BULUT

Aktif Üyemiz
Yönetici

Mebrure - Değilim

Ben sen değilim,
Senin gibi de değilim,
Eski ben gibi bile değilim,
Boşuna arama yorulma canım,
Bıraktığın yerde de değilim,
Beyaz olamadım ama kara da değilim,
Deva olamadım ama yara da değilim,
Bu alemde bir hayırsız ben de değilim,
Sonum ne olacak bilmiyorum,
Sefa olamadım ama zulüm de değilim,
Şifa olamadım ama zehir de değilim,
Bu alemde bir günahkar ben de değilim,
Kaderin düğümünü çözemiyorum,

Ben senin değilim
Senin gibi de değilim,
Eski ben gibi hiç değilim,
Boşuna arama yorulma canım
Bıraktığın yerde de değilim,
Kuytu olamadım ama ayaz da değilim,
Kanat olamadım ama kafes de değilim,
Bu alemde bir fütursuz ben de değilim,
Sonum ne olacak bilmiyorum,
Gündüz olamadım ama gece de değilim,
Şiir olamadım ama hece de değilim,
Bu alemde bir günahkar ben de değilim,
Yolumu kaybettim bulamıyorum,

Ben sen değilim,
Senin gibi de değilim,
Eski ben gibi bile değilim,
Boşuna arama yorulma canım
Bıraktığın yerde de değilim,
Umut olamadım ama hüzün de değilim,
Vefa olamadım ama cefa da değilim,
Bu alemde bir akılsız ben de değilim,
Sonum ne olacak bilmiyorum,
Altın olamadım ama bakır da değilim,
İpek olamadım ama çul da değilim,
Bu alemde bir günahkar ben de değilim,
Sesimin yankısını duyamıyorum,
Yardım et Rabbim nefes alamıyorum.
 
Son düzenleme:
degilim - mebrure-.webp
 
degilim - mebrure-2.webp

Bu şiirin en güçlü tarafı, “arada kalmış insan” duygusunu çok gerçek hissettirmesi.
Şiirde sürekli bir kimlik arayışı var:
  • “Ne tam iyi ne tam kötü”
  • “Ne beyaz ne kara”
  • “Ne şifa ne zehir”
  • “Ne gündüz ne gece”
Bu karşıtlıklar, insanın kendi içindeki kırılmışlığı ve aidiyet kaybını anlatıyor. Özellikle:
“Bıraktığın yerde de değilim”
sözü çok güçlü. Çünkü burada sadece bir insana değil; geçmişe, eski kişiliğe, eski hayata da dönüşün olmadığını anlatıyor.

Şiirde en yoğun hissettiğim şeyler:
  • yalnızlık,
  • iç hesaplaşma,
  • kimlik kaybı,
  • yorulmuşluk,
  • ama tamamen kötü biri olmadığını anlatma çabası.
Sürekli:
“Bu alemde bir günahkar ben de değilim”
demesi aslında insanın kendini savunması gibi duruyor.
Sanki dünya tarafından yanlış anlaşılmış bir ruh konuşuyor.

Final kısmı ise şiirin duygusal zirvesi:
“Yardım et Rabbim nefes alamıyorum.”
Burada artık insandan değil, doğrudan Allah’tan yardım isteyen bir ruh hali var. Bu da şiiri sadece “aşk” ya da “ayrılık” şiiri olmaktan çıkarıp manevi bir iç çığlığa dönüştürüyor.

Bence şiirin en etkileyici yönü:

“karanlıkta kalmış ama tamamen umudunu da kaybetmemiş bir insan” hissini vermesi.
 
degilim - mebrure-3.webp

Bu şiir bana, kendi iç dünyasında kaybolmuş ama hâlâ vicdanını kaybetmemiş bir insanın sessiz haykırışı gibi geliyor.
Bazı insanlar vardır; ne tam kırılmıştır ne de tamamen iyileşmiştir. İşte bu şiir tam olarak o ruh halini anlatıyor.

Şiirde sürekli bir “arada kalmışlık” hissi var.
Kendini hiçbir yere ait hissedemeyen, eski halini kaybetmiş ama yenisini de bulamamış bir insan konuşuyor. Özellikle:
“Eski ben gibi bile değilim”
sözü çok derin. Çünkü insanın kendine yabancılaşması, başkasına yabancılaşmasından daha ağırdır.

Bir başka güçlü tarafı da şu:
Şiir karamsar ama isyankâr değil.
Acı var, yorgunluk var, kaybolmuşluk var ama yine de içinde bir edep hissediliyor. Sürekli:
“Ben de değilim”
demesi aslında kendini temize çıkarmaktan çok, “beni yanlış anlamayın” demek gibi.

Şiirin sonundaki:
“Yardım et Rabbim nefes alamıyorum”
cümlesi ise insanın en çaresiz anında bile yönünü Rabbine çevirdiğini gösteriyor.
Bu yüzden şiirin içinde sadece hüzün değil; görünmeyen bir umut da var.

Bence bu şiir, modern insanın iç dünyasını çok iyi anlatıyor:
Kalabalıkların içinde yalnız kalan, geçmişine dönemeyen, geleceğini göremeyen ama yine de tamamen kararmayan bir ruh hali…
 
Bu şiire farklı bir açıdan bakınca, aslında insanın kendini tanımlama savaşı olduğunu görüyorum. Çünkü şiirde dikkat çeken şey, kişinin ne olduğunu anlatmaktan çok ne olmadığını söylemesi.

Bu da şunu gösteriyor:

İnsan bazen hayat boyunca başkalarının koyduğu etiketlerden kaçmaya çalışıyor.
  • “Kötü değilim”
  • “Zehir değilim”
  • “Kafes değilim”
  • “Günahkar değilim”
Bu sözler bir savunma değil sadece; aynı zamanda toplumun insanı tek bir kalıba sıkıştırmasına karşı bir direnç gibi duruyor.

Şiirdeki kişi sanki:
“Ben kusursuz değilim ama sandığınız insan da değilim”
demek istiyor.

Bir başka dikkat çeken taraf ise şiirin sürekli dönüşüm hissi taşıması.
Şair aynı insan olmadığını kabul ediyor:
“Eski ben gibi bile değilim”
Bu aslında kötü bir şey olmayabilir. Çünkü insan yaşadıklarıyla değişir. Acılar, kayıplar, hayal kırıklıkları insanı dönüştürür. Şiirdeki karakter de bunun tam ortasında duruyor. Henüz yeni halini bulamamış ama eski haline de dönemiyor.

Şiirin en etkileyici taraflarından biri de “kesinlik” taşımaması.
Net cevaplar yok.
Net bir yol yok.
Bu yüzden gerçek geliyor.

Çünkü hayatta çoğu insan aslında tam olarak:
  • iyi ile kötü arasında,
  • umut ile yorgunluk arasında,
  • güçlü görünmek ile dağılmak arasında yaşar.
Şiir de tam olarak bunu anlatıyor:
Bir insanın kendi içindeki geçiş dönemini…

degilim - mebrure-4.webp
 
Bu şiiri gerçekten yaşamış bir insan okuduğunda, gözlerinin önünden yarım kalmış konuşmalar, sessiz geceler, içine attığı çığlıklar ve geri dönemediği eski günler geçer. Kendini ne tamamen iyi ne de tamamen kötü hisseder; sadece çok yorulmuş hisseder. İçinde kırgınlık vardır ama kimseye anlatamadığı bir merhamet de taşır. Bazı satırlarda geçmişteki hatalarını hatırlar, bazı satırlarda ise onu anlamayan insanları… “Bıraktığın yerde değilim” sözüyle değiştiğini kabul eder ama bu değişimin onu mutlu edip etmediğini de bilemez. Şiirin sonunda ise insanın içinden sadece huzur istemek gelir; biraz anlaşılmak, biraz susmak ve en çok da Rabbinin kalbine dokunmasını istemek…

degilim - mebrure-5.webp


Bu noktadan sonra şiir aslında insana bir “çıkış yolu” da fısıldar; ama bu yol hızlı değil, sessiz ve yavaş ilerleyen bir toparlanma yoludur.

İnsan kendine bir anda gelmez. Önce şunu kabul ederek başlar: yaşanan hiçbir şey tamamen silinmez ama her şey insanı yönetmek zorunda da değildir. Hatıralar kalır, fakat onların ağırlığı hafifletilebilir.

Kendine gelmenin ilk adımı, içindeki karmaşayı inkâr etmemektir. “Ben iyiyim” diye bastırmak yerine “ben yoruldum” diyebilmektir. Çünkü yorgunluğu kabul eden insan, iyileşmeye gerçekten başlar.

Sonra insan, kendini sürekli geçmişe götüren cümleleri fark eder. “Keşke”ler, “neden”ler, “olsaydı”lar… Bunlar zihni geri çağıran seslerdir. Onları susturmanın yolu, onlara savaş açmak değil; dikkatini bugüne taşımaktır. Küçük şeylere dönmek burada çok önemlidir: bir yürüyüş, bir düzen kurmak, bir işi yarım bırakmamak, birine içten bir selam vermek gibi.

Unutmak ise tamamen silmek değildir. Unutmak; hatırladığında canının eskisi kadar yanmamasıdır. Bu da zamanla ve kendine yüklenmeyi bıraktıkça olur. İnsan kendini suçladıkça geçmiş büyür, kendine merhamet ettikçe küçülür.

Daha iyi hissetmenin en güçlü tarafı ise insanın iç konuşmasını değiştirmesidir. Kendine “ben bittim” demek yerine “ben buradan devam edebilirim” diyebildiğinde, yön değişir. Çünkü ruh en çok kendi sesinden etkilenir.

Ve bazen en derin toparlanma, hiçbir şeyi zorlamadan gelir: susarak, dua ederek, kabul ederek… Her şeyi çözmek değil, her şeyi taşımamayı öğrenmek iyileştirir.

Sonunda insan şunu fark eder:

Geçmiş geri gelmez ama insanın kendisi yeniden inşa edilebilir. Ve kalbin en ağır yükü bile, doğru bir sabır ve içten bir teslimiyetle hafifleyebilir.
 
bıraktıgın gibi degilim-.webp
İnsan, Yalnızlık ve İçindeki Sessiz Çığlık

Bazı sözler vardır; sadece okunmaz, insanın içine işler. Bazı cümleler ise bir şiirden çok, kırılmış bir ruhun sessiz haykırışı gibidir.

“Ben sen değilim, senin gibi de değilim, eski ben gibi bile değilim…” diye başlayan bu satırlar, aslında modern insanın iç dünyasını anlatan derin bir ruh halidir.

İnsan bazen kendini anlatamaz. Kalabalıkların içinde kaybolur, sesini duyuramaz, hatta zamanla kendi sesinin yankısını bile işitemez hale gelir. İşte bu şiirde anlatılan duygu tam olarak budur: değişmek, yorulmak, kırılmak ve kendini ararken kendi içinde kaybolmak…

İnsan Neden Kendine Yabancılaşır?

Hayat, insanı sürekli değiştiren uzun bir yol gibidir.
Yaşanan acılar, kayıplar, hayal kırıklıkları ve ihanetler; insanın iç dünyasında derin izler bırakır. Bir zaman sonra kişi aynaya baktığında eski halini göremez olur.

“Bıraktığın yerde de değilim” sözü aslında sadece bir insana değil; geçmişe, hatıralara ve eski benliğe söylenmiş ağır bir cümledir.

Çünkü insan bazen:
  • kırılır,
  • yorulur,
  • sessizleşir,
  • ama bunu kimseye anlatamaz.
Dışarıdan güçlü görünürken içinde büyük fırtınalar kopar.

Ne Tam İyi, Ne Tam Kötü…

Şiirde geçen:
“Umut olamadım ama hüzün de değilim,
Vefa olamadım ama cefa da değilim…”
satırları, insanın arada kalmış ruh halini anlatıyor.
Çünkü bazı insanlar ne tamamen mutlu olabilir ne de tamamen karanlığa teslim olur. İçlerinde hâlâ küçük bir ışık taşırlar.

Bu satırlar aynı zamanda insanın kendini yargılamasıdır. Kendi eksiklerini görmek, kusurlarını kabul etmek ama tamamen değersiz olmadığını da hissetmek…

Modern çağda birçok insan tam olarak bu psikolojiyi yaşıyor:
  • Kalabalık içinde yalnızlık,
  • İnsanlar arasında sessizlik,
  • Gülümserken içten içe tükenmek…
“Nefes Alamıyorum” Sözü Sadece Bir Cümle Değil

Bu cümle , ne olursa olsun sığınacak bir kapımız olduğunu söylüyor.

“Yardım et Rabbim nefes alamıyorum.”

cümlesidir.

Bu söz, sadece fiziksel bir sıkışmışlık değil; ruhun daralmasını anlatıyor. İnsan bazen öyle zamanlardan geçer ki hiçbir yere ait hissedemez. Dünya dar gelir, kelimeler yetmez, sessizlik bile yorucu olur.

Ve işte tam bu noktada insanın kalbinden sadece bir dua yükselir:
“Allah’ım bana yardım et…”

Çünkü bazen insanı ayakta tutan tek şey, Rabbine olan sığınışı olur.

Günümüz İnsanının Sessiz Çöküşü

Bugünün dünyasında insanlar artık daha yalnız.
Teknoloji arttı ama samimiyet azaldı.
Kalabalıklar çoğaldı ama dostluklar eksildi.
Herkes konuşuyor ama kimse gerçekten anlaşılmıyor.

Bu yüzden böyle şiirler insanlara yakın geliyor. Çünkü herkes biraz kırık, biraz yorgun, biraz eksik hissediyor.

Kimileri bunu belli ediyor, kimileri ise sadece içine gömüyor.

İnsan Bazen Kendini Arar.

Bu şiir, karamsarlığın değil; insanın kendi içindeki savaşın şiiridir.
Bir kayboluşu anlattığı kadar, aslında yeniden kendini bulma arayışını da anlatır.

Belki insan her zaman güçlü olamaz…
Belki her zaman mutlu da olamaz…
Ama içindeki sesi tamamen kaybetmediği sürece hâlâ umut vardır.

Çünkü insan bazen en dipteyken bile yeniden ayağa kalkabilecek gücü içinde taşır.

Ve bazen bir insanın tek ihtiyacı şudur:
Anlaşılmak…
Sessizce dinlenmek…
Ve biraz da dua…
 

Saat

Forum Görünümü

Konular
55.412
Mesajlar
136.119
Toplam kullanıcı
6.098
Son üye
oxenon.com
Geri
Üst