Mehmed Feyzi'nin Yazdığı Bir Fıkra

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Hasret ruzgari

Aktif Üyemiz
mahsustur. Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmdan sonra mucize gösterilmiyecektir.” mülâhazası esnasında kamyon müdhiş sadmelerle üç takla, yirmi beş-otuz metreden aşağıya yuvarlandık. Şehadet getiriyordum. Yaralı mıyım, diye kendimi yokladım. Yüzbin şükür hiçbir yaram yok. Korkarak doğruldum, şoförün kafası, gözü parçalanmış, “ah, of” çekiyor. Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki kapı ve camlar hurdahaş olmuş. Benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. O anda bunun büyük bir keramet olduğunu, mucize olmadığını ve bir daha böyle maceralı şeyleri tefekkür etmemek için kerametkârane gaybî bir tokat olduğunu anladım. Risale-i Nur şakirdlerinden
Salâhaddin Çelebi
***

(“Küçük Husrev” Mehmed Feyzi’nin bir fıkrasıdır.)
1

2

Kıymettar Üstadım, efendim!
Çeşm-i im’anımla kıldım Risale-i Nur’a nazar,
Yoktur imkân yaza mislin, efrad-ı beşer.

Bu ne elfaz, bu ne mana, bu ne üslub-u hasen,
Okudukça münceli olmakda, daim bir hüsün.

Barekâllah ey mukaddes Nur-i Hudâ,
Sendedir envar-ı tevfik-i ilâhî, ruşena.



1- Hiçbir şey yoktur ki, Onu övgü ile tesbih ediyor olmasın. (İsra Suresi: 44)
2- Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
 

[TB] Benzer konular

Hasret ruzgari

Aktif Üyemiz
Âfitabın nuru zaildir, bu nur eman verir,
Subh-u mahşerde uyun-u mü’minîne incilâ.

Her harfi şem’a-i feyz-i ilâhî, cilveger;
Zevk alır baktıkça insan, bütün eşyadan geçer.

Eyliyor talim-i iman-ı tahkikî cümle âleme,
Kim okur sıdk ile, iner feyz-i Rahman kalbine.

Hall eder tılsım-ı kâinatı, her harfi dünyaya değer,
İlm-i nafidir, yazılır ecr-i cezil, tâ kıyamet bîkeder.

Hasılı, bilcümle meknuzat-ı hikmet-perverin,
Her biridir ehline, bir âfitab-ı Hak-nüma.

İlâhî, bihakkı esmaike’l-hüsna,
Tâ kıyamet münteşir olsun, uyun-u ehl-i Hak bulsun cilâ.

Ey müellif-i Risale-i Nur, ger edersin iftihar becadır,
Gıbta ederse cümle ihvanın sana, çok sezâdır.

Çünkü eyledin iman-ı tahkika bir memer,
Elde ettin şah-ı eserle zuhr-i yevmi’l-mefer.

Bilirim değilsin enbiyadan bir nebi, (Haşiye1)
Lâkin elinde nedir bu nur-u muteber.
Haşiye 1- Mevlana Câmi, Mevlâna Celâleddin-i Rumî* hakkında demiş: //**H1
**//
Câmi’nin bu fıkrasının mealine işaret etmek istiyor.
H1- O âlî cenab zatın vasıfları hakkında ne söyleyebilirim ki,
Peygamber değildir ama kitab sahibidir.

 

Hasret ruzgari

Aktif Üyemiz
Abdurrahman Tahsin'in Yazdığı Bir Fıkra 436
Feyzi, boş etme tatvil-i kelâm,
Eyler elbet, ehl-i irfan, arz-ı tahsin-i eser.
Fakir talebeniz “Küçük Husrev”
Mehmed Feyzi
***
(Abdurrahman Tahsin*’in fıkrasıdır.)
1

2



Ey yüce Üstad,
Risale-i Nur dairesi içinde kabul ve bu âb-ı kevser-i hayat ile menba-ı feyz-i iman, gayet değerli ve kıymettar bu ebedî ders ile kendimi daima mesud ve bahtiyar addediyorum. Yalnız sürat-i kalemim olmadığından yazıyı biraz tehirinden müteessirim. sehl ve muvaffakiyetime hayırlı dualarınızı rica eder, kemal-i edeble ellerinizi öperim, muhterem Üstadım.
Rûz sâim, leyl kaim,
Çû makam-ı âşıkan.
Leyle-i nısf-ı Regaib,
Târik-i dünya ve tâib.

Nâşir-i Risale-i Nur Bediüzzaman,
Muhibb-i bâz-ı Geylân.
Ey ferid-i asr-ı zaman,
Sensin hakîm-i kulûban.
Fakir talebeniz
Abdurrahman Tahsin
***


1- Hiçbir şey yoktur ki, Onu övgü ile tesbih ediyor olmasın. (İsra Suresi: 44)
2- Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
 

Hasret ruzgari

Aktif Üyemiz
Yusuf Toprak'ın Yazdığı Mektup 437
(Risale-i Nur’un ehemmiyetli bir
şakirdi olan Yusuf’un bir fıkrasıdır.)
1


Rahîm, Rauf ve Zü’l-Minen Hazretlerinin inayet ve lütuflarından olarak, tevbe ve istiğfar gibi kullarına ihda eylediği miftah-ı kerem ve ihsana, çok günahkâr ve terbiyesiz olan ben sefil Yusuf Toprak, bütün fezayıh ve i’tisaflarıma rağmen tevessül ettikçe bana fazlından verdiği mazhariyetin kıymetini takdir etmek, ona şükür eylemek şöyle dursun, bilâkis küfran-ı nimet, defaatle nakz-ı ahd, irtikâb-ı kizb ve hıyanet eylediğim için, derin kasavete, kesif zulmete, müthiş dalâlete hakkıyla maruz kalan kalbimin, ruhumun aldığı müzmin ve münkis yarayı tedavi çaresini taharri yolunda aklımı, zevkimi kaybetmiş, âdeta çılgın bir hâle girmiştim.
Başvurduğum her tabib-i manevîden aldığım ilâçlar, yaramı tedaviye, aklımı iknaa, lehfemi iskâta kâfi gelmedi. Bizzarure
2

ayet-i celilesinin mefhumuna teves-
sülen, me’luf olduğum denaetlerden mütehassil koyu lekeleri kal’ ve tathire ve tarik-ı Hakda sebata muin olacak bir rehberi ararken, ortada hiçbir sebeb-i zâhiri olmadığı halde, memleketimden Kastamonu’ya nefyim şüphesiz, nefsime giran gelmiş ve hattâ ye’s ve teessüfe kapılmıştım. Bilmiyordum ki bu nefyim ile
3

4


ayetlerinin sırrına mazhar edecek ve iltiyam-ı ümid imkânsız gördüğüm manevî yaralarımın tedavisine muktedir doktorların ve yanlarındaki kuvvetli mualecenin eserini, varlığını ve ism-i Hayy ve Hakîmin cilvesini şefkaten göstermek suretiyle, bana minnet üstünde minnet-i uhrevî yapmak


1- Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla. Yalnız Ondan yardım dileriz.
2- De ki; ey nefsleri aleyhine haddi aşan kullarım! (Zümer Suresi: 53)
3- Bazen hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için daha hayırlı olabilir ve bazen hoşunuza giden bir şey de sizin için şer olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz. (Bakara Suresi: 216)
4- Ve bazen hoşunuza gitmeyen bir şey olur ki Allah onda pek çok hayırlar kılar. (Nisa Suresi: 19)

 

Hasret ruzgari

Aktif Üyemiz
içindir. Bu mülevves ahlâkımla ben neciyim ki, bu ihsan-ı azime nail olayım diye şaştım. Fakat lehülhamd ve’l-minne 1

2

3


gibi işarat-ı celile hatırıma gelmekle bir derece müteselli oldum.
Ey yaramın doktoru! Ve ey dalâlet uçurumunda yuvarlanan ruhumun halaskârı! Ve ey ilâhî ve kudsî yolların rehberi!
Evvelden hiç muarefemiz yokken, seni kal’a üstünde ilk ve tesadüfen gördüğümde; “Dalâletten halâsın, Allah’ın rahmetine vüsulün en kısa yolu var mı?” diye sordum. “Çok kısa bir çare-i Kur’aniye vardır.” diye buyurdunuz. Fakat dalâletim, gafletim, enaniyetim itibariyle bu kısa ve merdane cevabdaki hikmet-i azime, nebean-ı rahmete dikkat etmedim. Ruhuma ihanet ederek aldırmadım ve felâket-i maneviyede bir müddet daha kalmış oldum.
Vakta ki, Risale-i Nur, hattâ enhar-ı nur demesine şayeste olan mektublardan, yine tesadüfen elime geçen bir nüshayı görünce ve münderecatındaki hakaika dalınca, inayet-i rabbanî, mucizat-ı Kur’anî, himemat-ı sübhanî, keramat-ı ruhanî eseri olmalıdır ki, kasi kalbime, âsi ruhuma, gafil aklıma, mağrur vicdanıma, sakim düşünceme tak diye bir tokmak vuruldu. Bir intibah halkası takıldı. Hemen düşündüm. Ulemanın midad-ı aklâmı, şühedanın kanından mübecceldir ve 4

5

gibi hadisler ile hazret-i İsa*’nın (a.s.) Havariyyun*a, Hazret-i Muhammed*’in (a.s.m.) Ensara tekliflerini ve onların icabetini hatırladım.
Adeta, fetret devri denmeğe sezâ olan bu zamanda, irsiyet-i nübüvvet makamında, i’lâ-yı kelimetullah uğrunda maddeten uğraşan, seyl-i dalâletle kapanmış olan rah-ı hakka çığır açan, bir recül-ü fedakâra iltihak ve muavenet etmek ve bu vesile ile fırsatı ganimet bilerek, zulümattan nura mazhar olmak lüzumunu his ve intikal ettim. Pek âdi bir mahluk olduğum ve kalbime müstevli, ağır dalâlet darbesi, kalın perdesi altında hasta bulunduğum için, fazileti, maneviyatı anlamam. Zira, fazileti takdir edebilmek, fazileti bilmekle mümkündür. Yalnız, bunca mesavi ve mütereddid


1- Beni isteyen bulur.
2- (Allah) Mü’minlere karşı merhametlidir. (Ahzab Suresi: 43)
3- Allah’ı çok bağışlayıcı ve merhamet edici bulur. (Nisa Suresi: 110)
4- Âlimler, peygamberlerin varisleridir.
5- Ümmetin âlimleri benî-İsrail’in peygamberleri gibidir.
 

Hasret ruzgari

Aktif Üyemiz
hareketlerimle huzur-u sâmilerine lütfen kabulümde, yüksek ruhunuzdan yağan samimi şefkat, hakiki refet, halimane iltifat, kerimane hüsn-ü kabulünüz beni birtakım ümidlere, ihtiyarsız muhabbetlere sevk ve büyük sürurlara gark etti. Ancak Allah’ın en âciz, en aşağı, en günahkâr, en zalim bir mahlukunu arkadaşlığına kabul ve tahammül eden, bir şahsiyet-i alelâde olamayıp, kuvvetli, piştibane, fütur götürmez bir mesnede malik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim. 1

2


Riyakârlık olmasın, selim fikrinizden, ciddi tavrınızdan, Kur’an’a ittiba ve temessük yolundaki doğru irşadınızdan, hakiki sözlerinizden, samimi telkininizden, umumî hayırhah hissiyatınızdan kalbime, mecruh ruhuma uzanan tiğ-i şifa, neşter-i ümidin tesiriyle dilşad ve mutmain oldum. Türlü türlü evhamın açtıkları menfezlerden, rahnedar kalan ruhuma tamam ve muvafık buldum. Zira,
3

4

5

6

7

8

9

10

11

12

13


vesaire gibi hakikatler dimağıma yerleşti.


1- Sizi ona kavuşturacak vesileleri arayıp isteyin ve Onun yolunda cihad edin. (Maide Suresi: 35)
2- Onlar ne güzel arkadaşlardır.(Nisa Suresi: 69)
3- Allah’ın ipine hep birlikte sımsıkı sarılın. (Âl-i İmran Suresi: 103)
4- Onunla indirilecek olan nura uyanlar. (A’raf Suresi: 157)
5- Kitab’a sımsıkı sarılanlar. (A’raf Suresi: 170)
6- Her kim Allah’a sımsıkı bağlanırsa doğru yola ulaştırılmıştır. (Âl-i İmran Suresi: 101)
7- (Allah’a iman eden kimse) kopmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır. (Bakara Suresi: 256)
8- Biz Kur’an’dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, (müminler için) şifa ve rahmettir. (İsra Suresi: 82)
9- Bu (Kur’an) bütün insanlara hakikatı gösteren bir açıklama ve takva sahipleri için de bir hidayet ve öğüttür. (Âl-i İmran Suresi: 138)
10- Bunlar Allah’ın koymuş olduğu sınırlardır. (Bakara Suresi: 187)
11- Gerçekten size Allah’tan bir nur ve her şeyi apaçık bildiren bir kitap gelmiştir. (Maide Suresi: 15)
12- Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. (En’am Suresi: 153)
13- (Allah) kendi rızasına uyanları selâmet yollarına eriştirir. (Maide Suresi: 16)

 

Hasret ruzgari

Aktif Üyemiz
İhsan Sırrı'nın Yazdığı Mektup 440
Elbette bu keyfiyet bana hacc-ı ekber, rah-ı saadet, ömr-ü ebed, tayr-ı devlet, enfal-i ganimet sebebi olunca, sürurumdan ne kadar kabarsam ve siz halâskâr ve hakîm-i derdime, ne kadar teşekkür ve izhar-ı mahmedet eylesem hakkım olmaz mı?
İşte bu vesiledir ki, beni Kur’an dellâlına, Risale-i Nur müellifinin şakirdliğine tahsis ve kabul ettirmek gibi azim lütuflarına mazhar kılan Rabb-ı Rahimime karşı, dünyada kaldığım ve imkân bulduğum müddetçe kalemimi, hayatımı bu uğurda istimal etmeye söz ve karar verdirdi. Fazlaca söz söylemeye salâhiyetim ve o mertebeye istihkakım olmadığından, şimdilik kısa kesiyorum. Hizmetiniz umumî ve müessir, a’mâliniz muvaffak, himmetiniz âlî ve daim, emeğiniz makbul, sa’yiniz meşkûr, hayatınız mesud, ömrünüz efzun, sıhhatiniz mahfuz olsun. Sonsuz minnettarlığımın kabulünü, manevî himmet ve teveccühünüzün devamını rica eder, nur ile meşgul, nurlu ellerinizi öperim, efendim, büyüğümüz.
15 Şubat 1359 1

Talebe namzedi, sefil
Yusuf Toprak
***
(Risale-i Nur’un istikbalde ehemmiyetli bir
talebesi olan İhsan Sırrı’nın bir fıkrasıdır.)

Vâkıf-ı esrar-ı Sübhan, ferid-i Bediüzzaman, esseyid Saidi’l-Kürdî Hazretleri huzur-u sâmisine;
Esselâmü aleyküm ey mürşid-i kâmil!
Kemal-i tazimle hâk-i payinize yüzlerimi sürmeme ve mübarek ellerinizi takbil etmeme müsaadenizi yalvarırım. Bendeniz, şu ilticanamemi zat-ı âlinize sunan Sarac Ahmed Efendi fakirinizin oğluyum. Üstad-ı kaderin, ezelde levh-i kazaya çizdiği yazılar hükmüyle mahkûm olmuş, zavallı bir avareyim.


1- Milâdi 1943 senesi.
 

Hasret ruzgari

Aktif Üyemiz
Makam-ı Yusuf’da tali’in cilvelerini takdir-i ilâhiye tam bir inkıyad ile seyretmekte iken, babamdan aldığım bir şefkatnamede Zat-ı mürşidanenizin muhabbet-i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, viran gönlüm şad ve bünyad edildi. Şu mazlum anımı nurlandıran huzur-u manevîniz muvacehesinde satırlarım gibi kapkara yüzümü, seyyiat-ı mazi ile a’mâl-i kabihamın nişanelerini gizlemeğe muktedir olmamakdan mütevellid hicabımı setre kudret-yâb olamadım.
Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masiva-perestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi’ olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için, kapınıza boynumu uzatarak, hidayet yolcularınız meyanında yer alabilmek amel-i halisanesiyle halka-i irşadınıza bütün ruhumla şitab ediyorum. İrşadat-ı âliyenize muhtaç bulunduğumu arzederken cüretimin nazar-ı affınıza mazhar buyurulmasına yalvarır, kemal-i tazimle mübarek ellerinizi takbil ve tevkir ile kesb-i şeref ve can eylerim, Büyük mürşidim, efendim hazretleri.
Bir gün zalimlere dedirir Hazret-i Mevlâ,
Tallâhi, lekad aserekâllahü aleyna. 1

Risale-i Nur şakirdlerinden
İhsan Sırrı


1- Andolsun ki, Allah, seni bize üstün kılmıştır.

 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst Alt