Osmanlı Öncesi Balkanlarda Türkler

TÜRKOĞLU

Aktif Üyemiz
Osmanlı Öncesi Balkanlarda Türkler[/krsol] Makedonya bölgesi tarih boyunca birçok kavmin göç sahası içerisinde yer almıştır. Bu kavimler arasında Thraklar (Trak), İlirler, Brigidler, Edonlar, Payonlar, Pelagonyalılar, Dorlar, Vandallar, Vikingler, Gotlar, Romalılar, Slavlar ve nihayetinde IV. yüzyıldan itibaren Karadeniz’in kuzeyinden Balkanlar’ın tümüne yayılarak güneye kadar inen Türkler bulunmaktadır. Bahsi geçen Türk gruplarını Hunlar, Avarlar, Bulgarlar, Kumanlar (Kıpçak) ve Peçenekler oluşturmakta idi.

Bu gruplar içinden Atilla komutasında, 447 tarihinde İstanbul surları önlerine kadar gelen Hun Türklerin özellikle Bizans tarihinde de yer almıştır. Attila beraberindeki Türklerle Bizans’ın Balkan topraklarına saldırmış ve Makedonya ve güneyde Mora yarımadasına ve İstanbul önlerine kadar tüm toprakları ele geçirmiştir. Attila bu dönemde bugünkü Balkanların birçok önemli kentini hâkimiyeti altına almıştı. Bunlar arasında Sirmium (Srem Mitroviçası),Singidinum (Belgrat), Naissus (Niş), Serdika (Sofya) ve Scupi (Üsküp) de yer almakta idi. Attila’nın ilerleyişi Roma’ya kadar devam etmiş ancak elinde burayı alma gücü olmasına rağmen bir medeniyet merkezi olan Katolik başkentini sadece haraca bağlayarak kuzeye doğru çekilmiştir.
Attila’nın ölümü sonrasında Hun Türklerinin bir kısmı Asya’ya dönmek istemişlerse de bölgede bulunan Avarların hâkimiyetine girerek Karadeniz’in kuzeyinden Tuna boyuna kadar birçok bölgede yerleşik bir hayat sürdürmüşlerdir. Hatta bu sıralarda meydana gelen kargaşa ile Güney Doğu Avrupa’ya doğru kayan Hırvatların atalarının Külük (meşhur), Kösendzi, Mugel, Alpel(kahraman), Tugay, Buga gibi Avar Türkçesine ait isimlerle anıldıkları kaydedilmiştir6. Zamanla bu Türk grupları evlilikler ve göçlerle bölgesel yoğunluk nispetlerini kaybederek daha cüzi birlikler haline gelmişlerdir. Ancak bahis geçen Türklerin bölgede bıraktıkları derin izler bugün elimizdeki verilerle net bir şekilde ortaya konulabilmektedir.

Attila’nın Bizans ile ilişkileri sadece savaşlar üzerine kurulu değildi. Bu dönemde Bizans elçisi olarak Attila’nın sarayında bulunan Rhetor Priskhos sarayda kullanılan diller arasında Türkçe ve Latince’nin varlığına dikkat etmiştir. Özellikle Hun Türkçesinde geçen Medos kelimesi ilginçtir7. Zira bugün Slavca olarak bilinen ve bal manasına gelen Med kelimesi aslında yine bal manasına gelen ve aslı medos olan Hun Türkçesi’ne ait kelimedir.

Bu tarz Osmanlı öncesi Türk izlerine dair örnekler rahatlıkla çoğaltılabilir. Örneğin bilhassa Makedonya’da sıklıkla rastlanılan “Vardar” isminin menşeinin Türkçe olduğu genel bir kabuldür. Buna göre Makedonya’nın Ege’ye dökülen en büyük akarsuyunun, Veles’in güneyinde ve Osyek’in kuzeydoğusunda bulunan bir köyün ve Karadağ’da bir tepenin de adı olan bu Türkçe kelime Hun ya da Avar Türkçesi’nde kale, korunaklı bölge manasına gelen var kelimesi ile bugün de kullanılan ve geniş olmayan manasındaki dar kelimesinin bir araya gelmesi ile oluş-maktadır(Var + dar). Bu isim ve benzerlerine Osmanlı tahrir kayıtlarında da rastlanılmaktadır. Var-din, Var-dino, Ako-vardar bunlardan sadece bir kaçıdır.

Yukarıda ifade ettiğimiz göçler neticesinde Karadeniz’i kuzeyinden Balkanlara doğru inen Avarlar’ın zaman içerisinde Slav toplulukları ile kurdukları akrabalıklarla benliklerinden uzaklaştıkları bilinmektedir. Bu akrabalık Avar Türkleri için uzun vadede bir sıkıntı doğuracaksa da diğer taraftan Bizans için Slav Avar ittifakı manasına gelmekteydi. Avarlar bu manada Slavlarla girdikler etkileşim sayesinde onların öncüsü, eğiticisi ve müttefiki oluyorlardı.
Macar kralları adına Hırvatistan bölgesini idare eden yüksek rütbe unvanı olan ban Avar Türkçesi’nden olan bağan kelimesinden gelmektedir. Yine ban toprağı, banlık veya ban bölgesi manasına gelen Banat adı da Avarcadan gelmektedir15. Bu isimden türemiş olma ihtimali yüksek olan birçok yer ismine bilhassa bugünkü Makedonya’nın çeşitli bölgelerinde rastlanmaktadır. Örneğin Ban-iç yada Ban-liç1542 tarihli bir tahrir defterinde Kalkandelen (Tetovo)’ne bağlı bir karye (köy) adı ile karşımıza çıkmaktadır. Yine Manastır’a ait 1544 tarihli bir defterde Ban-uşa ismiyle kayıtlı köy de tezimize katkı sağlar niteliktedir. Bu benzeşmenin Avarcadan bir miras olma ihtimali yüksektir.
Galip Çağ
Osmanlı Öncesi Balkanlarda Türk İzlerine Dair Toponimiler
 
Üst Alt