Yusuf'un 3 Gömleği!

Muhtazaf

Yardımcı Yönetici (Şair|Yazar)
Yönetici
Bir masum güzelliğin en mükemmel macerası olan ve ebedi güzelliğin gerçek yüzünü görmüş gözün geçici güzelliğin cilvelerine nasıl bir küçümsemeyle baktığını anlatan Yusuf kıssası gayb aleminden müteşabih bir sembol ile tecelliye başlayıp git gide gelişerek mealini bulmuş bir hakikatın belagatli bir anlatımı ve aynı zamanda Muhammedi güzelliğin ezeli bir simgesi ve nişanıdır.

Bu kıssa Yahudi ve Kureyş bilginlerinin peygamberimizi imtihana çekip zor durumda bırakmak istemeleri üzerine rabbimizden bir lütuf ve ihsan olarak vahiy yolu ile gelmiş olan gayb haberlerindendir.

1.BÖLÜM SAHTE KANLI GÖMLEK:
Masumiyet, Mağduriyet, Mazlumiyet Gömleği.

Her şey bir rüya ile başlamıştı. Bu rüyada 11 yıldız, güneş ve ay onun önünde secde ediyorlar ya da saygı ile yere kapanıyorlardı. Babası ishak gibi Hz. Yakub da millet-i İbrahim üzere idi. Bu rüyaya göre de Hz. Yakub’un atalarından aldığı İbrahimi gelenek oğlu Yusuf ile devam edecekti. Bu nedenle rüyanı kardeşlerine anlatma dedi belki ona zarar verirlerdi. Rüyanı kardeşlerine anlatma talimatı ile hayat derslerinin ilk ve en önemlilerinden birini veriyordu: Sır saklamak,her gördüğünü her yerde anlatmamak. Yusuf’un ataları olan peygamberler pek çok seçkin özelliklerine ilaveten “doğrulukları” ve “doğru sözlülükleri” ile üstün ve saygın bir şöhrete sahip idiler. Vahyin anlatımı ve inandırıcılığı için böyle bir artı özelliğin olması gerekir. Bu yüzden genç öncüler tıpkı o peygamberler gibi lisan-ı sıdk sahibi olmak zorundadırlar.

“Kardeşleri dediler ki: “Biz güçlü bir topluluk olduğumuz hâlde, Yûsuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Doğrusu babamız açık bir yanılgı içindedir.”“Yûsuf’u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz.” Onlardan bir sözcü, “Yûsuf’u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın” dedi.” (Yusuf:8,9,10) Kardeşleri, anneleri çok erken vefat ettiği için küçük yaşlarında yetim kalan Yusuf ile Bünyamin’e babalarının daha fazla şefkat göstermesini, daha fazla üzerlerine titremesini anlayamayacak kadar insanlıktan, insanı duygulardan uzaklaşmışlardı. Onlar için biricik erdem güç kuvvet ve çokluktu. On kardeşin Yusuf’u kıskanmalarının temelinde babalarının sevgisini elde etme dürtüsü yatıyor gibi görünse de hasetten kararan ve katılaşan taş yürekleri onları peygamber olan babaları Yakub’u sapkınlıkla suçlayacak noktaya ve kardeşlerini öldürmeye kastedecek bir çılgınlık çizgisine kadar sürüklemişti. İşte bu şeytani kıskançlık duygusu onları kardeşleri için bir tuzak kurmaya yöneltmişti.

“ Babalarına şöyle dediler:

“Ey babamız! Yûsuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Hâlbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz. Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. Şüphesiz biz onu koruruz.” (Yusuf:11,12)
Bütün bu olup bitenlerden habersiz olan masum Yusuf kötü niyetli ağabeyleri tarafından alınıp götürüldü.

Bilinmelidir ki şeytan ve ona uyanlar yapmakta oldukları kötülükleri hep sözde iyilik güzellik dürüstlük görüntüleriyle maskelerler. Müminler, mümin davetçiler ve genç öncüler bu tür sahitlikler karşısında dikkatli olmalıdır.

Yusuf’u su kuyusunun içine attılar. Sonra korkulu gözlerle ağabeylerine bakan masum Yusuf’un üzerinden çıkardıkları gömleğe kestikleri koyunun kanından sürerek uydurdukları yalanı babalarına inandırmaya kalkıştılar. Yakub aleyhisselam onların sahte gözyaşları ve kendinden emin olmayan tavırlarından düzmece cümlelerinden durumun hiç de öyle olmadığını anlamıştı. Hz. Yakub’a düşen artık güzelce sabretmekti. Doğrusu bu da ancak ve sadece Allaha güvenilip dayanılarak gerçekleştirilebilir.(12/67)

Hz. Yusuf kuyuda üç gün aç ve susuz sabırla ve umutla bekledi. 3.gün sonunda Medyenden gelip mısıra gitmekte olan bir kervanın yolu kuyunun civarlarına düştü. Kervanın sucusu kuyudan hem içi su dolu kova hem de çocukla döndüğü için sevinçliydi. Onu köle olarak satmaktan başka bir şey düşünmemişti. Mısırda köle pazarında karısının hizmetini görecek köle arayan mısır azizi onu görür görmez manevi değerini ve güzel karakterini fark edip satın aldı. Aziz, basiretli bir insandı. Takdir-i ilahi böylece Yusuf’u mısıra yerleştirmişti.

Yüce rabbimiz bu kıssayla tüm dünyevi istek arzu ve özlemlerinden sırf Allah rızası için uzak duran genç öncüleri de bu sabır ve sebatlarından dolayı işte böyle mükâfatlandıracağını ve onlara çeşitli biçimlerde yardım edeceğini müjdeliyor.

ABDULLAH YILDIZ \ YUSUF'UN ÜÇ GÖMLEĞİ (PINAR YAYINLARI) adlı eserden derlenmiştir.
 

Muhtazaf

Yardımcı Yönetici (Şair|Yazar)
Yönetici
ARKADAN YIRTILAN GÖMLEK: İffet ve İhlas Gömleği

Yusuf Allahın lütfu ile gerek fizik güzelliği gerekse ahlak güzelliği bakımından insanlık tarihinde eşine rastlanmayacak mevkide idi. İşte bu noktada rabbi onu çetin bir sınavdan geçirmeyi murat etmişti. Hem de delikanlılık çağını yaşayan bir genç için en zor imtihan: Cinsel istek ve arzuları tahrik edilerek sınanmak.

Azizin hanımı için Kur’ani ifadeyle hep o/kadın diyeceğiz. O/kadın Yusuf’un nefsinden murat almaya kalkmış ve bütün kapıları kilitleyerek haydi gelsene demiş yatağına davet etmişti. Hayır demek çelik bir irade isterdi. Cevap: “Allaha sığınırım çünkü o benim efendimdir, yerimi güzel tutmuştur. Doğrusu zalimler hiç iflah olmazlar.”

Elbette Hz. Yusuf insandı gençti. Teklife evet dememesi için Allah korkusundan başka engel yoktu ortalıkta. Fakat Yusuf Allahtan korkup sakınan hayâ eden hem Allaha hem kullarına karşı sorumluluklarının bilincinde olan bir insandı. Rabbi olan Allaha karşı da kendisine çok iyi bakan mısır azizine karşı da nankörlük etmesi ihanet etmesi beklenemezdi. Kadın evli olmasına rağmen onu arzulamış ve onunla yatağa girmek istemişti. Yusuf da neredeyse meyletmiş gitmişti; insandı, erkekti çünkü; doğası gereği o da onu arzulamıştı; ama rabbinin burhanını/delilini gördü ve vazgeçti. Rabbi ona zinanın haramlığı hakkındaki ilahi hükmünü göstermiş, hatırlatmıştı. O, artık haramın çirkinliğini bütün çıplaklığıyla aynelyakin görüyordu.

“İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yusuf’un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: “Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası, ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır. Yusuf, “O, benden arzusunu elde etmek istedi” dedi. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: “Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir, o (Yusuf) yalancılardandır. Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylemiştir. O (Yusuf) ise, doğru söyleyenlerdendir.” (Yusuf:25,26,27)

Evet, Yusuf’un gömleği arkadan yırtılmıştı. Demek ki saldırgan “o/kadın”dı. Ama olan olmuş malum haber mısırın yüksek tabakası arasında hızla yayılmıştı. O/kadın, Yusuf’a ilişkin niyetini duyup bunu dedikodu hatta alay konusu yapan mısır sosyetesinin önde gelen kadınlarını saraya davet ederek kendilerine Hz. Yusuf’u takdim etti. Hz. Yusuf’un güzelliği onları o kadar büyülemişti ki, “bu olsa olsa yüce bir melektir.”demelerine rağmen, gözleri maddi güzellikten başka bir şey görmeyen bu kadınlar farkına varmadan ellerindeki meyve bıçakları ile kendi parmaklarını kesivermişlerdi.

Dedikodunun çevreye yayılması bir iki günlük mesele olmayacağına göre yusufun sürekli olarak bir baskı altında kaldığını defalarca hanımı tarafından zinaya zorlandığını söyleyebiliriz. Buradan Hz. Yusuf’un uzun süreli bir direnç kararlılık ve uzun soluklu bir sabır gösterdiği söylenebilir.

Yûsuf, “Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni davet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum” dedi. (Yusuf:33)

Bir mümin, “zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur.” (İsra:32) ayetini, tıpkı Yusuf gibi rabbinin bir burhanı olarak sürekli gözünün önüne getirmeli ve Allahın her an kendisini görüp gözetlediğinin bilincinde olmalıdır.

“Sonra onlar, Yusuf’un suçsuzluğunu ortaya koyan delilleri gördükten sonra yine de mutlaka onu bir süre
zindana atmayı uygun buldular.” Yusuf:35)

Zindan Yusuf’un imtihanlarla iniş-çıkışlarla dolu hayatında yeni bir dönemin başlangıcı oluyordu. Yusuf aleyhisselam bir peygamber olarak insanlara hakkı ve hakikati içeren ilahi mesajı tebliğ etmek ve onları tevhid inancına davet etmekle görevli idi. Kendisi ile birlikte zindana giren iki arkadaşı rüya görüp bunu yorumlamasını isteyince fırsatı kaçırmayıp onlara tevhid ve şirkin ne demek olduğunu açıklamaya başladı:

Allahın tek bir ilah olduğunu, hiçbir şeyin ona eş ve ortak tutulamayacağını, yasa koymaya tek yetkili makamın o olduğunu, kahredici gücün ve mutlak ilminin her şeyi kuşattığını, ibadet ve taatin yalnız ona yapılması gerektiğini onlara söyledi. Hz. Yusuf’un bu özlü davetinde pek çok ilke ve prensip vardır:

1. Davetçi mesajını aktarmak için en uygun zamanı kollamalı
2. Davetçi mesajını aktarırken bıktırıcı usandırıcı cümlelerle ve uzun anlatımlarla muhatabını yormamalıdır.
3. Davetçi, görevini yaparken Allahın kendisine lütfettiği bilgi ve yeteneklerden dolayı asla kendisine pay çıkarmamalı Allaha tam teslimiyet ve tevazu içinde olmalıdır.
4. Davetçi dolambaçlı yollara girmemeli dolaylı cümleler kurmamalıdır. Mesajı açık ve net vermelidir.
5. Davetçi insanları mutlaka akla ve delile çağırmalıdır.
6. Davetçi muhatabını genel geçer olumsuz inanç ve değer yargılarından koparmalı, onların fıtri vicdanına seslenmelidir.

Yusuf bu özlü cümlelerinden sonra fazla uzatmadan onların rüyalarını rabbinin kendisine öğrettiği ilim sayesinde bir çırpıda yorumladı. Ve hapisten kurtulacağına inandığı o iki kişiden birine dedi ki beni rabbinin yanında an. Ama öyle olmadı. Şeytan zindan arkadaşına Yusuf’u efendisinin yani kralın yanında anmayı unutturdu. Demek ki Cenab-ı hak onun uzun süre zindanda kalmasını murat etmişti. Ta ki mısır hükümdarı bir gece bir rüya görüp de ertesi sabah bunu yorumlayacak bilge bir zat arayana kadar…

“ Kral, “Onu bana getirin” dedi. Elçi, Yusuf’a gelince (Yusuf) dedi ki: “Efendine dön de, ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir.” (Yusuf:50)

Yusuf aleyhisselam kralın bu ifadesi ile zindandan kurtulacağını biliyordu. Ancak o geçmişte ismine sürülen lekeyi çirkin söylentiyi tamamen bitirmeden iktidar mevkiinde yer almak istemiyordu. Çünkü biliyordu ki, mevkiiler küçük bir lekeyi hatta leke şüphesini kaldıramazdı.

Zindanda kaldığı uzun zaman zarfında Hz. Yusuf örnek ahlakı, fedakarlığı ilmi irfanıyla arkadaşlarını etkilemiş hapishaneyi medrese-i yusufiyeye dönüştürmüştü. Zindan arkadaşları Yusuf sayesinde tevhidin hakikatini öğreniyordu. Demek ki mümin davetçiler hakkı ve hakikati tebliğ için hiçbir mekân ve zaman sınırı tanımamalı her fırsatta ve her zaman davalarını muhataplarına en güzel şekilde anlatmalı ve yaşantılarıyla da temsil etmelidir.

ABDULLAH YILDIZ \ YUSUF'UN ÜÇ GÖMLEĞİ (PINAR YAYINLARI) adlı eserden derlenmiştir.
 

Muhtazaf

Yardımcı Yönetici (Şair|Yazar)
Yönetici
KOKULU GÖMLEK:
İktidar, İstikrar ve İstikamet Gömleği


Yusuf aleyhisselam için mısırda yeni bir dönem başlıyordu artık. Elbette bu da bir sınavdı ve iktidarla sınanmak sınavların en zorlularından biriydi.

Yusuf aleyhisselamın kralın rüyasını doğru yorumlaması ile başlayan süreç hükümdarın ona kesin güven duyup onu kendisine danışman yapması sonra onun da hazine bakanlığına talip olmasıyla devam edecek nihayet Hz. Yusuf ülkede her istediği icraatı gerçekleştirebileceği en üst makama mısır sultanlığına ulaşacaktı.

Rüya doğrultusunda Yusuf (a.s) düşüncelerini yine kendinden emin tarzda açık ve net olarak söyledi: “ Benim düşüncem odur ki bu bolluk senelerinde çok ekin ektirirsin ve depolar bina edersin elde edilen ürünleri o depolarda muhafaza edersin kıtlık seneleri gelince bu fazla ürünleri satarız böylece hazineye büyük gelir sağlamış olursun.” Bunu dinleyen hükümdar “Fakat bu işi kim yapıverecek?” diye sorunca hiç tereddüt etmeden özgüven ve eda ile kendini öne sürdü:

Yusuf, “Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir. Çünkü ben iyi koruyucu ve bilgili bir kişiyim” dedi. (Yusuf: 55)

Böylece Yûsuf’a, dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkân ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükâfatını zayi etmeyiz. Elbette ki, ahiret mükâfatı, inananlar ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. (Yusuf:56, 57)

Hz. Yusufu örnek alan müminler maddi makamlara kavuştuklarında ise asla şımarmamalı değişmemeli dönüşmemeli tevhid akidesinden ve davalarından taviz vermemelidir.

(Derken) Yusuf’un kardeşleri çıkageldiler ve yanına girdiler. Yusuf onları tanıdı, onlar ise Yusuf’u tanımıyorlardı. Yusuf, onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: “Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim.” “Eğer onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size verilecek tek ölçek (zahire) bile yoktur ve bir daha da bana yaklaşmayın.” Dediler ki: “Onu babasından isteyeceğiz ve muhakkak bunu yaparız.” Yusuf, adamlarına dedi ki: “Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine dönüp gelirler.” (Yusuf:58-61)

Babaları, “Kuşatılıp çaresiz durumda kalmanız hariç, onu bana geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe, onu sizinle göndermeyeceğim” dedi. Ona güvencelerini verdiklerinde, “Allah söylediklerimize vekildir” dedi. (Yusuf:66)

Yusuf’un huzuruna girdiklerinde; o, kardeşi Bünyamin’i yanına bağrına bastı ve (gizlice) “Haberin olsun ben senin kardeşinim, artık onların yaptıklarına üzülme” dedi. Yusuf, onların yüklerini hazırlatırken su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra da bir çağırıcı şöyle seslendi: “Ey kervancılar! Siz hırsızsınız.” Yusuf’un kardeşleri onlara dönerek, “Ne yitirdiniz?” dediler. Onlar, “Hükümdar’ın su kabını yitirdik. Onu getirene bir deve yükü ödül var. Ben buna kefilim” dediler. Dediler ki: “Allah’a andolsun, siz de biliyorsunuz ki biz bu ülkede fesat çıkarmaya gelmedik, hırsız da değiliz.” Onlar, “Eğer yalancı iseniz, hırsızlığın cezası nedir?” dediler. Onlar da: “Cezası, su kabı kimin yükünde bulunursa, o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız” dediler. Bunun üzerine Yusuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz Yusuf’a böyle bir plan öğrettik. Yoksa kralın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. Ancak Allah’ın dilemesi başka. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır. Dediler ki: “Eğer o çalmışsa, daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı.” Yusuf, bunu içinde sakladı ve onlara belli etmedi. İçinden, “Siz kötü bir durumdasınız; anlattığınızı Allah çok daha iyi biliyor” dedi. Onlar, Yusuf’a: “Ey güçlü vezir! Bunun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizden birini alıkoy. Şüphesiz biz senin iyilik edenlerden olduğunu görüyoruz” dediler. Yusuf, “Malımızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını tutmaktan Allah’a sığınırız. Şüphesiz biz o takdirde zulmetmiş oluruz” dedi. Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: “Babanızın Allah adına sizden söz aldığını, daha önce de Yusuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, hakkımda hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.” “Siz babanıza dönün ve deyin ki: “Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti, biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik.” “Bulunduğumuz kent halkına ve aralarında olduğumuz kervana da sor. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.” (Yusuf:69-82)

Yakub, “Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir” dedi. (Yusuf: 83)

“Ey oğullarım! Gidin Yusuf’u ve kardeşini araştırın. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.” Bunun üzerine (Mısır’a dönüp) Yusuf’un yanına girdiklerinde, “Ey güçlü vezir! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. Değersiz bir sermaye ile geldik. Zahiremizi tam ölç, ayrıca bize sadaka ver. Şüphesiz Allah, sadaka verenleri mükâfatlandırır” dediler. Yusuf dedi ki: “Siz (henüz) cahil kimseler iken Yusuf ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?” Kardeşleri, “Yoksa sen, sen Yusuf musun?” dediler. O da, “Ben Yusuf’um, bu da kardeşim. Allah, bize iyilikte bulundu. Çünkü, kim kötülükten sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez” dedi. Dediler ki: “Allah’a andolsun, gerçekten Allah seni bize üstün kıldı. Gerçekten biz suç işlemiştik.” Yusuf dedi ki: “Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir. (Yusuf:87-92)

Günümüzde “öncü Kur’an nesli” olmaya aday genç öncüler tıpkı Yusuf aleyhisselam gibi, en yakınları başta olmak üzere insanların kusurlarını affedip bağışlama erdemini gösterebilmeli “kötülüğe iyilikle karşılık vermeli” insanların ıslah olması hidayet bulması için dua etmeli onlar için Allahtan mağfiret dilemeyi başarabilmelidirler. Öncü olmak davetçi olmak peygamberlerin mirasçısı olmak için elbette zora talip olmak ve zor olan erdemleri üzerinde taşımak gerektirir.

Bu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun ki, gözleri açılsın ve bütün ailenizi bana getirin” dedi. (Yusuf:93)

Oğulları, “Ey babamız! Allah’tan suçlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten suçlu idik” dediler. Yakub, “Rabbimden sizin bağışlanmanızı dileyeceğim. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” dedi. (Mısır’a gidip) Yusuf’un huzuruna girdiklerinde; Yusuf ana babasını bağrına bastı ve “Allah’ın iradesi ile güven içinde Mısır’a girin” dedi. Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Hepsi ona (Yusuf’a) saygı ile eğildiler. Yusuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra; Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek bana çok iyilikte bulundu. Şüphesiz Rabbim, dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. Şüphesiz O,hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. Benim canımı Müslüman olarak al ve beni iyilere kat.” (Yusuf:97-101)

Kıssaların En Güzelinden Davetçilere En Güzel Dersler

1. Davetçiler çalışmaları karşılığında muhataplarından asla bir ücret/karşılık/ hediye istememelidir.
2. Davetçiler bıkmadan usanmadan insanlara öğüt vermeli ve vahyi gerçekleri devamlı olarak her fırsatta hatırlatmalıdır.
3. Davetçiler bilmelidir ki; insanlar vahyi gerçekleri öğrenseler de hatta iman etmelerini gerektirecek nice ibret verici olayları görseler de çoğunlukla iman etmezler.
4. Davetçiler iyiliği emredip kötülükten alıkoymadıkları vakit gelecek azabın kendilerini de kuşatacağını bilerek davet çalışmalarını sürekli ve kesintisiz olarak sürdürmeli Hz. Yusuf’un duasını sık sık tekrarlamalıdır: “(Ya Rabbi!) Benim canımı Müslüman olarak al ve beni Salihlerin arasına kat! ”
5. Müminler Yusuf’un eşsiz mücadelesinin kendi konumlarına tekabül eden aşamasını örnek almalı ve o aşamaya uygun olan gömleği kuşanmalıdır.
6. Mümin gençler iffet ismet ve ihlâs sembolü olan arkadan yırtık gömleği örnek alarak takva elbiselerini kuşanmalı Yusufi duruşla zindanı göze alarak haramlardan kaçabilmelidir.
7. Mümin yöneticiler istikrar ve istikameti sembolize eden iktidar gömleğini kuşanmalı iktidardan önce ne iseler sonrasında da öyle olmayı ve öyle kalmayı başarabilmelidirler.

Bugünün “ örnek Kur’an nesli” olmaya aday genç öncüler hayatlarının herhangi aşamasında hangi engelle karşılaşırlarsa karşılaşsınlar bilmelidirler ki; zulme fahşaya haramlara karşı dik durdukları ve eğilmedikleri takdirde Allahın lütfu ihsanı yardımı ve desteği onların yanında olacaktır.
“Allah bize yeter; O ne güzel vekildir!” (Ali İmran:173)


ABDULLAH YILDIZ \ YUSUF'UN ÜÇ GÖMLEĞİ (PINAR YAYINLARI) adlı eserden derlenmiştir.
Alıntı......
 

VuSLaT

Yönetim
Yönetici
Hz. Yusufu örnek alan müminler maddi makamlara kavuştuklarında ise asla şımarmamalı değişmemeli dönüşmemeli tevhid akidesinden ve davalarından taviz vermemelidir.
 

Muhtazaf

Yardımcı Yönetici (Şair|Yazar)
Yönetici
Güzel yorumun için teşekkürler adminim. ALLAH razı olsun.
 
Üst Alt