menzilde bir gün...

nefsimutmainne

Aktif Üyemiz
Öğlenin sıcağı sabahın serinliğini almaya başladığında girersiniz menzil kavşağından.
Köyün girişinde bir biriyle yükseklikte yarışan iki minare selamlar sizi
Üçüncü minare tevazuyu temsil eder sonradan selam verir Sultan'ına gelen sofilere.
Arabadan indiğinizde sizin günahlarınıza kefaret gelecek sıcağını gönderir yüzünüze güneş.
Eğer içinizde yanıyorsa o güneş kadar, işte o zaman güneş size tesir edemez.
Zamanın mekanın sıcağın ehemmiyeti kalkar.
Öğleyi beklersiniz. Öğlen geldiğinde bir sevinç kuşağı kalbinize sarılır. Heycanı tadarsınız sıcağın altında.
Sultanı beklersiniz tüm heybetiyle. Sultan size sanki Asr-ı Saadeti hatırlatır.
Bazen Sultan Menzil'de yoksa halifesi gelir namazı kıldırmaya.
Gönül Sultan'ını beklerken halifesini gören kalp tekrar şahlanır. Halifede Sultan'ını görür sanki kalp.
Gönülden namaz kıldırışı insanı cezbeder. Ötelere dilbeste olur gönül. Yelken açar bilinmezliğe.
Geçmişini düşünür ne olacağını, neler yaptığını. Kayda değer bir şeyde bulamaz geçmişte.
Yazık bana der nasıl da dalıyoruz dünyaya.
Öğlen namazı bitince yeni bir heycan belirir kalbinde insanın. Markat yoluna çıkar kişi.
Sultanların yanına, büyüklerin yanına, Evlad-ı Rasula ve Sadat-ı Kirama.
İkindiye kadar dükkanlarda geçer hayat. Kimisi mübarek mescitte yatmaya gider.
İkindi olduğunda sevda yüreğine düşer sofinin.
Seydasına kavuşacağını haber alır bir kısmı. Bir kısmıda halifeyi bekler yine namazda.
Yol açıldığında yine ümitvari gözlerle bakar kapıya. Gözler hasret kaldığı sultanı görmeyi özler.
Kapıda ilk önce halifeler gözükür. Ağızlar kalplere dayalı cezbeye hazırdır artık.
Ne zaman görünürse Sultan sanki patlayacak bir bombayı andırır halleri.
Sofiler sağa ve sola yığıldığında kızıldenizi anımsatır. Sanki Musa asayı vurduda deniz yarıldı
Sultan da bu yoldan Musa timsali heybetle geçer halifelerden sonra.
Sultanın selam vermesiyle pimi çekilir sanki sofilerin. Hepsi olan gücüyle alır selamı.
Sultan geçtikten sonra arkadan firavunlar gelmesin dermişcesine kapanır bir birine insanlar. Açılmaz bir kilit olurlar sanki.
İkindi bittiğinde herkesin gözü ön saftadır. Davet var Hatme-i Hacegana. Hatme yapılır koca camide.
Hatme bitince Sultan'a koltuk hazırlar birisi.
Sultan elini verir sofilerine herkes eline kilitlenir Sultanın. Elini görür birtek gözler.
Eline sarılanlar hem öpüp hem koklamaya hemde yumuşaklığını hissetmeye çalışırlar.
Sultan kaşını bile çatmaz kimseye. Sultanın halinden anlayan vekiller ikaz gönderir kendini kaybeden sofilere.
Sonra Gavs'ın elinden nasibini alanlar camiden çıkarlar. Gavs yolculara tevbe vermektedir. Yorulma bilmez ellerini ipe dolar.
Sanki her söylediği tevbede bize bir nasihat verir. Söz alır sofilerden bir daha yapmayacaklarına dair yaptıkları hataları.
Akşam olduğunda artık dışarıda saf tutar cemaat. Öncelikle Sultan'ın geçeceği yere oturur sofiler.
Akşam ezanı bittiğinde herkes yavaş yavaş toplanır. Ve ayağa kalkar cemaat. Kapıdan Sultan'ın gelmesini beklerler.
Sultan gelirken sofiler yine kendinden geçer. Bir heybet görürler tam ihtişamıyla.
Serin havada kılınan namazda insanların duyguları değişir. Sanki dünyayı Menzil Köyü gibi görmeye başlar insanlar.
Akşam bittiğinde tevbe verilmeye başlanır. Yatsıya kadar devam eder tevbe. Tevbe alan vekilin yanına koşar.
Henüz vekilden talimatı alınca yatsı okunur. İçten okunan ezan insanı ruh alemine taşır.
Yatsıda bitince sultan evine doğru yol alır. Herkes ayağa kalkar ve O'nu uğurlar.
Sofiler artık talimatı uygulamak için biraz zamanın geçmesini beklerler.
Ve banyo sırasına girer sofiler. Banyoda suyun altına girenler bilirler. Yukarıdan akan suyla vücutları serinler.
Banyodan çıkınca konuşma orucuna başlanır. Etrafta hep işaretle anlaşan kişiler boy gösterir.
Sabah olunca herkes kalkar. Hemen,herkes avluya yönelir. Kimisi uykunun tesirindedir. Kimiside kalkıp teheccüt kılmaya başlamıştır bile.
Sultan kapıda görününce herkes ayağa kalkar. Uyuklayanların uykusu gider. Pür dikkat Sultan'a bakarlar
O'nun Rahmet pınarı kaynaklı gözlerini yudumlar, nazarlarını gözleriyle Ab-ı Hayat gibi içerler.
Seyda geldiğinde selam verir. Tevbeli olanlar selamı almak isterler fakat bir engel vardır boğazlarında.
Onlarda içlerinde depremler yaparcasına alırlar selamı. Ve sabah namazıda kılınır.
Sabah namazından sonra kimisi tesbihini çeker kimiside gecenin yorgunluğunu atmak için avluya yatar.
Sabah olduğunda artık ayrılma vakti gelmiştir. Hiç kimse ayrılmak istemesede uğurlar onları üç tane arşa yükselen minare.
Ve kendi kendine söz verir her ayrılan menzilden "nasipse seneye..."


Ya Bu aciz neylesin Ey Seydam...Seneler senelere karıştı uzadıkça uzadı,hasretin bağrımı yaktı...Himmet Seydam,Himmet ya Gavs'ım...Bir damla suda bana ve benim gibi hasret kalanlara...
confused.gif

Gözyaşı ile dost olanlara......
Selam ve dua ile....
 

nefsimutmainne

Aktif Üyemiz
menzil'den bir anı....

Bir gün menzilin pastanesinde bir kaç sofi oturmuş çay içiyorduk,yanımızda seyyid abdulhakim hz.nin bir sofisi vardı,eski sofi olması sebebi ile menzilde hemen hemen herkez tarafından tanınıyordu.Beraber muhabbet ediyorduk pastaneye o sırada elinde telsizle korumalardan biri girdi,şöyle etrafı bi süzdükten sonra bize doğru yürüdü ve selam verip yanımıza oturdu.Eski sofi kardeşimizle muhabbete başladılar,bizde ona bir şeyler ikram ettik o da madem bize ikramda bulundunuz ben size bir sohbet anlatayım dedi ve başladı;

Bir gün cami ağzına kadar dolu gavs hazretleri mihrapda yüzü sofilere dönük hemen önünde halife hazretleri ve diğer seyitler ortam çok sessiz bir çok sofi rabıtada,tam o sırada arka taraflardan bir adam ayağı kalktı uzun boylu güçlü bir fiziği vardı ve başladı bağırmaya hemde ne bağırma cami inliyor,durmadan küfür ediyor sövüp sayıyor,mübarek o adama doğru bakmaya başladı,halife haretleri arkasını dönüp adama dikkatlice baktı,sonra diğer tüm seyitler ve sofiler herkez ama herkez adama bakıyordu,neden bakmasınlar ki adam acaip sözler söylüyor ve küfrediyordu.İşte tam o sırada benle bir koruma kardeşim ikimiz adama hücum ettik tam 3-5 metre kala atladık adamın üstüne,adam daha biz havada iken bir yumruk salladı bana yere yığılıverdim,arkadaşımda ha keza bide ona salladı o da tuş oldu,bu arada adam hala bağırıyo,,baktı ki sofiler korumalar bu adama az geldi,8-10 sofi yıktılar adamı aşağı,ellerini ayaklarını tuttular doğruca aşağı koğuşa götürdüler.Koğuşun battaniye dağıtılan kısmına yatırdılar fakat nafile hala bağırıyor,bu arada korumalar bu adamın nasıl susacağı hususunda sürekli istişare yapıyorlar,fakat çözüm üretemiyorlar.Bu arada bir sofi yaklaşıp dedi ki? kurban ben kalın bağırsak hastasıyım benim ağrılarımı ancak afyon dindiriyor,siz şu afyonu bu adama içirin adam iki dakkada uyur gider.tamam dediler,adam elinde tuttuğu afyonu korumaya verdi ve '' bu kadarı fili bile devirir '' dedi ve adama zorla içirdiler fakat fili deviren afyon adama bişey yapmamıştı sonra tekrar bir tablet daha verdiler ve işte o zaman adam uyumaya başladı ve herkez rahat bir nefes almıştı.
saat bayağı ilerledi adam uyuyordu,Buarada Gavsımız hemen halife hazretlerini çağırdı ve ;'' akşam camide bağıran adamın durumu nedir git bak belki korumalar adama bi şey yapmıştır zira adam korumalara vurmuştu'' halife hazreleri hemen huzurdan ayrılır ayrılmaz elindeki telsizle beni aradı ve çabuk buraya gel diye talimat verdi,bende seyidim şimdi gelemem battaniye dağıtıyorum burda kimse yok işim beş dakkaya biter o zaman gelirim dedim,aradan zaman geçmiş fakat bir cevap gelmemişti,işte tam bu sırada gavsımız ayağı kalkmış doğruca koğuşa inmişti,koğuşa girince herkez ayağı kalktı mübarek doğruca adamaın yanına gitti baktı ki uyuyor,tebessüm etti ve ordakilere şöyle buyurdu;
''İlahi rahmet bir sofinin üstüne inmeye başladımı ya uyur ya da bu adam gibi ulu orta bağırır,bu adamın bağırması ilahi rahmetin tesirinden di,siz araştırın bu adamı görüceksiniz ki çok mülayim birisidir.''biz hemen bu adamın ev telefon numarasını bulduk evini aradık hanımı çıktı telefona sorduk senin kocan kimdir ne iş yapar nasıl birisidir,ağzı bozuk birisimidir? kadın cevap verdi;benim kocam zabıta baş komseridir,şu kadar yıllık evliyim daha ağzından salak kelimesi dahi duymadım bırak sen sövüp saymayı diyince biz anladık ve telefonu kapattık.
Sabah namazı olunca gavsımız camiye geldi ve şöyle bir sofilere baktı ve bize dönüp nerdedir bizim sofi buyurdu;biz kurban biz o na iki afyon içirdik muhtemelen 3 gün uyur bu adam dedik
 
Üst Alt