K.L > İsLami Fıkıh AnsikLopedisi (Alfabetik)

ceylannur

Yeni Üyemiz
KADININ PANTOLON GİYMESİ Önemli olan avretini örtmek olduğuna göre, kadının bunu pantolon giyerek sağlaması yeterli olmaz mı?
Başka bir münasebetle de anlatmaya çalıştığımız gibi kadının giyiminde aranan şartlardan biri de erkek elbisesine benzememesidir Rasulüllah Efendimiz'in (sas) "Allah kadına benzeyen (kadınlaşan) erkeğe ve erkeğe benzeyen (erkekleşen) kadına lânet etmiştir" hadîs-i şerîfleri, öncelikle giyim-kuşamdaki benzeyişi anlatır Buna göre erkek gibi pantolon giyinen bir kadın, avretini örtme emrini yerine getirmiş olsa dahî, erkeğe benzememe emrini yerine getirmediğinden günahtan kurtulamaz Giydiği pantolon dar olur da vücut hatlarını ortaya koyarsa, fitneye (helâl olmayan cinsel duygulara) sebep olacağı için ayrıca günah işlemiş olurAncak kadınların "cilbâb"larının (dışlık örtülerinin) altından pantolon giymeleri mahzurlu olmadığı gibi övülen bir uygulamadır Hz Ali Efendimizin aktardığına göre: "Bulutlu ve yağmurlu bir günde Bakî'de Rasûlüllah'la beraberdik Merkebe binmiş bir kadın geçiyordu Merkepten düşecek oldu da Rasûlüllah (bir ,yeri açılır endişesiyle) ondan yüzünü döndü Orada bulunanlar: Kadının pantolonu (sirvalı) var (üzeri açılmaz) dediler de Rasûlüllah: "Pantolonlar (sirvaller) edinin Çünkü onlar en iyi örten elbiselerinizdendir Kadınlarınızı (avretini) da dışarı çıktıklarında onlarla koruyun" buyurdular" (Hadîsi; Ukaylî, Ibn Adîy (Kâmil'de) ve Beyhakî (el-Edep'te) rivâyet etmişlerdir Suyûti "zayıf" işaretini koymustur bk Münâvi, Feyzu'1-Kadîr I/109-110) Bir başka rivâyette ise, kadının o hâli hoşuna gittiğinden ötürü:
"Allah sirval giyen kadınlara merhamet eylesin" buyurdular(Hadîsi; Dârakutnî (el-Efrâd'da), Hâkim (Tarihinde), Beyhakî (Su'abul-imânda), Hatîp (el-Müttefek'te) rivâyet etmişlerdir Münâvî zayıf oluşunu anlatır bk IV/22-23) Hattâ bizzat Rasûlüllah Efendimizin de "sirval" satın aldığı rivâyet edilmiş ve kendisinin giydiği bilinmediğine göre, hanımları için satın almış olabilir, denmiştir(Münâvî, age I/110) Ne var ki, bu her iki hadîs de zayıftır ama, aksi de söylenmediğine göre, bunlarla amel edilmesinde bir sakınca yoktur Yani kadın dışlığının altından pântolon (sirval) giyebilir Bunu daha iyi örtünmek için yapmışsa güzel bir iş yapmış olurAncak hadîslerde geçen "sirval"ı tamı tamına bugünkü pantolonlar gibi anlamak da yanlış olur Eğer paçaları görülecekse onları erkek pantolonu paçalarından farklı yapmalıdır Aslında Anadolu kadınlarının giydiği ve "dizlik" tabir edilen uzun içdonu "sirval" tarifine daha yakındır (Allah'u a'lem)
__________________
 

ceylannur

Yeni Üyemiz
KADININ SAÇ KESTİRMESİ: Kadının saçını kısaltması câiz, traş etmesi ise mazeret yoksa haram görülmüştür Peygamberimiz kadının saçlarını traş etmesini yasaklamıştır Hacda ihramdan çıkılırken erkeklerin saçlarını traş etmeleri istenirken, kadınların saçlarını, dörtte birini keserek kısaltlamaları istenmiş, Peygamber Efendimiz; erkeklere traş, kadınlara kısaltma vardır, buyurmuştur (Ebû Dâvûd, menâsik 7 8; Nesâî, zînet 4; Tirmizî, hac 75) Ancak erkeklerin kadınlara benzemesi yasaklandığı gibi, kadınların da erkeklere benzemesi yasaklandığından, kadın saçlarını, erkek saçına benzeyecek ölçüde kısaltırsa bu da haram olur Kadın ile erkeğin, saç modelleriyle de birbirinden ayrılmaları gerekir
Kadın saçlarını kocasının emriyle de kesse günahkâr olur Çünkü; Hak'ka isyanda mahlûka itaat yoktur (Bu konuda yazılı geniş bilgi için bk el-Fetâva'l-Bezzâziyye Vl/379;Hindiyye V/358)
Kadının saçlarını kuaföre kısalttırmasına gelince, bunu erkeklere görünmek için yapıyorsa, kime kısalttırırsa kısalttırsın haramdır Erkeklere göstermemek üzere, meselâ kocasının arzusuna uyarak yapıyorsa, bir erkeğe kısalttırması yine haramdır Kuaför kadın olursa, gördüğü kadınları kocasına, ya da başkasına anlatmayan, dürüst ahlâklı ve müslüman bir kadın ise, yukarıda söylediğimiz gibi, erkek saçına benzetmemek üzere onun kısaltması câizdir Çünkü kadın avretini "kendi kadınları" dışındaki kadınlara da gösteremez
 

ceylannur

Yeni Üyemiz
KADININ SESİ AVRETTİR, ONU DİNLEMEK HARAMDIR DİYEN OLDUĞU GİBİ MÜBAHTIR DİYEN DE VARDIR BU HUSUSTA NE DİYORSUNUZ BİZ NASIL DAVRANALIM? Soruda belirtiği gibi kadının sesi hakkında çeşitli mütalaalar serdedilmiştir Şafi'i ulemasının kaydettiklerine göre kadının sesi avret değildir Yabancı erkeklere işittirecek kadar bir kadın sesini yükseltirse günahkar olmaz Hanefi mezhebinde ihtilaflıdır Ed-Durru'l-Muhtar ile İbn Abidin'e göre en kuvvetli görüş kadının sesi avret değildir Nevazıl ve el-Kafi ismindeki kitaplara göre avrettir Bazı ulemaya göre namazda avrettir, onun dışında avret değildir
Alusi, kanaatıma göre kadının sesi avret değildir, ancak sesi şehveti tahrik edip fitneye vesile olursa o zaman haram olur, demektedir
Muhammed ali es-Sabuni de şöyle diyor: Kadının sesi fitneye vesile olmazsa avret değildir Zira Peygamber (sav)'in zevceleri Peygamber (sav)'in hadislerini nakledip rivayet ederler ve içinde yabancı erkek bulunan cemaatle konuşurlardı
 

ceylannur

Yeni Üyemiz
KADININ SESİ: Kadının sesinin avretliği konusunda, ne Kur'ân-ı Kerim'de, ne de Efendimizin hadîslerinde bir açıklık vardır Bazı Hanefî bilginler bu konuyu şöyle açıklamışlardır:
Allah Kur'ân-ı Kerîm'inde, kadınlar, başkalarına duyurmak için ayaklarını yere vurup ses çıkarmasınlar buyuruyor Ayaklarının sesini duyurmaları haram olursa, kendi sesleri öncelikle haram olur Ayrıca Peygamberimiz (sas); Imam namazda yanılırsa onu, erkekler "subhanellâh" diyerek, kadınlar da el çırparak uyarır, buyurur (Örnek olarak bk Buhârf, sehv9; Nesâî, Imamet7) Hac sırasında okunan "telbiye" duâsını erkeklerin yüksek sesle okuması sünnetken, kadınların seslerini yükseltmeleri yasaklanmıştır Bunlar da kadının sesinin avret olduğunu gösterir (bk Ibn Âbidîn I/406)
Ancak Hanefîlerin diğer bölümü ile geriye kalan mezheplerin bilginleri kadının sesinin avret olmadığını söylemişler ve bunların görüşleri daha çok kimse tarafından benimsenmiştir Bunlar da konuyu şöyle açıklarlar:
Kadının ayağını yere vururken çıkardığı ses değil, bu davranışıyla dikkatleri üzerine çekmesi ve fitneye sebep olması haramdır Namazda ve hacda sesini ,yükseltmesinin haram olması da aynı şekilde izah edilir Kaldı ki, ihtiyaçları için kadınların evden çıkmalarına Hz Peygamber izin vermiştir Dışarıya çıkan, ihtiyacını ancak konuşarak giderebilecektir Sonra ashab, Peygamberimizin hanımlarına sık sık fetvâ sorarlardı Kur'ân-ı Kerîm bunu yasaklamamış, bir şey istedikleri zaman perde arkasından istemeleri hükmünü getirmiştir (Ahzâb (33) 53) Demek ki kadının sesi avret yani haram değildir Sahabe döneminde kadınların sık sık mescide geldikleri ve erkeklere soru sordukları çok rastlanan bir olaydır
Ne var ki, böyle diyen bilginlerin bazıları da, kadının sesi nameli, yani güfteli olursa, ya da fitneye sebep olacağından korkulursa haram olur Çünkü Allah kadınların seslerini kadınsi biçimde inceltmelerini yasaklamıştır (bk Âhzâb (33) 32; Ibn Âbidîn agk, Mahlûf, el-Fetâvâ's-şer'iyye I/342) demektedirler
Bu anlatılanlardan şu ortak sonuca varılabilir: Kadın her şeyiyle olduğu gibi sesiyle de çekici: büyüleyici ve tahrik edicidir ve aslında bu onun çirkin olduğunu değil, güzel olduğunu gösterir Birer nimet demek olan çekici yönlerini, bu arada sesini, fitneye sebep olmak ve tahrik etmek için kullanırsa, yani konuşmasını kırıla döküle ve kadınsı biçimde yaparsa, ya da nameli sözlerle, normal konuşurken zaten tahrik edici olan sesini daha da etkileyici hale getirirse, sesi avret olduğundan değil de, fitneye sebep olacağından haram olur Vakarlı ve karşısındakine ümit kestirici edâyla konuşursa haram olmaz (Allah'u a'lem)
 

ceylannur

Yeni Üyemiz
KADININ SORUMLULUKLARI Hayatı bu kadar garantili olan bir insanın elbette bir takım görevleri de olacaktır
Kadının, Peygamberimizin belirlemesiyle ilk akla gelen görevi, "yatağı başkasına çiğnetmemek, yani ırzını korumak ve eve, kocanın istemediği kimseleri almamaktır" (Ebû Dâvûd, menâsik 56; Tirmizî, radâ' 11; Ibn Mâce, nikâh 3, menâsik 84; Dârimî, meriâsik 34; Müsned V/73) Evin reisi kocadır Karı-koca arasındaki iş bölümünde bu hak ona Allah (cc) tarafından verilmiştir Sebep; "Allah'ın sizi birbirlerinize üstün tutması" (Kur'ân-ı Kerîm Nisâ (4)/34) olarak gösterilir Yani bu âyetten, erkeğin kadına mutlak bir üstünlüğü anlaşılmaz: Bazı konularda da öbürü üstündür Idare konusunda erkek üstün olduğu için reis odurKadın, kendi hakları çiğnenmemek üzere kocasına itaatla emredilmiştir- Öyle ki, Efendimiz, "bir insan AIlah'tan başkasına secde edebilseydi, kadının kocasına secde etmesini emrederdim" (Ibn Mâce, nikâli 4; Müsned IV/381, VI/76, V/228 ) buyurur Bu hadîs kadının kocasına itaat etmesi gereğini anlattığı gibi, kocanın da karısına karşı ilâhlaşamayacağını, zorbalaşamayacağını anlatırKadının, Peygamber Efendimiz'in, yukarıya aldığımız hadîslerinde bildirilen görevlerine, başka bir hadîs bir tanesini daha ekler: Kocası onu ihtiyacı için çağırdığında, tandır başında ise de ona gelmesi (Tirmizî, radâ' 10; Müsned IV/23) Aynı sebeple kocası evde olduğu günler onun iznini almadan nafile oruç tutmaması (Buhârî, nikâh 84; Tirmizî, savm 65; Müsned N/245, 464, 500) Bundan kadının, kocanın haklarına engel olacak diğer nafile ibadetleri de onun rızası olmadan yapamayacağı anlaşılır Çünkü onun asıl görevi odur Öyle bir görevdir ki, aynı zamanda hak ve kendisinin kocasından daha çok yararlanacağı, daha çok zevk alacağı ve daha az yorulacağı bir ilişki Öyleyse onu hakkıyla yapmalı ve deyim yerinde ise, bu konunun uzmanı olmalıdır Çünkü onun bu işte, beraber zevkte erkekten daha büyük pay alması yanında, fazlalık olarak bu davranışı ile, sevabın da büyüğünü alacaktır Efendimiz bu konuda: "Kadın beş vakit namazını kılar, farz orucunu tutar, namusunu korur ve kocasına itaat ederse, Cennetin diledigi kapısından girsin" (Müsned I/191 ) buyurur Diğer yönüyle de: "Kocası kendisini yatağa çağırdığı halde gelmeyen kadına, dönünceye kadar melekler lânet ederler" (Buhârî, nikâh 85; Müslim, nikâh 121; Ebû Dâvûd, nikâh 40;Müsned N/439, 480) uyarısı vardırAllah Rasûlü Efendimiz'in öğretileri arasında ve İslam'ın sade olarak uygulandığı dönemlerde kadının, kocanın ihtiyacını giderme (aynı anda kendisinin de) ve ev işlerinde ona yardımcı olma dışında birşeyle sorumlu olduğu görülmemiştir Ama bu, elbette onun yiyen, içen, yatağa girip çıkan bir robot olduğu anlamına gelmez O çocuğunun şefkat, kocanın huzur kaynağı olmasını da başarmalıdır
 

ceylannur

Yeni Üyemiz
KADININ SÜNNET OLMASI Kızların sünnet edilme durumları nasıl olur? Bazı kadın doktorlar bunun tıbben imkansız olduğunu söylüyorlar Bu doğru mu? Günümüzde kadın sünneti yapan ehil kimseler var mı? Varsa, adresini gönderirseniz bizi sevindirirsiniz?
Kadının sünneti meselesi, bizim örfümüzde bulunmadığı, öncelikli meselelerimizden olmadığı, herkes tarafından aynı derecede gerekli görülmediği, sözünün edilmesi nezaket ve edep sınırlarm zorlayabileceği için, aslında yazılmasa daha iyi olur Ama Rasûlüllah'ın inci-mercan ifadeleri arasında yer bulduğu ve soru, sorana karşı da saygılı olmamız gerektiği için, bilgilenme maksatıyla bilinenleri kaydediyoruz:
Rasûlullah Efendimiz: "Sünnet olmak (hitan), erkekler için bir sünnet (şiar) kadınlar için ise bir değer ve iyilik (mekrume)dir" buyurmuşlardır (298 Ebû Dâvûd, edep 167; Müsned V/75) Medine'de kadın sünnetçisi olarak bilinen Ümmü Atiyye isimli kadına da: "Fazla kesme ki, kadınlar daha cok lezzet alsınlar " kocaların da daha çok hoşuna gitsin" (Beyhakî, es-Sünenü'I-Kübr2 VN/324; Ayrıca bk Siddik Hasan Han, Hüsnü'I-üsve 337) demişlerdir Bu rivayet bir çok değişik kanaldan bize ulaşmaktadır (el-Hindî, Kenz XVI/435 vd) Ebû Davûd'u şerheden Halil Ahmed'in bununla ilgili ilginç bir açıklaması vardır: Sünnetsiz erkek cinsel birleşmeden aslında daha çabuk tahrik olur Ama bu, erkek için arzulanan bir şey değildir Kadının tatmin olmasını zorlaştırır Kadının sünnet olması ise, erkekteki oluşumun aksine, onun daha fazla zevk almasını; dolayısıyla daha çabuk orgazma ulaşmasını sağlar Rasûlullah Efendimiz de bu bilinç düzeyini özellikle tavsiye etmişlerdir Bu noktalardan bakıldığında Rasûlullah Efendimiz tarafından kadın için bir "değer ölçüsü" (mekrume) olarak vasıf lanan "sünnet", belki de aslında ağırlıklı olarak gündemimizde bulunmalı idi Ama diğer mezheplerde kadın için dahi önemli bir sünnet olarak görülmesine karşılık, Hanefilerde müstehap ve fazilet sayılması ve daha çok Hicaz ve Mısır enlemindeki sıcak ülkelerin meselesi olarak kabul edilmesi, meseleyi bizim meselemiz olmaktan çıkarmış gibi görülüyor Tibbî yönü ise ayrı bir konu
Diğer yönden meşhur Hanefi fetvâ kitaplarından olan Bezzâziye'de Hanefi mezhebinin genel kanaatine zıt olarak: "Kadınların sünnet edilmesi (hitâni) sünnettir Çünkü nas, hünsanın (erdisi) da sünnet edileceğini söyler Eğer kadının sünneti sünnet değil de sadece fazilet (mekrume) olmuş olsaydı, hünsanın kadın olabileceği ihtimalinden ötürü sünnet edilmemesi gerekirdi" (Bezzazıye VI/372) denmekte, daha sonra gelen diğer meşhur fetva kitabı Hindiyye'de ise, kadınlar için sünnetin bir fazilet olduğu tercihi verilmekte, ancak önceki fıkıhçıların sünnet olduğunu söyledikleri aktarılmaktadır (Hindiyye V/357; Ayrıca bk Mahlüf, Fetâvâ şer'iyye I/45) Buna göre kadınların sünneti (hitâni), Hanefi mezhebinde sünnetle (şiar anlamında) fazilet arasında bir derecede, diğer mezheplerde ise sünnet düzeyinde olduğu anlaşılır Ülkemizde yapıla gelmekte olan bir uygulama olmadığı için yapanları bilmemiz mümkün değildir Yapılış şeklini vermenin ise merak gidermekten öte bir faydası yoktur
 

ceylannur

Yeni Üyemiz
KADININ SÜNNETİNİN ZAMANI Kadının sünneti için bir zaman var mıdır? Büluğa erdikten sonra da sünnet edilebilir mi? Avretini başkasına açma buna engel midir? Engelse kadın hastalığından dolayı zorunlu olarak muayene olduğu doktoruna, nasılsa avretini açmışken sünnet olsa olmaz mı?
Önce Hanefîlere göre, kadının sünnetinin, erkeğin sünneti kadar önemli "şiar" anlamında bir sünnet görülmediğini bilmemiz gerekir Çünkü Rasûlüllah Efendimiz (sas) "Hitân (Sünnet olmak), erkekler için bir sünnet, kadınlar için ise bir fazîlettir" buyurmuş ve aralarında fark olduğuna işaret etmiştir Mâlikîler de Hanefiler gibi düşünürler Şâfiîlere göre ise erkek için de kadın için de vâciptir Çünkü hadîslerde "fıtrattan" sayılmıştır Ve "Sünnet yerinin sünnet yerine değmesiyle guslün vâcip olacağı" söylenmiştir Bu da iki tarafın da sünnetli olmasını gerektirir Hanbelîlere göre de erkeğin sünneti vâcip olmakla beraber kadının sünneti vâcip değildir, fazîlettir Bunlardan ötürü, kadının da sünnet olmasını vacip görenler, onun sünnet edilmeden bulûğa ermiş olanının dahî sünnet edilmesi gerektiğini söylerler Çünkü bu şiar anlamında bir sünnettir Onu sadece bir fazîlet görenlere göre ise, bulûga eren bir kadın, kendisi ya da eşi tarafından sünnet edilebilirse edilir Bunu, beceremezlerse, bir fazîlet için, açıkça haram olan bir şey yapılmaz Çünkü kadının avretini, mazeret yokken kadına dahî göstermesi haramdırAma herhangi bir mazeretten dolayı bir doktora avretini açmak zorunda kalmışsa, Allah'u a'lem, sünnet olmasında bir mahzur olmazAncak kadının sünnetinin iklimle de alâkalı olduğunu da bilmek gerekir Uzmanlar bunun özellikle sıcak ülkelerde daha gerekli olduğunu söylüyorlar
 

ceylannur

Yeni Üyemiz
KADININ TEK BAŞINA HACCA GİTMESİ Hanefîler, Hanbelîler ve diğer mezheplerden bazı imamlar, kadına haccın farz olabilmesi için kendisiyle hacca gitmeyi kabul eden kocanın ya da başka bir mahreminin bulunmasını şart görürler Delilleri de bir çok sahâbiden rivayet edilen su hadîs-i şeriftir: "Allah'a ve Ahiret gününe inanan hiçbir kadının, yanında mahremi yokken sefer müddeti yola çıkması helâl değildir" ( Buhârî, savm 67; Müslim, hac 413-414; Ebû Dâvûd, menâsik 2; Tirmizî, radâ 15) Imâm-i Şâfî ve Mâlik ise mahremin bulunmasını şart olarak görmezler Onlar da delil olârak şu âyet-i kerime'yi gösterirler: "Beytullah'ı haccetmek, ona yol bulabilenler için, insanlar üzerinde Allah'ın bir hakkıdır" (3/97) Bu âyet; mahremi olan ya da olmayan diye ayrılmıştır (umumidir) Binaenaleyh, maddi imkânı ve en az iki güvenilir kadın arkadaşı bulunan kadın da farz olan haccına gitmelidir derler Umre de onlara göre vâcip olduğundan, bir defaya mahsus olmak üzere kadın, aynı şekilde umreye de gidebilir ( Ibn Rüsd, Bidâye I/322) Ama bir defa hac ve umre yapan bir kadın, hiçbir mezhebe göre, mahremi olmaksızın ne hacca ne de umreye gidebilir Böyle bir kadının gayesi sevap kazanmak ise, önünde iki yol vardır : 1 Hacca sarfedeceği parayı, Islâm için yapılmakta olan akıllıca çalışmalara, okuyan talebeye vermek 2 Kendisiyle evlenebilecek birisi ile ciddî ve kalıcı bir şekilde nikâhlanmak Hanefî ve Hanbelîlere göre ise, beraberinde mahremi olmayan kadın hiçbir surette hacca gidemez Çünkü, âyette geçtiği üzere, kadının oraya yol bulabilmesi, mahreminin bulunmasına bağlıdır Söz konusu hadis bu âyetin umumundan, mahremi bulunmayan kadınlar istisna etmiştir Umre ise, Hanefilere göre zaten vâcip değildir ( Bk Ibn Rüsd, agk el-Cezirî, el-Fikh, ale'I-mezâbhii'I-erba'a I/636; Şâfiî, el-Um N/117 Hatîp Sirbînî, Mugni'I-muhtâc I/467)
 

ceylannur

Yeni Üyemiz
KADININ TENASÜL UZVUNDA DEVAMLI KALMAK SURETİYLE TIBBI BİR PARÇA YERLEŞTİRİLEREK HAMİLE KALMASININ ÖNLENMESİ CAİZ MİDİR? BU TAKDİRDE KADININ GUSLÜ SAHİH MİDİR, ORUCU SAHİH OLUR MU? İslam dini evliliğe iki yönden büyük ehemmiyet vermektedir

1- İnsan neslinin çoğalması Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Evleniniz ki çoğalasınız Ben kıyamette sizinle iftihar edeceğim" (İmam Şafii rivayet etmiştir) (Muğnil Muhtaç)
2- İffet ve namusu korumak Peygamber (sav) buyuruyor: "Ey gençler topluluğu evlenme gücüne sahip olan kimse evlensin Çünkü o (evlenme) göz namusu korur Gücü yetmeyen kimse oruç tutmağa gayret etsin Çünkü oruç onu frenler" (Buhari, Müslim)

Bir gün Ukkaf bin Vedda'e Peygamber (sav)'e vardı Peygamber (sav):

Ey Ukkaf eşin var mıdır?
Hayır
Cariyen de yok mudur?
Hayır
Sıhhat ile maddi durumun iyi midir?
Evet, Allah'a şükür
Öyle ise şeytanların arkadaşlarındansın Hıristiyanların rahiblerinden isen git onlara yetiş Bizden isen yaptığımızı yap Evlenmek bizim sünnetimizdendir En şerirleriniz (kötüleriniz) bekarlarınızdır Ölülerinizin en alçakları bekar olarak ölenlerdir (Ahmed bin Hanbel rivayet etmiştir

Evlenmenin en büyük gayelerinden biri neslin çoğalması olduğuna göre hastalık, çevrenin dinsizliği ve şiddetli fakru zaruret gibi mani olmazsa kadının hamile olmasına engel olmak doğru değildir Ama meşru bir mazeret varsa gebeliğin önlenmesi için ilaç kullanmak veya tenasül uzvuna spiral takılmasında beis olmadığı gibi dusül ile oruca da mani değildir Çünkü bu parça tıkanması gerekmeyen uzvun iç tarafına yerleştirilir Ancak oruçlu iken bu parçanın tenasül uzvuna yerleştirilmesi caiz değildir Orucun bozulmasına sebeb olur
__________________


a
 

ceylannur

Yeni Üyemiz
KADININ YAKINLARINI ZİYARET HAKKI Kocanın izni olmasa dahi kadının kendi anne ve babasını ziyaret için evden çıkma hakkı var mıdır?
Bu konuyu açıklamadan önce şu noktaya işaret et etmemiz gerekir: Müslümanın evi Kur'an ifadesi ile bir "sükûn" ve sekînet yuvasıdırMüslüman erkek dünya yorgunlukları ve stresinden kurtulmak için huzuru evinde arar Gerçekten de erkek için en büyük ferahlama ve huzur yeri evidir, âilesidir O hanımından emindir, hanımı da ondan emindir: Ilişkileri güven esası üzerine kuruludur Bu, ideal ve ütopik bir roman değil, pek çok müslümanın fiilen yaşadığı bir hayattır Yaşamayanlar buna ne inanabilir, ne de anlayabilirler Bir iki sene kadar önce meşhur bir aktristimizle bir dergide yapılan bir röportajı okumuştum "Kocanızın sizi aldatıp başka bir kadınla beraber olduğunu duyarsanız ne yaparsınız?" tarzındaki bir soruyâ şu cevabı veriyordu: "Karısını aldatmayan erkek olmaz O kadarına elbette göz yumulur Ama bunu alenen yapar ve onurumla oynarsa, ben de onu cezalandırırım" Gerçekten de Islam'la şereflenmeyenlerin eşini aldatmaması normal dışı bir olaydır Onlar kendilerini buna tahammüle alıştırmak zorundadırlar Oysa "taaddüt"e karşı olanlar da onlardırAllah kadınlarla maruf vechile (akl-ı selim ve şeriat ölçülerine göre güzel bilinen ölçülerde) geçinilmesini emreder(K Nisâ (4) 19) Insanın yakınlarını görmesi, gözetmesi, ziyaret etmesi hem şeriatın, hemde fıtratın istediği bir şeydir Binaenaleyh, müslüman ve anlayışlı bir aile reisinin herhangi bir ciddi sebep yokken buna mani olması, az önce işaret ettiğimiz "Onlarla maruf vech ile geçinin" ilâhî emrine uymaması demektir Keza Rashûlullah Efendimiz: "Birinin hanımı mescide gitmek isterse ona mani olmasın" (Buhari, ezan 166, nikah 116; Müslim, salât 134)Kadınlara hitaben: "Allah ihtiyaçlarından dolayı çıkmanız için size izin vermiştir" buyurmuşlardır(Buhari, nikah 115) Allah (cc) Kur'an-ı Kerim'de "anne-babâya iyiliği" kendisine şirk koşulmamasıyla beraber istemiş,(K Isrâ (17) 23) Onlarla iyiliği emrederken de, sadece çocuklarını şirke zorlama halini istisna etmiştir(K Lokmân (31) 15) Yani bu halin dışında herkes annesiyle Babasıyla "Dünyada maruf vechile beraberlik kurmak zorundadır" (aga) Durum bu olunca, azıcık Islâmî bilgisi ve bir nebze anlayışı olan koca için mesele, hukuki müeyyidelere bâşvurmadan, ahlâkî ölçülerle kolaylıkla halledilir Eğer mesele mahkemelik olmuşsa, ipler zaten iyice gerilmiş demektir Ama ahlâki ölçülerle bağımlı olmayan koca, hukukî zorlamalardan etkilenebilir Işte bu noktada Hanefi fıkhına göre mahkemenin vereceği karar şudur: Kocanın karısını her cuma (haftada bir) ziyârete gitmekten alıkoyma hakkı yoktur Karısının annesi Babası kâfir de olsa durum böyledir Bazılarına göre bu, annesinin babasının kendi yanına gelmemeleriyle kayıtlıdır Yani kadının anne-Babası kendisini ziyarete gelebiliyorlarsa, koca karısını onlara göndermeyebilir, ancak onların gelip kendi evinde kızlarını haftada bir ziyaret etmelerine mânî olamaz Anne-baba dışındaki mahremlerde bu süre bir yıl olarâk belirlenmiştir(Ibn Âbidîn NI/602-603; Mavsilî, ihtiyâr 534; Vehbe, el-Fıkhu'1- Islâmî VN/336) Ancak bu süreler nasla değil, zamanın örfü (maruf olan ölçüsü) ile sabit olduğundan, her yerin örfüne göre değişebilir Şâfi ve Hanbelîlere göre ise durum biraz farklıdır: Koca karısını, onun için önemli olan konularda dahi evinden çıkmaktan alıkoyabilir Bu önemli konular ebeveynini ziyaret, onları hastalıklarında bakma, cenazelerinde bulunma olsa da farketmez Ahmed b Hanbel; annesi hasta olan bir kadının, eğer kocası müsâade etmiyorsa, kocasına itaat etmesi, annesine hasta ziyareti yapmasından daha kuvvetli vâciptir, der Ama izin verirse ne âlâ(Ibn Kudame, el-Mugnî VN/20; Vehbe, agk) Böylece onlar da, ahlâkî davranış gereği(bunu diyaneten de diyebiliriz) kocanın karısına anne-babasını ve yakınlarını ziyaret konusunda izin vermek zorundaolduğunu kabul ediyorlar demektir Bunu da şu şekilde ifade ediyorlar: Kocanın karısını, valideynini ziyaretten ve hastalıklarında uğramaktan alıkoyması (ahlâken) uygun olmaz Çünkü bu, sıla-i rahimi kesme ve "maruf vech ile muâmele" etmeme anlamı taşırIbn Kudâme, agk Mûellif burada Hanbeli ve Şafi görüşlerine delil olmak üzere bir hadis nakleder, doğrusu sıhhati araştırılmaya değer: "Ibn Batta'nin Ahkâmü'n-nisâ da Enes'ten naklettiğine göre: Bir adam yolculuğa çıktı ve karısınında evden çıkmasını yasakladı Arkadan karısının Babası hastalandı, o da onu ziyaret için Rasûlüllah'tan izin istedi "Allah'tan kork, kocana muhalefet etme" buyuruldu Derken Babası öldü, kadın babasının cenazesinde bulunmak için Rasulüllah'tan izin istedi "Allah'tan kork, kocana muhalefet etme" cevabını aldı Bunun üzerine Allah onu kocasına itaatından ötürü affettiğini Rasulüne vahyetti" Bu iki mezhebin konu hakkındaki görüşlerinin dayanaklarından biri bu hadistir,ama, bunun sihhati konusunda kulağı tırmalayan yönleride erbabı için açıktır Araştırıla)
__________________
 
Üst Alt