğer aramıza akıllı bir kişi gelmek isterse, onu bırakmayın, ona yol vermeyin. Ama bir aşık gelirse, ona hoş geldin, safalar getirdin deyin, yüzlerce merhabalar edin!

• Aşıklar meclisi, bağışlayış meclisidir. Pek tutumlu olan akla uyup, aşkta cimrilik etmek vebale girmektir.

• Aklın nürundan aşk utanır. Genç yaşta ihtiyar olmak kötü bir haldir.

• Ey aşık! Vakit geçirmeden aşıklar evine dön gel! Çünkü aşksız ömür geçirmek, ömrü heba etmek, boş yere harcamaktır.

 

nefsimutmainne

Aktif Üyemiz
114. Sen bu dünyada pek garibsin, pek garibsin, söyle sen nerelisin?

Fa'ilatiin, Fa'ilatiin, Fa'ilat
(c.I, 170)

• Ey anlayışlı, hoş arif! Ey kamil insan! Sen hemen bizi bırakıp gidem Sen bugün akşama kadar bizimsin bizim!

• Bugün akşam karanlığı basıncaya kadar mana sofrasında işretimiz var, neşemiz var, zevkimiz var. Ey tertemiz kalbli Hakk aşıkları! Ey dostlar! Buyurun sofraya, buyurun!

• Ey her sema'ın canının canı! Sen ay yüzlüsün, ay yüzlüsün, ay yüzlü!

• Ömür vefasız; durmadan geçip gitmede. Sen, sen de bir ömürsün. Ancak bizi bırakıp giden vefasız ömür değilsin. Sen vefalı ömürsün, vefalı ömürsün!

• Sen bu dünyada pek garipsin, pek garipsin, pek garip! Söyle sen nerelisin? Nerelisin, nereli?

"Niyazî-i Mısrî hazretlerinin

"Ey garib bülbül diyarın kandedir?
Bir haber ver gülzarın kandedir?
Sen bu ilde kimseye yar olmadın?
Var senin elbette yarin kandedir?"şiiri hatıra geldi

• Sen kiminle berabersin? En yakın dostun kimdir? Anladım, anladım. Sen Allah'la berabersin, Allah'la berabersin, Allah'la beraber!

Hz.Mevlana bir Mesnevî beytinde aynen şöyle buyunır:

" Sonunda şunu bildin ,şunu anladın ki; Biz sadece şu görünen bedenden ibaret değiliz. bedenin ötesinde Allah ile beraber yaşıyoruz."

• Ey büyük ve eşsiz ressamın yaptığı resimlerin en güzeli, ey seçilmiş resim' Sen seni yapandan nasıl ayrı kalırsın, nasıl ayrı kalırsın, nasıl ayrı!

• Anladım, anladım. Herkese yabancısın. Hiç kimse ile dost olamuyorsun.Yalnız onun verdiği dertle arkadaşsın, O'nun verdiği gamla dostsun! O'nun gamı ile dostsun! O'nun gamı ile dost!
 

nefsimutmainne

Aktif Üyemiz
115. Can mana helvası yediği zaman göklere, ötelere; arşa yükselir.

Mefa'îlün, Fa'ilat, Mefa'îlün, Fa'îlün
(c. I, 225)

• Allah süfîler için mana helvası hazırlatmış, süfîler de halka halinde sofraya oturmuşlar.

• O kazandan alınan bir lokma helva ile binlerce kişiye gökyüzünde sofralar kurulur.

• Padişahlar padişahından Hakk aşıklarına helva ikram ediliyor. diye göklere bir gürültü düşer, doğuya da, batıya da tatlı sıcak bir uğultu yayılır.

• "Melekler gökyüzünde helva pişirdiler." diye mutfaktan elçiler gelir.

• Beden helva yiyince abdesthaneye gider. Fakat can helva yediği zaman göklere, ötelere gider, arşa yükselir.

• Ey can! Sen rnana helvası pişirilen gönül kazanının çevresinde başını ayak yapda, gece gibi dön dolaş, dolaş da ağzın helva ile dolsun.

 

nefsimutmainne

Aktif Üyemiz
116. 0 kapısından kovarsa, beni tertemiz hale sokar, manevî kirlerden arındırır.

Müfte'ilün, Müfte'iliin, Müfte'ilün, Müfte'ilün
(c.I, 266)

• Birden bire esip gelen riizgar uykumu dağıttı. Onun ılıklığı geçen zamanın güzelliğini hatırlattı.

• Ey bakışları içime işleyen, ruhumu hedef alan ceylan! Ey tatlı sözleri gön-' şerefler veren, beni yücelten ay yüzlü sevgili!

• 0 eşi bulunmaz dilber, beni özleyişlere düşürdü. Bana anlatılmaz zevkler verdi. Beni güldürdü, sevindirdi, cömertlikleri ile beni fakirin fakiri yaptı. 0 ihsan sahibi, 0 üstün varlık yaptığı iyiliklerle beni minnet altında bıraktı, beni teşekküre mecbur etti.

• Kapısından kovarsa, beni tertemiz bir hale sokar. Manevî kirliliklerden arındırır. Kendini bana göstermek lütfunda bulunursa heyecandan yok olurum. Benden uzaklaşırsa beni ihtiyarlatır, kocaltır. Bunlara rağmen buluşacağımız güne kadar Allah ona sağlık ihsan etsin!

• Bana ikramda bulundu. Bayramının kurbanı olmam için beni ok yağmuruna tuttu. Aslında benim derdim de, hastalığım da o oklardadır. llacım da, şifam da o oklardadır.

• Ey karanlık geceleri aydınlatan, nürlandıran ay! Ey başların tacı! Sen doğudan doğup göründün de gecem kuşluk vaktine döndü, ışığı ile göz kamaştırıyor.

• Senin doğuşun azab içinde olan rühum için bir kurtuluş, bir murada eriş oldu. Nürların uykuları, sersemlikleri dağıttı. Ey dostlar! Bu mutlu zamandan yararlanmak için gevşek davranmayın, acele edin!

• Ey gözüm! Onu gördüğün zaman kamaşır da göz kapaklarını kaparsan haline şükret! Ona bakabilsen onu darıltırsın da kaçar, görünmez olur.

• Ey aşık! Sen bu aşk derdinden kurtulma, eziyetler çek, ağla, sızlan, kıvran dur! Gökte yanarak kayan yıldızlar gibi sen de aşk semasında yok ol, sön!

• Ey gören fakat görünmeyen! Gözden uyku kaçtı. Geceleyin yola düşmek için gönlüm esirlikten kurtuldu. Haydi bu kederlerle, gamlarla dolu olan bu alemi bırakın da, bu alemin ötesine doğru yola düşün!


 

nefsimutmainne

Aktif Üyemiz
117. Hz. Adem bir yılan yüzünden cennetten kurtuldu.
Sen bu dünyada insan şeklinde yılanlarla yaşıyorsun!

Mefa'îliin, Fe'ilatiin, Mefa'îliin, Fe'ilün
( 215)

• Ben nereden geldim, bu cihanın gamı, neş'esi nereden geldi? Ben nerede-? Yağmur ve oluk düşüncesi nerede, yani aklımın bu dünyaya ait işlere tıkılıp kalması nerede? Bunlarla benim ne ilgim vardır?

• Niçin ben asıl alemime; kendi dünyama dönmeyeyim? Burada benim ne işim var var? Gönül nerelidir? Neredendir? Şu toprak seyrine dalmak neredendir,nedir; düşünmüyor musun?

•Sen dört kanatlı bir kuşsun! îstersen ta göklere kadar uçar gidersin. Sen nereden geldin? Bunu hiç aklına getirmiyor musun? Ötelere gitmek, göklere diven kurmak, göklere yücelmek elinde iken sen evin damına çıkmak için merdiven telaşına kapılmışsın.

•Gökyüzünden binlerce naralar geliyor. Susuyorsun. Bu sesler bu feryatlar nerden geliyor diye aramıyorsun? Kulağındaki gaflet pamuğu bu sesleri sana duyurmuyor.

•Hz. Adem bir yılan yüzünden cennetten kovuldu. Sen bu dünyada insan şeklinde yılanlar, akrepler içinde kalmışsın, onlarla beraber yaşıyorsun. Sana kurtuluş nerede? Aman nerede?

• Ömrünün, yaşayışının ölümle sona ereceğini sanma! Bedenin ölür ama,sende bulunan gerçek ben, ilahî emanet ölmez. Çünkü sen Hakk'ın sıfatlarında yaratılmışsın. Allah'a ne son vardır, ne de sınır.

• Ecel, kafesi kırar ama kuşu incitmez. Ecel nerede, ebedî kuşun kanadı nerede?
 

nefsimutmainne

Aktif Üyemiz
18. Sen yüzünü gösterince cansız sandığımız varhklar canlanır!

Fa'ilatiin, Fa'ilatün, Fa'ilat
(c.I, 171)

• 0 gül renkli yüzünü gösterince, cansız sandığınız varlıklar canlanırlar. Taşlar, kayalar bile neşelenirler de, dönmeğe, oynamaya başlarlar.

• Hakk aşıklarının hatırı için bir kere daha örtüden başını çıkar, yüzünü göster!

• Göster de benliği şaşırsın, yolunu kaybetsin. Aklı başında olan kişi de, hünerini, marifetini kırsın, döksün!

• Senin güzel hayalin ayna gibi suya aksedince, su gevher olsun, ateş de yakma adetini terk etsin!

• Senin güzelliğin olduktan sonra "ay"a yüz çevirmem, onu istemem! Salkım gibi gökyüzünden sarkıp duran iki üç hafıf kandil benim ne işime yarar!

• Senin güzel nürlu yüzün varken kirlerle, paslarla dolu olan gökyüzüne ben nasıl ayna diyebilirim!

• Bir nefes ettin, üfürdün de, kötülüklerle dolu sıkıntılı ruhlara daracık gelen şu köhne dünyayı güzelleştirdin, yeniden meydana getirdin, bize sevdirdin.

 

nefsimutmainne

Aktif Üyemiz
119. Senin nürunda ben zaman zaman Mustafa(s.a.v.)'in nurunu görüyorum.

Müstefilün, Fe'ülün, Müstefilün, Fe'ulün
(c.I, 190)

• Ebedîlik şarabını getiriyorsun ama, sen olmadıktan sonra, o benim ne işime yarar? Onun bir kadehi bile sensiz boğazımdan geçmez.

• Çalgıcı, elinden kadehi bırak da feryada figana başla! Sevgili, eşsiz olan o baha biçilmez güzelliğe, bir baha biç! 0 güzelliğin değeri nedir?

• Gönlüne afet kesilen o güzele, seni bağlayan aşk zincirine,büyüleyen o gözlere, o büyücüye bir daha biç!

• Tekrar gel; o kadehi bir daha sun, sun da işimiz tam olsun; işler yolunda in. Eski vefana yeniden dön, tekrar vefalı ol! Bu defa başka türlü bir vefa göster!

• Mayası bozuk şeytan bile senin lütfunla melekleşir. Temizlik, doğruluk diyarına senin bayrağın çekilmiştir.

•Ey eşsiz varlık! Seçilmiş güzel! Senin nürun göklere ulaştı, gökleri geçti.sein nürunda ben zaman zaman Mustafa(s.a.v.)'in nürunu görüyorum.

• Aşk yolu bağlanınca elimdeki kazancım, varım, yoğum bir "ah"tan ibaret oldu. Kehribara benzeyen aşka karşı dağ bile bir saman çöpüne döndü.

 
Üst Alt