İç Motivasyonun Motifleri

ceylannur

Yeni Üyemiz
İç Motivasyonun Motifleri

İnsanın en temel ihtiyacı yarına kalabilmektir. Yarına taşınabilmek için; öğrenmeye, gelişmeye ve uzlaşmaya ihtiyaç vardır. Bundan dolayı insanın hayatını sürdürmesi hem iç, hem de dış motivasyona bağlıdır. Çünkü insanı hareket ettiren sistemler hem iç benliğiyle -arzu ve istekleriyle-, hem de dışardan gelen uyarılarla örgülenmiştir. İnsanın ayakta kalabilmesi ve yarına taşınabilmesi için gerekli motive edici istekler yapısına dercedilmiştir. İstek ve arzular ikiye ayrılabilir:

1- Gâye ve hedefi ortaya çıkaran istekler
2- Gâye ve hedefe ulaşmayı sağlayacak -vasıta aracı- istekler

Bu ihtiyaçların karşılanabilmesi için, üç ana nihai istek ve bu istekleri karşılayıcı üç ana iç motivasyon kuvveti insanın fıtratına konmuştur.

A) İnsan, başkalarına muhtaç olmadan izzetiyle ve haysiyetiyle yaşamak ister (Bağımsız olma isteği). Bu istek onun nihai bir hedefi olup, gâyeye yönelik bir istektir. Bu gâyeye ulaşmak için vasıta konumunda olan istekler de vardır. Güç arama isteği bu tür bir istek olup; insanın kendi ayakları üstünde durmasını, başkalarına muhtaç olmadan onurlu bir hayat sürme ihtiyacını karşılar. Bu istek olmasaydı insanlar çalışma ve üretme motivasyonlarını kaybederlerdi.

B) İnsanın bir başka önemli ihtiyacı aidiyet (bir yere ait olma) duygusudur. Bu istek sosyalleşme ihtiyacı olarak da ele alınabilir. Bu durum insanın sosyalleşmesini sağlar ve yaptığı işlere anlam ve zenginlik katar. Gâyeye yönelik olan bu isteğin karşılanması ise, bir başka aracı istekle (Onay arama, kabul edilme ve beğenilme arzusu) gerçekleştirilir. Yapılan araştırmalar neticesinde; kadınlarda onay arama, kabul edilme ve beğenilme arzusu baskınken, erkeklerde bağımsızlık arzusu daha baskındır. Bu da aile içi iletişimde, eşler arası diyalogda iç motivasyonun ne kadar önemli yer tuttuğunu göstermektedir.

C) İnsanın hayatını sürdürmesinde gerekli olan bir diğer gâye istek de yarına kalabilme arzusudur. Yarına taşınabilmenin şartı, ilham arama isteğine sahip olmadır. İlham arama; yeni şeyler öğrenmeyi, canlı kalmayı, yenilikleri benimsemeyi, tutucu ve bağnazlıktan uzak kalmayı sağlar. Burada yarına kalma isteği gâye istek iken, ilham arama arzusu gâyeye ulaştıran aracı istektir.

Bu duygular, insanlarda farklı motiflerde bulunmaktadır. Ayırca bu motifleri oluşturan isteklerin şiddet derecesi, herkeste farklıdır. Bu duyguların oluşturduğu iç benlik kaynaklı motive edici motifler, yandaki tabloda verilmektedir.

İnsanlar bu üç dahili motive edici arzuyu; ya fizikî âlemde, ya insan ilişkilerinde veya bilgi âleminde tatmin etmeye çalışırlar. Örnek vermek gerekirse; güç ve onay arayan insanlar, isteklerini ya maddî (fizikî) âlemde, ya insan ilişkileri alanında ya da bilgi alanında tatmin ederler. Bu zaviyeden bakıldığında her bir motivasyon motifinin kendi içinde üç alt grubu vardır. Sonuçta iç motivasyona ait onsekiz farklı motif ortaya çıkar. Bu onsekiz farklı motive edici fıtrattan birine sahip olan insanoğlu, isteklerin baskınlık derecesine göre hayatını farkında olmadan şekillendirir. Bir başka ifadeyle herkes kendi karakteri, yaratılışı (fıtrat) üzerinde hareket eder ve motive olur. Motive edici faktörler, hayatın içinde ifrat, tefrit ve istikamet olarak tanımlanan şekillerde kendini ortaya koyarlar. Farklı şekillerde motive olan insanların, içinde yaşadıkları çevrenin ayakta kalabilmeyi kolaylaştırıcı ve zenginleştirici değerlerine gösterdikleri tutumlar da farklıdır. Meselâ güç arayan insanlar, içinde bulundukları çevrenin prim yapan değerlerinin öncüsü olmaya çalışır ve toplumdaki ayakta kalma değerlerini kullanarak -manipüle ederek- güç toplarlar. İlham arayanlar ise, o toplumda ve çevrede geçerli olan ayakta kalma değerleri ile yetinmezler, daha yüksek kalitede, orijinal ve insanî boyut endeksli ayakta kalma değerlerini arama, bulma ve hayata taşımaya çalışırlar. Onay ve kabul arayanlar ise, içinde bulundukları çevrenin ayakta kalma değerlerini itirazsız kabul edip, gereken tutum ve davranışları kolayca sergilerler ve o çevrenin veya kurumun gücünü elinde tutanların destekçisi, sözcüsü ve onaycısı olurlar. Onaycı insanlar, sürekli güçten ve takımdan bağımsız hareket etmenin muhtemel zararları üzerinde kafa yorarlar ve mevcut gücün onaylamadığı tutum ve davranışları sergileyen ve onu eleştiren insanların dedikodusunu yaparlar. Onay arayan kişiler, bulundukları çevredeki geçerli ve ayakta kalmayı zenginleştirici değerleri iyi çözümleyebildiklerinden, hâkim güç odaklarını eleştiren insanlar için, o çevrede nasıl ayakta kalınabileceğini gösteren iyi bir öğretmendirler.

İnsanlara hayata uyum ve katkı adına verilmiş olan bu arzular, iyi tanınmaz ve işlenemezse, insanı topluma zarar verecek noktaya getirebilir. İnsana verilen bu motive edici arzuların her biri, kendine özgü kayma ve kaybetme noktası oluşturur. Güç merkezli fertlerin, onay merkezli fertlerin ve ilham merkezli fertlerin risk noktaları ve şeytana takılma noktaları da farklı farklıdır. Meselâ, güç arayanlar bandındaki bir insanın kayma noktası(şeytanı), bu gücü âdilâne kullanıp kullanamaması, güç ve otoriteyi zulüm vasıtası yapıp yapmaması, arkadan gelenlere yetişme ve önlerini açma fırsatı verip vermemesi, güç ve otoriteyi koruma adına yeniliklere ve gelişmelere kapalı olup olmamasıdır. Onay bandındaki insanların kayma noktası (şeytanı) ise; onay arama duygularını tatmin etme uğruna yapılan yanlışları, hataları görmeme, ve yanlışlar karşısında susma, doğru ve güzel şeyleri "onay arama, kabul edilme, aidiyet hissim zedelenir" endişesiyle grupla paylaşmamadır. İlham arayanlar bandındaki insanın kayma noktası (şeytanı) ise, kendisine gelen ilhamları, kendisinden bilmesi, fahre kapılması, kendini bir şey oldum zannetmesi, gurur ve kibri gösteren firavunca tutum ve davranışlar sergilemesidir. Her bir motifin engelleyici ve geliştirici potansiyelleri farklı olduğundan; her insanın iç dünyasındaki motive edici arzularını tespit etmesi, bunların şuurunda ve farkında olması ve meşru zeminlerde sağlıklı bir şekilde bu hislerini doyurması şarttır.

Motivasyon hangi işi yapmaktan zevk aldığımıza bağlıdır. Motive edici kuvvetleri, hisleri ve uyarıcıları tespit edip, hayatımızı yönlendirmemiz gereklidir. Her insanın motive edici kuvvetleri farklı olduğundan, motivasyonlar aynı derecede tesirli olmayabilir. İnsanları motive etmek istiyorsanız iç motivasyon eğilimleriyle, dış motivasyon uyarılarının farkında olup birbiriyle örtüştürmek zorundasınız. Meselâ; ilham arama isteği ön plânda olan bir insanı, mal mülk edinme imkânı sağlayarak motive edemeyeceğiniz gibi, güç arayan bir insanı da vizyon oluşturma sorumluluğu vererek motive edemezsiniz. Bir diğer nokta, insanın temel biyolojik ihtiyaçları motive edici unsur olarak sürekli kullanılamaz. Fizyolojik ihtiyaçları karşılanmış insanı, bir üst seviyedeki karşılanmamış isteklerle motive edebilirsiniz. Çünkü bu temel fizyolojik ihtiyaçlar, bir kere karşılandıktan sonra, insanlar bunu aşar ve insanları motive etmek için artık siz farklı şeyler sunmak mecburiyetinde kalırsınız. Açarsak, insanların ihtiyaç duydukları, karşılanmamış ve doyurulmamış isteklerini yerine getirerek onları motive etmek mümkündür. Motive edici faktörler arasında fizyolojik ihtiyaçların karşılanması değil; başarma hissini yaşatma, tanınma, fark edilme, sevdiği işleri yapma fırsatı verme, sorumluluk verme, ilerleme, yükselme hissi verme motivasyonun önde gelen unsurlarındandır.

İnsanları motive ederken, iç motivasyonel kuvvetlere saygı duymalı ve dış motive edici unsurları iç motivasyonel yatkınlıklarla örtüştürmeye dikkat edilmelidir. Dış motivasyonlar sadece, iç motive edici istekleri ateşleyici olmalıdır.

Farklı insanlar, hayatın ihtiyaçlar piramidinde farklı seviyelerde bulunduğundan, insanları motive edici faktörlerde çoğulcu yaklaşımı benimsemeliyiz. Bu münasebetle lider, fertlerin iç motivasyonel kuvvetlerini kurum ve ekibin gâye ve vizyonlarıyla örtüştürebilmeli ve ona göre görev dağılımı yapabilmelidir.

Şahsiyet, insanın rampası (şasesi) olup, her insan hayat yolculuğunu kendi rampası üzerinde yapar. İnsanlar, farklı fıtrat motifleri oluşturacak şekilde yaratılmışlardır. Bu benlik motifleri, doğru şekilde fark edilip ifade edilmezse, insanın benlik şasesinde veya rampasında bozulmalar ve yıpranmalar meydana gelir. İnsanın olumlu, başarılı özelliklerinin toplamı 100 birim olarak kabul edilirse, sağlıklı, düzgün, tutarlı kişiliğe (şahsiyete) sahip olmanın değeri 100'ün önünde bulunan 1 rakamıdır. Yüz rakamının ikinci sıfır rakamı, insanın başarılarına, üçüncü sıfır da tecrübelerine karşılık gelir. Eğer 100 rakamının önündeki bir rakamını iptal ederseniz herşey sıfır olur. Bu açıdan, kişinin başarılarını ve tecrübelerini anlamlı kılan, onun şahsiyetli, düzgün, tutarlı bir insan olma derecesidir. Sağlıklı ve dengeli kişilik gelişimini başarabilmek için insan, güçlü isteklerini insanlara zulmetmeden ve onların önünü tıkamadan tatmin edebilmeli, zayıf motive edici durumda bulunan isteklerini de güçlendirme çabası içinde olmalıdır. Hayatta ihmal edilmemesi gereken ev ödevlerinden biri de herkesin, kendi iç motivasyon motifini tanıyıp fark etmesi ve rampasını kendi motifine uygun olarak inşa etmeye çalışmasıdır. Herkes, işe kendi üzerinden başlamalı, merkezden çevreye, içten dışa doğru düzeltme ve onarma prensibini rehber edinmelidir. Eğer insanlar kendileri üzerinde yeterince çalışma yapmamış ve kendi boşluklarının farkında değillerse, farkında olmadan, hayat yolculuklarının herhangi bir noktasında Sezar veya Mehdilik iddialarına kapılabilirler. Bunu da çoğu zaman farkında olmadan kendi karakterinin gereği olarak da yapabilirler. Bu açıdan her insan, kendini düz-sıfır bir insan olduğu hakkında ikna edebilir ve her sabah kalktığında kendini sıfırlayarak yeni bir güne başlamayı becerebilirse, bu imtihan dünyasında daha güvenli yollarda yürüme fırsatı yakalayabilir.

Dr. Selim AYDIN
 
Üst Alt