Ahirette Mesud Ve Bedbaht Yüzler Ile Ilgili Ayetler

BULUT

Aktif Üyemiz
Yönetici
Ahirette Mesud ve Bedbaht Yüzler ile ilgili Ayetler
Ahirette Mesud ve Bedbaht Yüzler ile ilgili Ayetler
İnsan için üç türlü hayat vardır. Bunlar; dünya, kabir ve ahiret hayatıdır. Dünyada, beden ruh ile birliktedir. Ruh bedenden ayrılınca, insan ölür. Beden mezarda çürüyüp, toprak olunca ruh yok olmaz, kabir hayatı başlar. Kıyamette yeni bir beden yaratılıp, ruh ile bu beden birlikte Cennette veya Cehennemde sonsuz yaşarlar...

İnsanın dünyada ve ahirette mesut olması için, Müslüman olması lazımdır. Dünyada mesut olmak, rahat yaşamak demektir. Ahirette mesut olmak, Cennete gitmek demektir.

Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için, mesut olmanın yolunu, Peygamberleri vasıtası ile kullarına bildirmiştir. Çünkü insanlar bu saadet, mutluluk yolunu, kendi akılları ile bulamazlar. Hiçbir Peygamber kendi aklından bir şey söylememiş, hepsi, Allahü teâlânın bildirdiği şeyleri söylemişlerdir. Peygamberlerin söyledikleri saadet yoluna din denir.

Muhammed aleyhisselamın bildirdiği dine İslâmiyet denir. Âdem aleyhisselamdan beri binlerle Peygamber gelmiştir. Peygamberlerin sonuncusu Muhammed aleyhisselamdır.

Diğer Peygamberlerin bildirdikleri dinler, zamanla bozulmuştur. Şimdi saadete kavuşmak için İslamiyet’i öğrenmekten başka çare yoktur. İslâmiyet, kalp ile inanılacak olan iman bilgileri ve bedenle yapılacak ahkâm-ı islamiyye bilgileridir. Yani emirler ve yasaklardır...

Aklı olan bir kimse, Allahü teâlânın emirlerine uyar, yasak ettiklerinden sakınır. Zevklerini Allahü teâlânın gösterdiği yoldan temin eder. İslam’ın güzel ahlakı ile süslenir. Herkese iyilik eder. Kendisine kötülük yapanlara iyilikle karşılık verir. İyilik yapamazsa, hiç olmazsa sabreder, yapıcı olur. Böylece, hem dünyada rahata, huzura kavuşur. Hem de ahiretin sonsuz azaplarından kurtulur, Cennet nimetlerine kavuşur. İslamiyet’e inanan ve uyan, Allahü teâlânın ihsanına kavuşur, mesut olur. İnanmayan, bu saadetten mahrum kalır...

Görülüyor ki, bütün rahatlıkların, saadetlerin başı, iman etmekte, Müslüman olmaktadır. İslamiyet’e uyanı Allahü teâlâ sever. Duaları kabul olur. Allahü teâlânın ihsanına kavuşur. Müslüman olmayan, inanmayan, bu saadetten mahrum kalır.

Dine uymak için, önce Ehl-i sünnet âlimlerinin, Kur'ân-ı kerimden ve hadis-i şeriflerden anlayıp bildirdikleri (Akaid)e uygun iman etmek, sonra haram, yasak edilmiş olanları öğrenip bunlardan sakınmak, daha sonra, yapması emrolunan farzları öğrenip yapmak gerekir. Bunları yapmaya (İbadet) etmek denir. Haramlardan sakınmaya (Takva) denir.

AYET-İ KERiME
Sizin içinizden (insanları) hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten alıkoyan bir topluluk olsun. Bunlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
(3/Âl-i İmran 104)

AYET-İ KERiME
Bir daha, bir daha kahrolası, (bu) nasıl ölçüp biçmek!
(74/Müddessir 20)

AYET-İ KERiME
Sonra baktı.
(74/Müddessir 21)

AYET-İ KERiME
Sonra surat asıp yüzünü ekşitti.
(74/Müddessir 22)

AYET-İ KERiME
Sonra arkasını döndü ve büyüklendi.
(74/Müddessir 23)

AYET-İ KERiME
Ve dedi ki: “Bu, (sihirbazlardan) aktarılan bir büyüden başkası değildir.”
(74/Müddessir 24)

AYET-İ KERiME
“Bu, yalnızca bir beşer sözüdür.”
(74/Müddessir 25)

AYET-İ KERiME
Ben onu Sakar’a/cehenneme atacağım.
(74/Müddessir 26)

AYET-İ KERiME
Sen Sakar’ın ne olduğunu nereden bileceksin?
(74/Müddessir 27)

AYET-İ KERiME
(Öyle bir yakar ki) ne geriye bir şey bırakır ne de terk eder.
(74/Müddessir 28)

AYET-İ KERiME
Cildi kavurup (değiştirir).
(74/Müddessir 29)

AYET-İ KERiME
Kulakları sağır eden (Sûr’un) çığlığı geldiği zaman,
(80/Abese 33)

AYET-İ KERiME
O gün kişi, kardeşinden kaçar,
(80/Abese 34)

AYET-İ KERiME
Anne ve babasından,
(80/Abese 35)

AYET-İ KERiME
Hanımından ve çocuklarından.
(80/Abese 36)

AYET-İ KERiME
O gün, bunlardan her birinin kendisine yetecek bir işi/derdi vardır.
(80/Abese 37)

AYET-İ KERiME
O gün (bazı) yüzler aydınlıktır.
(80/Abese 38)

AYET-İ KERiME
(Yüzleri) gülmekte ve sevinç içindedir.
(80/Abese 39)

AYET-İ KERiME
O gün, (bazı) yüzlerin üzerini toz kaplamıştır.
(80/Abese 40)

AYET-İ KERiME
Çehrelerini (duman isi gibi) bir karartı bürümüştür.
(80/Abese 41)

AYET-İ KERiME
İşte bunlar, kâfir ve facir olanların ta kendilerilerdir.
(80/Abese 42)

AYET-İ KERiME
Sana her şeyi örtüp bürüyecek olan (kıyametin) haberi geldi mi?
(88/Ğaşiye 1)

AYET-İ KERiME
Saçılmış değerli halılar...
(88/Ğaşiye 16)
 
Üst Alt